açlık ile cümle
açlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Almanya olası bir açlıkla yüz yüze kaldı.Germany faced possible starvation.
Kısa sürede, açlıkları öfkeye dönüştü.Soon, their hunger turned to anger.
Bazı yerlerde, insanlar açlıktan öldü.In some places, people died of hunger.
Onun için açlık soyut bir kavramdı. Onun daima yeterli yiyeceği vardı.For him, hunger was an abstract concept. He had always had enough food.
Kısa sürede yiyecek bir şey almazsak, hepimiz açlıktan öleceğiz.If we don't get something to eat soon, we'll all starve to death.
Adam açlıktan ölüyor.The man is starving.
Şimdi yiyelim. Açlıktan ölüyorum.Let's eat now. I'm starving.
Tom açlıktan ölüyordu.Tom was starving to death.
O açlıktan öldüğü için suç işlemek zorunda kaldı.He had to commit crime because he was starving.
Açlık en büyük sosyal felaketlerden biridir.Hunger is one of the largest social misfortunes.
Dünyada her yıl kaç kişinin açlıktan öldüğünü biliyor musun?Do you know how many people in the world starve to death every year?
Açlıktan ölüyorum! Acele et ve bana yiyecek bir şey ver.I'm starving! Hurry and give me something to eat.
Tom açlıktan öldü.Tom starved to death.
Biz açlıktan öleceğiz!We'll starve to death!
Açlıktan öleceğim!I'll starve to death!
Neredeyse açlıktan ölüyorduk.We nearly starved.
Neredeyse açlıktan ölüyordum.I nearly starved.
Tom, lütfen bu açlıktan ölen insanlara yemek için bir şey verir misin?Tom, would you please give these starving people something to eat?
Açlıktan ölmemi istemedin, değil mi?You didn't want me to starve, did you?
Dünyada yeterli yiyecek vardır; insanlar siyaset yüzünden açlık çekiyorlar.There is enough food in the world; people are starving because of politics.
Onlar açlıktan ölecekler.They'll starve.
Ben zaten açlıktan ölüyorum.I'm already starving.
Açlıktan ölüyor olmalısın.You must be starving.
Açlıktan öldük.We're starved.
Açlıktan öleceğiz.We'll starve.
Tom açlıktan ölecek.Tom will starve.
Açlıktan ölüyoruz.We're starving.
Tom açlıktan ölüyor.Tom is starving.
Tom açlıktan ölmeyecek.Tom won't starve.
Açlıktan ölüyordum.I was starving.
Senin hakkında bilmiyorum ama ben açlıktan ölüyorum.I don't know about you, but I'm starved.
Seni bilmem ama ben açlıktan ölüyorum.I don't know about you, but I'm starving.
Tom açlıktan ölmek istemiyordu.Tom didn't want to starve.
Açlıktan ölen çocukları düşün.Think of the starving children.
Afrika'da açlıktan ölen çocuklar var.There are starving children in Africa.
Açlık insanlara aptalca şeyler yaptırabilir.Hunger can make people do stupid things.
Açlık en iyi aşçıdır.Hunger is the best cook.
Rehineler yiyecekten yoksun oldukları için açlıktan öldüler.The hostages starved because they were deprived of food.
Mahkumlar açlık grevine gitmekle tehdit ediyorlar.The prisoners are threatening to go on a hunger strike.
"Açlık Oyunları nedir?" "Bilmiyorum. Umarım aç olan insanlar hakkında değildir.""What is ‘The Hunger Games’?" "I don't know. I hope it's not about people who are hungry."
Her yıl, milyonlarca insan Afrika'da açlıktan ölmektedir.Every year, millions of people die of hunger in Africa.
Her geçen gün dünyanın her yerinde milyonlarca insan sokaklarda açlıktan ölüyor.Day after day, all over the world, millions of people die of hunger in the streets.
Açlıktan daha kötü bir şey yoktur.There's nothing worse than hunger.
Açlıktan ölmeyeceğiz.We're not going to starve to death.
Açlık çeken insanları demokratikleştiremezsiniz.You cannot democratize a starving people.
Yaklaşık bir milyar insan, açlık ve yoksulluktan muzdariptir.About a billion people suffer from hunger and poverty.
Bana o koyun etinden biraz ayır. Bir parça et için açlıktan ölüyorum.Save me some of that mutton. I'm starving for a bit of meat.
Açlık her şeye iyi tat verir.Hunger makes anything taste good.
Açlık en iyi baharattır.Hunger is the best spice.
Onlar açlıktan ölüyorlar.They're starving.
Umarım açlıktan ölmezsin.I hope you don't starve.
Açlıktan ölmek zorunda değiliz.We don't have to starve.
İnşallah açlıktan ölmeyiz.I hope we don't starve to death.
Hayatta kalanlar açlıktan ölmek üzereyken bir adada bulundu.The survivors were found on an island, dying of starvation.
Birçok işçi açlıktan öldü.Many workers starved to death.
Onlar açlıktan ölen fakir çocukları düşünmüyorlar.They don't think about the poor children who are dying of hunger.
Açlıktan ölen fakir çocukların halini düşünmüyorlar mı?Don't they think about the poor children who are dying of hunger?
Dünya deniz suyu ile çevrilidir ama yağmur başarısız olursa insanlar açlıktan ölecek.Earth is surrounded by sea water but if rain fails people will starve.
Sığırlar açlıktan ölüyor.The cattle are starving.
İnsanlar açlıktan ölüyordu.People were starving.