açlık ile cümle

açlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Açlık grevleri ne elde edebilir?What can hunger strikes achieve?
Şehir açlıktan ölen askerlerle doluydu.The city was full of starving soldiers.
O açlıktan ölmeyecek.He won't starve to death.
Biz burada açlıktan ölüyoruz.We're dying of hunger here.
Ben artık açlıktan ölmüyorum.I'm no longer starving.
Açlık ve hastalık en alt sınıflar arasında yaygındır.Starvation and disease were rampant among the lowest classes.
İnsanlar hâlâ açlıktan ölüyor.People are still starving.
Şu günlerde Venezuela'daki insanlar açlık sınırındalar.Nowadays people in Venezuela are on the breadline.
Bir Amerikan hükümeti, Amerikalıların açlıktan ölmelerine izin veremez.An American Government cannot permit Americans to starve.
Eve geldiğimde açlıktan ölüyordum.I was starving when I got home.
Hadi gidip yemek yiyelim. Açlıktan ölüyorum.Let's go eat. I'm starving.
Onların açlıktan ölmesini istemiyorum.I don't want them to starve.
Açlıktan ölüyorum! Üç gün içinde bir şey yemedim.I'm dying of hunger! I haven't eaten anything in three days.
Açlık hissetmiyor musun?Don't you feel hungry?
Bir sonraki açlık grevi ne zaman?When's the next hunger strike?
Açlık en iyi mezedir.Hunger is the best appetizer.
Açlık en iyi iştah açıcıdır.Hunger is the best appetizer.
Onların açlıktan ölmelerine izin veremem.I can't let them starve.
"Açlıktan ölüyorum." "Buzdolabında biraz yemek artığı var.""I'm starving." "There are some leftovers in the fridge."
"Açlıktan ölüyorum." "Buzdolabında bazı yemek artıkları var."I'm starving." "There are some leftovers in the fridge."
Açlıktan ölmeyeceğim.I won't starve.
Umarım açlıktan ölmem.I hope I don't starve to death.
Ve insanlar açlıktan ölmeye devam ediyor.And the people continue to die of hunger.
O yaşlı açlıktan öldü.That elder died of hunger.
Tom açlıktan ölmüş olmalı.Tom must be starved.
Tom açlıktan ölebilirdi.Tom could've died of starvation.
Tom bana açlıktan öldüğünü söyledi.Tom told me that he's starved.
Tom Mary'nin muhtemelen açlıktan öleceğini söyledi.Tom said Mary was likely to be starved.
Tom Mary'ye açlıktan öldüğünü söyledi.Tom told Mary that he was starved.
"Aç mısın?" "Açlıktan ölüyorum.""Are you hungry?" "I'm starving."
Tom muhtemelen açlıktan ölecek.Tom will probably be starved.
Tom eve döndüğünde açlıktan ölecek.Tom is going to be starved when he gets home.
Tom açlıktan öldüğünü söyledi.Tom said that he was starved.
Çalmaya başlamaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederdim.I would rather starve than start stealing.
Tom herkese açlıktan öldüğünü söyledi.Tom told everyone he was starved.
Eve geldiğimde açlıktan ölmüş olacağım.I'll be starved when I get home.
Eve vardığımda açlıktan ölmüş olacağım.I'll be starved when I get home.
Açlık çekmiyor musun?Aren't you starving?
Açlık çekiyorsun, değil mi?You're starved, aren't you?
Tom ve Mary açlıktan ölüyor.Tom and Mary are starving.
Pek açlık hissetmiyorum.I'm not feeling very hungry.
Açlıktan ve yorgunluktan dolayı köpek sonunda öldü.With hunger and fatigue, the dog died at last.
Rapor en yüksek açlık oranlarının Afrika’da olduğunu belirtiyor.The report notes the highest hunger rates are in Africa.
Çok açlık bastırdı mı?Are you very hungry?
Açlık mı bastırdı çok?Are you very hungry?
Çok mu açlık bastırdı?Are you very hungry?
Açlık bastırdı mı çok?Are you very hungry?
Çok açlık mı bastırdı?Are you very hungry?
Açlıktan ölüyorum çünkü kahvaltı yapmadım.I am starving because I didn't have breakfast.
Hiçbir çocuk açlık çekmemeli.No child should starve.
Hiçbir çocuk açlıktan ölmemeli.No child should starve.
Deminki durum için özür dilerim. Açlıktan sinirim bozulmuştu.I'm sorry for earlier. I was hangry.
Açlıktan telef oldular.They perished from hunger.
Açlık grevindeyim.I'm on a hunger strike.
Birçoğu açlık ya da eğitim fırsatları sebebiyle Aberdeen Gölü'ne taşınmıştır.Many relocated to Aberdeen Lake because of starvation or education opportunities.
Açlık grevleri tolere edildi fakat mahkûmlar hastalandıklarında serbest bırakıldılar.Hunger strikes were tolerated but prisoners were released when they became sick.
Finlandiya'da kıtlık, büyük açlık yılları (suuret nälkävuodet) olarak bilinir.In Finland the famine is known as "the great hunger years", or suuret nälkävuodet.
"Açlıktan kaçtı"."Açlıktan kaçtı".
Ekonomistlere göre 150 milyon nüfuslu ülkenin 30 milyonu açlık çekebilecek duruma düşebilir.Economists estimate 30 million of the country's 150 million people could go hungry.
Tek bir çözüm vardı, Sovyet kuvvetleri, açlık ve susuzluk nedeniyle teslim olmaya zorlamak.There was only one solution - to force the Soviets to capitulate through hunger and thirst.

İlgili Sayfalar