açlık ile cümle

açlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Eğer sana güvenmek zorunda olsaydık, Finn... ...uzun bir süre önce açlıktan ölmüş olurduk.Se tivéssemos que depender de ti, Finn, teríamos morrido à fome à muito tempo.
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››A Ezav povedal: Hľa, jednako idem zomrieť, načože mi je prvorodenstvo?!
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Eesau vastasi: "Katso, minä kuolen kuitenkin, mitä minä esikoisuudellani teen?"
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Então replicou Esaú: Eis que estou a ponto e morrer; logo, para que me servirá o direito de primogenitura?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Entonces Esaú dijo: --He aquí que yo me voy a morir; ¿de qué, pues, me servirá la primogenitura
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau antwortete: Siehe, ich muß doch sterben; was soll mir denn die Erstgeburt?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau a răspuns: ,,Iată-mă, sînt pe moarte; la ce-mi slujeşte dreptul acesta de întîi născut?``
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ê - sau đáp rằng : Nầy , anh gần thác , quyền trưởng_nam để cho anh dùng làm_chi ?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ê-sau đáp rằng: Nầy, anh gần thác, quyền trưởng nam để cho anh dùng làm chi?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ésaü répondit: Voici, je m`en vais mourir; à quoi me sert ce droit d`aînesse?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau svarade: »Jag är ju döden nära; vartill gagnar mig då min förstfödslorätt?»
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau svarede: "Jeg er jo lige ved at omkomme; hvad bryder jeg mig om min Førstefødselsret!"
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau svarte: Jeg holder på å dø; hvad skal jeg da med førstefødselsretten?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››És monda Ézsaú; Ímé én halni járok, mire való hát nékem az én elsõszülöttségem?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ezav pa reče: Glej, proti smrti hitim, čemu mi tisto prvorojenstvo?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››I řekl Ezau: Aj, já k smrti se blížím, k čemuž mi tedy to prvorozenství?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››I rzekł Ezaw: Otom ja bliski śmierci, cóż mi po pierworodztwie?.
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Kata Esau, "Peduli apa hak itu bagi saya. Saya lapar setengah mati!
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››에서가 가로되 내가 죽게 되었으니 이 장자의 명분이 내게 무엇이 유익하리요
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Rispose Esaù: «Ecco sto morendo: a che mi serve allora la primogenitura?»
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Και ο Ησαυ ειπεν, Ιδου, εγω υπαγω να αποθανω, και τι με ωφελουσι ταυτα τα πρωτοτοκια;
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››А Исав рече: Виж, аз съм на умиране, за какво ми е това първородство?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Исав сказал: вот, я умираю, что мне в этом первородстве?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››ויאמר עשו הנה אנכי הולך למות ולמה זה לי בכרה׃
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››فقال عيسو ها انا ماض الى الموت. فلماذا لي بكورية.
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››以 掃 說 、 我 將 要 死 、 這 長 子 的 名 分 於 我 有 甚 麼 益 處 呢
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››以 掃說 、 我 將 要死 、 這長 子 的 名分 於 我 有 甚麼 益 處呢
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Aber Bauern im Rest der Welt sind interessanterweise ziemlich dünn, und das ist so, weil sie hungern.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Ale farmáři ve zbytku světa jsou ve skutečnosti docela pohublí, a to proto, že hladoví.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Ale poľnohospodári vo zvyšku sveta sú vlastne celkom chudí, a to preto, že hladujú.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Dar fermierii din restul lumii sunt, de fapt, destul de slăbănogi, și asta pentru că mor de foame.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.De a világ más részein a földművesek valójában szinte csontsoványak, azért, mert éheznek.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.그러나 나머지 나라들에서의 농부들은 실제로 매우 말랐고, 이유는 그들이 굶주려 있기 때문입니다.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Maar boeren in de rest van de wereld zijn juist best mager, dat is omdat ze honger hebben.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Ma gli agricoltori del resto del mondo sono spesso molto magri e questo è perchè sono affamati.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Mais les fermiers dans le reste du monde sont en fait assez maigres, et c'est parce qu'ils meurent de faim.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Mas, no resto do mundo, quem trabalha na agricultura são pessoas bem magras, porque passam fome.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Mientras que los agricultores en el resto del mundo son muy delgados, y eso es porque tienen hambre.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Namun para petani di belahan dunia lain berbadan kurus karena mereka kelaparan.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Nhưng người nông dân ở những nước khác lại rất gầy gò là bởi vì họ thiếu ăn.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Rolnicy w innych częściach świata są szczupli, ponieważ głodują.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.Αλλά οι αγρότες στον υπόλοιπο κόσμο είναι αρκετά αδύνατοι,και αυτό επειδή πεθαίνουν της πείνας.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.А фермерите в останалата част от света всъщност са доста кльощави, и това е, защото гладуват.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.אבל חקלאים בשאר העולם הם למעשה די רזים, וזה כי הם גוועים בערב.
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.بينما المزارع في باقي دول العالم هي صغيرة جدا .. وهذا هو سبب تضورهم جوعا
Fakat dünyadaki diğer çiftçiler çok açlık çektikleri için gerçekte oldukça zayıftırlar.空腹の為とてもやせ細っています 世界で最も 空腹を抱えているのは自給自足農業者なんです
Fakat yine de insanların çok açlık çektiği zamanlar oldu.و لكنهم، كان لديهم مجاعات في السابق،
Finnick ve Annie Finnick, Annie ile Tanışıyor www.aclikoyunlari.netEpisódio 1:
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varAz igazság az, hogy az éhínség és köztünk hatalmas tartalék van még a fejlett országokban.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varDe fapt, avem o rezervă enormă, în țările bogate, între noi și foame.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varFaktum är att vi har en enorm buffert i rika länder, mellan oss själva och hunger
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varIl divario tra noi, nelle nostre ricche nazioni, e la fame è enorme.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık var실상은, 부유한 나라에서는 배고픈 사람들과 그렇지 않은 사람들 사이에는 아주 큰 완충지대가 있습니다.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varLa verdad es que tenemos esta enorme reserva en los países ricos, entre nosotros y el hambre.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varLe fait est que, dans les pays riches, nous avons un tampon énorme entre nous-mêmes et la faim.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varSkutočnosť je taká, že v bohatých krajinách je obrovská priepasť medzi nami a hladovaním.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varTak naprawdę w bogatych krajach bardzo daleko nam do głodu.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varTatsächlich haben wir in wohlhabenden Ländern einen riesigen Puffer zwischen uns und dem Hunger.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varVe skutečnost máme v bohatých zemích enormní rezervu potravin.
Gerçek şu ki, zengin ülkelerde insanlar ve açlık arasında akılalmaz bir uzaklık varWe hebben een enorme buffer in rijke landen tussen onszelf en honger.

İlgili Sayfalar