açlık ile cümle
açlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Açlıktan ölüyorum!I'm starving!
Ben açlıktan ölüyorum.I'm starving!
Açlıktan ve yorgunluktan dolayı, köpek sonunda öldü.With hunger and fatigue, the dog died at last.
Açlık çocuğu yazar kasadan para çalmak için zorladı.Hunger compelled the boy to steal money from the cash register.
Açlık onu çalmaya tahrik etti.Hunger drove him to steal.
Midem açlıktan yapıştı.My stomach is clenched with hunger.
Kıtlıktan dolayı sığır açlıktan öldü.Because of the famine, the cattle starved to death.
Sığır açlıktan dolayı öldü.Because of the famine, the cattle starved to death.
Kıtlıktan dolayı sığırlar açlıktan öldü.Because of the famine, the cattle starved to death.
Açlık insanlar arasında büyük sıkıntıya neden oldu.Famine caused great distress among the people.
Açlık hiçbir yasayı tanımaz.Hunger knows no law.
Açlık en ağır sorunlardan biridir.Hunger is one of the strongest griefs.
Açlıktan ölen insanlara yiyecek sağla.Provide starving people with food.
Biz sakin duramayız ve insanların açlıktan ölmesini izleyemeyiz.We cannot stand quiet and watch people starve.
Açlık burnumuzun dibinde.Famine stared us in the face.
Shinji'nin açlıktan öleceği gün gibi açıktı.It was as clear as day that Shinji would die from hunger.
Sığır açlıktan ölüyordu.The cattle starved to death.
Binlerce insan açlıktan öldü.Thousands of people died of hunger.
Açlıktan ölse bile yardım istemezdi.He didn't like to ask for help even if he was starving.
Böyle bir şey yapacağıma açlıktan ölsem daha iyi.I might as well starve as do such a thing.
Yaşlı adam açlıktan ölüyordu.The old man was starved to death.
Hayvan açlıktan öldü.The animal died from hunger.
Uzun kuraklığın ardından açlık geldi.The long drought was followed by famine.
Birçok insan o savaş sırasında açlıktan öldü.A lot of people starved during that war.
Açlıktan ağlıyordu.He was crying with hunger.
Ülkede çok sayıda insan açlıktan ölüyor.So many people are starving to death in the country.
Kuraklıkta, pek çok insan ve hayvan açlıktan öldü.In the drought, many people and animals starved to death.
Zavallı kedi açlıktan ölmenin eşiğindeydi.The poor cat was on the verge of starvation.
Açlıktan ölüyorum.I'm starved.
Açlık sancım var.I have hunger pangs.
Kalbim Afrika'da açlık çeken çocuklar için ağrıyor.My heart aches for the starving children in Africa.
Afrika'da açlıktan muzdarip olanların acil yardıma ihtiyaçları var.Those who are suffering from hunger in Africa need urgent help.
Afrikada ki çoğu çocuk açlıktan ölüyor.Many children die of starvation in Africa.
Kalbim açlıktan ölen o çocuklar için sızlıyor.My heart aches for those starving children.
Dilencinin açlık ve yorgunluktan başı dönüyordu.The beggar was dizzy with hunger and fatigue.
Bir deri bir kemik açlıktan ölmüş bir kediydi.It was a cat starved to skin and bones.
TV'de açlıktan ölen birçok insan gördüm.I saw many people starving to death on TV.
Çalmaktansa açlıktan ölürüm.I would rather starve to death than steal.
Hırsızlık yapacağıma açlıktan ölürüm.I would rather starve to death than steal.
Çalmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederim.I would rather starve to death than steal.
Açlık insan güdülerinin belkide en güçlüsüdür.Hunger is perhaps the strongest of all human drives.
Dünyada birçok insan açlıktan ölüyor.A lot of people are starving in the world.
Dünyada bazı insanlar, açlıktan çeker.Some people in the world suffer from hunger.
Dünyada bazı insanlar açlıktan müzdariptir.Some people in the world suffer from hunger.
Siyasi mahkumlar daha iyi şartlar için açlık grevindeler.Political prisoners are on a hunger strike for better conditions.
Ben sadece açlıktan ediyorum.I'm just starving.
Tüm Dünya barışa açlık duyuyor.The whole world hungers for peace.
Çalmaktansa açlıktan ölmeyi yeğlerim.I would rather starve than steal.
Onun emrinde çalışmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederim.I would rather starve than work under him.
O açlıktan öldüğü için bir parça tost yedi.He swallowed a piece of toast because he was starving.
O açlık ve yorgunluk yüzünden bayıldı, ancak bir süre sonra kendine geldi.He fainted with hunger and fatigue, but came to after a while.
Onlar açlık çekiyorlar.They are suffering from hunger.
Onlar açlık hissediyorlar.They feel hungry.
Anneler çocuklarını doyurmak için kendileri açlıktan öldü.Mothers starved themselves to feed their children.
Her yıl milyonlarca insan açlıktan ölüyor.Millions of people starve to death every year.
İşçilerin çoğu açlıktan öldüler.Many of the workers died of hunger.
Ben açlık çeken bir örümceğim.I'm a starved spider.
Zengin ülkelerde, çok az sayıda insan açlıktan ölüyor.In rich countries, few people starve.
Kurak bir yıldı, ve birçok hayvan açlıktan öldü.It was a dry year, and many animals starved.
Birçok insan açlıktan ve hastalıktan öldü.Many died of hunger and disease.