açıkça ile cümle

açıkça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kardinal Feyerabend’in iddiasıyla aynı fikirde olduğunu veya olmadığını açıkça belirtmedi.Hồng y không nói rõ liệu ông đồng ý hay không đồng ý với các ý kiến của Feyerabend.
McQueen açıkça geydi ve cinsel yönelimini altı yaşındayken fark ettiğini söylemişti.McQueen là một người đồng tính và từng thổ lộ rằng ông đã nhận ra khuynh hướng giới tính từ năm sáu tuổi.
Hovi, açıkça eşcinsel olduğunu belirtmiştir.Nowalk đã công khai rằng ông là người đồng tính.
Dolayısıyla Dünya benzeri bir uygarlığı uzaktan açıkça tespit edebilmek zordur.Rõ ràng việc phát hiện một nền văn minh kiểu Trái Đất ở những khoảng cách lớn là khó khăn.
Bu Kral Charles için açıkça küçük görülüp utanma vesilesi oldu.Điều này đã khiến vua anh Karl I hết sức thất vọng.
Üst sınıf, sosyal statülerini sanat ve edebiyatta açıkça ortaya koyardı.Tầng lớp thượng lưu này còn làm nổi bật địa vị xã hội của họ thông qua nghệ thuật và văn học.
Eğer n = 1 ise, sonuç açıkça geçerlidir.Nếu n = 1 thì siêu mặt là một điểm (không chiều).
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Các hiệp sĩ Thập tự chinh tấn công thẳng từ tàu chở ngựa và quân đội Byzantine tháo chạy về phía nam.
Açıkçası, siz ülkenin geri kalanı için iyi bir aile örneği ortaya koyuyorsunuz.Tại đây, ông đã xây dựng được một căn cứ địa tốt cho Huế.
Onlar, sözle ve açıkça iman ederek Müslüman oldular.《自分は信仰がある》と語る者。
20 Mayıs'ta Sovyet hükümeti Flensburg Hükümeti hakkında ne düşündüğünü açıkça belirtti.5月20日、ソ連政府はそれまでのフレンスブルク政府について考えられていたことを白紙にした。
Açıkçası radyo kaynakları küçük başlamak ve daha büyük büyümek zorundadırlar.明らかに、電波源は最初は小さく生まれ、大きく成長していく。
Bunu Türklere açıkça söyledik” dedi.トルコ嬢に声かけちまった」と言ったという。
Bu nedenle hangi ülke parası olduğu açıkça yazılmalıdır.どの国の紙幣になるかはクジでひいて決める。
Akdeniz çevresiyle de karşılıklı ilişkiler kurduğu açıkça bellidir.境内の磯合にある夫婦岩(めおといわ)で知られる。
20 yüzyılın başında Avam Kamarası üstünlüğü açıkça kurulmuştur.イギリスの庶民院の優越は20世紀初頭に確立した。
Bir süre sonra da aşkını açıkça itiraf eder.それとは知らず彼は愛を告白してしまう。
Ama bunu sadrazama açıkça belli etmedi.しかし、彼についてはっきりしたことは分かっていない。
Sonunda kendinin meşru kral olduğunu açıkça ilan etti.最終話で王として即位する。
Kitabın adı 101. sayfada açıkça Irk Bitig olarak kaydedilmiştir.名前は第101話で明かされた。
Ay, Dünya'dan açıkça görülemez.月の裏の大部分は、地球からまったく見ることができない。
Bu olgunun kökeni açıkça anlaşılmış değildir.このあたりの経緯は明瞭ではない。
Kendi resimlerinde de bu yaklaşımı açıkça görülmektedir.』の特典映像においてもその様子を垣間見ることができる。
Bu kuralın istisnası kanunun buna açıkça izin vermesidir.法の適用に関する通則法では、この点を明確にしたものである。
“Ama Tanrı O'nu üçüncü gün diriltti ve açıkça görünmesini sağladı.”すると彼は三日目に復活して、彼らの中にその姿を見せた。
Müslüman olmayan dinsel gruplara grup faaliyetlerini açıkça tavsiye etmeleri izni verilmiştir.ただしムスリム市民がイスラム教を教えない私立学校へ通学することは許されている。
Ancak resmi yetkililerin kötüniyetle davrandığının açıkça belli olduğu davalar bunlardan ayrıktır.国はその政府と同じぐらい悪い、という事実に直面するわたしたちは、恥をかくだろう。
Bu elimizde bulunan verilerde açıkça görülmektedir.そのことは明記された上で公表された。
Muhammed'in tasvir edilmesi, Kur'an'da belirtilmese de birkaç hadiste açıkça yasaklanmıştır.コーランは明示的にムハンマドの描写を禁止しているわけではないものの、いくつかのハディースは明示的に禁止している。
Ne yazık ki adını söyleyip açıkça teşekkür edemiyorum kendisine.自分はそれを知ってはいるが、その名は絶対に言えない。
Sonunda, Rhaegar bile bunu açıkça görmüştü.”」とイジリーは当時を振り返った。
Yine de, Ki-44, Ki-43'e kıyasla bir savaş uçağı olarak açıkça daha üstün olduğu açıktı.そのためキ43はキ44と比べて格闘戦を重視するものであった。
Bu da açıkça yerel bir alan kuramı demektir.そのため、あくまで局地用としての意味合いが強い。
Stalin sürekli olarak açıkça Lenin'in yanılmazlığını şiddetli bir şekilde savunmuştur.そんな中、ヴィランクは一貫して潔白を主張し続けた。
Gandi ve yandaşları Hindistan'a hemen bağımsızlık verilmezse savaşa destek vermeyeceklerini açıkça belirtti.甘地和他的支持者們清楚地說,如果印度不能獨立,就不支持戰爭。
Ancak bir gruba veya gruplara yakın olabilirler ya da görüşlerini açıkça ifade ederek oy alırlar.信奉異端道理的人可能被誤認或自視為基督徒,卻奉行或宣揚《聖經》以外的啟示。
Ay, Dünya'dan açıkça görülemez.在地球上幾乎看不到月亮。
Ancak bunu kamuoyunda açıkça ifade etmemek gerekir" dediği belirtildi.當然,我必須非常清楚的澄清我們不是共產主義者,這非常清楚」 。
Fakat hiçbiri bu haccın son hedefinin Kudüs'e gitmek olduğunun açıkça belirtildiğini ifade etmemektedir.当时的记载未曾提及有意出发前往耶路撒冷。
Nasyonal sosyalist hükümet sigara içmeyi kınadı ve içlerinden birçoğu tütün tüketimini açıkça eleştirdi.德國國家社會主義者領袖譴責吸煙行為,有的更公然批判購買香煙。
Hüzünlü ama açıkça görülüyor ki hiçbiri bir adım bile ileri gidemezler.兩人關係微妙,但沒有明確的進一步發展。
Parisli cumhuriyetçiler, kırmızı Frigya başlığını giyerek devrim heveslerini açıkça göstermekteydiler.在巴黎參與革命的人們紛紛佩戴紅色弗里吉亞帽,彰顯革命熱情與團結。
Eğer n = 1 ise, sonuç açıkça geçerlidir.当n=1时,公式显然成立。
“Güneydoğuda birkaç bin kişilik bir ihanet çetesi tarafından açıkça bir gerilla savaşı hüküm sürmektedir.平定叛亂後以千人將的身分參與許多戰事。
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.根據民族性原則,重塑意大利邊境。
Şathiyeler söylemiş, gönlünden geçenleri açıkça ifade etmiştir.王景曾(?-?),字岵瞻,一字霽巖,號枚孫。
ABD Anayasası bu makamı açıkça herhangi bir organa tahsis etmemiştir.美國官方對此書的觀點沒有表態。
Kimlere çattığını açıkça söyler.贵主凄凉向谁说。
Faşizmle açıkça sempati duyması yüzünden sağa döndü.不過因博得同情而獲復職。
"Açıkça belli olduğu üzere çok iyi bir şekilde saklanıyor.與和奏一樣有戀弟情結,不過隱藏得很好。
Bu da açıkça yerel bir alan kuramı demektir.“很明显,这是一个内政问题。
Belli bir kadronun fonksiyonları açıkça tanımlanmıştır.作品人物的姓名,有相當程度的設定。
Ama bunu sadrazama açıkça belli etmedi.不過他當時顯然不知道那是支滿貫轟。
Kayan nokta aritmetiği standardı (IEEE 754) pozitif sonsuz ve negatif sonsuz değerlerini açıkça belirtir.IEEE二進位浮點數算術標準(IEEE 754)採用最高有效位作為符号位,因此可表示正負零及正負無限。
Kardinal Feyerabend’in iddiasıyla aynı fikirde olduğunu veya olmadığını açıkça belirtmedi.”主教并没有明确指出他同意或否认费耶拉本德的观点。
Varsayımda kullanılan kavramlar açıkça tanımlanmalıdır.對連續函數,這定理顯然成立。
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.慈運理的主張是「凡聖經沒有說的就不要去做」 。
Bu trendin işlemesi yanda görülen Avondale nüfus tablosiunda açıkça görülmektedir.这在从纽曼投影式上很容易看出来。
Açıkça görüldüğü üzere A ticaretten daha kazançlı çıktı fakat iki taraf da büyüdü.她上台時由前田敦子贈送花束,兩人更在台上熱烈相擁。
Puerto Rico'nun anayasası açıkça ölüm cezasını yasaklamaktadır.한국 헌법은 사형제도에 대하여 그 금지나 허용을 직접적으로 규정하지 않는다.

İlgili Sayfalar