açlık ile cümle
açlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,La maggior parte delle storie sull'Africa ultimamente parlano di carestie,
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,Majoritatea poveștilor africane actuale vorbesc despre foamete,
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,Muchas historias africanas de estos días, hablan acerca del hambre,
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,Väčšina Afrických príbehov v týchto časoch hovoria o hladomore,
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,Większość opowieści z Afryki mówi obecnie o głodzie,
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,В наше время, большинство историй об Африке связаны с голодом,
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,В повечето африкански истории в наши дни се говори за глад,
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,לספר את סיפורו ב-18 דקות. נראה לי שעומד בפני אתגר רציני.
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,معظم القصص الأفريقية في هذه الأيام، تتحدث عن المجاعة،
Bu günlerde çoğu Afrika hikayesi, açlık,飢餓や エイズ
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Det här värdelösa rovdjuret kommer svälta ihjäl i mitt hav."
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Dieser unfähige Jäger wird in meinem Ozean verhungern."
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Dit waardeloze roofdier gaat verhongeren in mijn oceaan".
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Este depredador inútil va a morir de hambre en mi océano".
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""이 쓸데없는 포식자는 나의 바다에서 굶어죽겠군."
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Prădătorul ăsta inutil va muri de foame în oceanul meu."
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Tämä hyödytön saalistaja kuolee nälkään minun meressäni."
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Ten beznadziejny drapieżnik umrze z głodu w moim oceanie". (Śmiech)
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Tenhle neschopný predátor vyhladoví v mém moři."
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Този безполезнен хищник ще гладува в моя океана."
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Цей нікчемний хижак недоїдатиме в моєму океані".
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek.""Этот никудышный хищник умрёт от голода в моём океане".
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek."וחשבה, "הטורף הלא יעיל הזה הולך לגווע ברעב באוקיינוס שלי."
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek."ان لم يكن هذا الشيء مفترساً .. سوف يموت جوعاً في المحيط
"Bu işe yaramaz yırtıcı benim okyanusumda açlıktan ölecek."私の海で飢え死にしちゃうわ」と言っているようでした (笑)
Bu kadar çok insanın açlıktan ölmesi saçma değil mi?Non credi sia folle quando ci sono così tante persone che muoiono di fame?
Bu kadar çok insanın açlıktan ölmesi saçma değil mi?И признавам, че дълбоко в мен се крие искра на идеализъм, която искам изведнъж да се промени.
Bu kadar fakirlik, açlık yeter.Dovolj je bilo revščine, lakote.
Bu kadar fakirlik, açlık yeter.Elég ideig voltatok szegények, éheztetek ..."
Bu kadar fakirlik, açlık yeter.Lange genug arm gewesen, gehungert.'
Bundan pek emin değilim ama, açlıktan zayıf düşüp o karıncaları yediğimi hatırlıyor musun?En ole varma- -mutta muistatko, kun söin muurahaisia?
Bundan pek emin değilim ama, açlıktan zayıf düşüp o karıncaları yediğimi hatırlıyor musun?Jag är inte säker- -men minns du när jag var svag av hunger och åt de där myrorna?
Bundan pek emin değilim ama, açlıktan zayıf düşüp o karıncaları yediğimi hatırlıyor musun?Jeg er ikke sikker. Men kan du huske, da jeg var svag af sult og spiste myrer.
Bundan pek emin değilim ama, açlıktan zayıf düşüp o karıncaları yediğimi hatırlıyor musun?Não tenho a certeza, mas lembras-te de quando estava fraco de fome e comi as formigas?
Bundan pek emin değilim ama, açlıktan zayıf düşüp o karıncaları yediğimi hatırlıyor musun?Nie jestem pewien, ale pamiętasz, jak osłabłem tak bardzo, że jadłem te mrówki?
Bundan pek emin değilim ama, açlıktan zayıf düşüp o karıncaları yediğimi hatırlıyor musun?No estoy seguro, pero ¿recuerdas esa vez que me sentía tan débil que me comí todas esas hormigas?
Bundan pek emin değilim ama, açlıktan zayıf düşüp o karıncaları yediğimi hatırlıyor musun?Non ne sono del tutto sicuro, ma ricordi quando ero indebolito dalla fame e ho mangiato le formiche?
Bundan pek emin değilim ama, açlıktan zayıf düşüp o karıncaları yediğimi hatırlıyor musun?Δεν είμαι σίγουρος, αλλά θυμάσαι όταν λιμοκτονούσα κι έφαγα τα μυρμήγκια;
Bundan pek emin değilim ama, açlıktan zayıf düşüp o karıncaları yediğimi hatırlıyor musun?Я в этом не уверен, но помнишь, когда я ослаб от голода и съел муравьёв?
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.A fome não é negociável.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Az éhínség nem megegyezés kérdése.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Ça ne se négocie pas, la faim.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Dit is niet iets onderhandelbaars, honger.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Đói, không phải là thứ có thể thương lượng.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.El hambre no es algo negociable.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Foamea nu este negociabilă.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Głód to nie jest coś, z czym można negocjować.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Hlad není věc k diskuzi.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Hunger, es ist keine verhandelbare Sache.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Kelaparan bukanlah sesuatu yang dapat dinegosiasikan.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.배고픔은 협상가능한 것이 아닙니다.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Non è una cosa negoziabile, la fame.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Svält är inte något som kan förhandlas.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Η πείνα δεν είναι διαπραγματεύσιμη.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Голод - не предмет для дискуссий.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.Но гладът -- това не е тема за преговори.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.זה אינו עניין הנתון למשא ומתן, הרעב
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.الجوع هو ليس أمر يمكننا مناقشته.
Bu pazarlığa tabi bir şey değil, açlık.埋め合わせできません
Bu zamanda Fransız halkında genel bir açlık ve sefalet kol geziyordu.Ada kelaparan yang merata pada saat itu.