açıkça ile cümle
açıkça kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sonraları Polonya'daki hükümete karşı açıkça tavır aldı ve sürgüne zorlandı.Projekt spotkał się z ostrym sprzeciwem panów polskich i upadł.
Bu oluşum ve biçimlenmede Anadolu insanının yaşamının ve toplum yapısının etkisi açıkça görülür.Poznaje strukturę i moralność wspólnoty, w której żyje.
ABD Esad vahşetinin cezasız kalmayacağını açıkça ortaya koydu." açıklamasını yaptı.UPA dostało ostrzeżenie, że ich zbrodnie nie ujdą im bezkarnie.”
Bu doktorlar, Nijerya Hükümeti'ni ve Kızıl Haç'ı bu duruma açıkça tepkisiz kalması nedeniyle eleştirdiler.Läkarna kritiserade offentligt Nigerias regering och Röda Korset för deras synbart medskyldiga beteende.
Ama bunu sadrazama açıkça belli etmedi.Jag tror att det var ganska tydligt att de lyssnar inte.
Nasyonal sosyalist hükümet sigara içmeyi kınadı ve içlerinden birçoğu tütün tüketimini açıkça eleştirdi.Nazistiska ledare fördömde rökning och kritiserade tobakskonsumtion offentligt.
Açıkça homoseksueldir.Han är öppet homosexuell.
İletiler, kullanıcıya güvenilir bir kaynaktan geldiği için açıkça tanımlanacaktır.Konsumenter är mycket mer villiga att hålla med om det som sägs om det kommer från en pålitlig källa.
Durum açıkça umutsuzdu.Ställningen var förtvivlad.
Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır.Kogon var motståndare till den nazistiska regimen i Tyskland och blev därför arresterad ett flertal gånger.
Ne yazık ki adını söyleyip açıkça teşekkür edemiyorum kendisine.Antagligen ville eller kunde de inte uppge hans namn.
20 yüzyılın başında Avam Kamarası üstünlüğü açıkça kurulmuştur.Underhusets överhöghet blev tydligt fastställd under början av 1900-talet.
Doğan adlı bir kuşun bulunması da bu sözcüğün kuşlarla olan bağlantısını açıkça ortaya koyar.Det ska också finnas ett lokalnamn på fågeln, vilket tyder på att den är bekant.
Siyah renkli şakak bandı da açıkça görülür.Den mörka stjärtens vita hörn är också tydliga.
Bu türden bir kalkışmanın herhangi bir şekilde başarıya ulaşma şansının olmadığı da açıkça görülmüştür.De har undrat om någon överhuvudtaget kan uppnå ett så fullkomligt välbefinnande.
Tolkien'in yazılarında hangi kulenin Morannon'un ne tarafında olduğu açıkça belirtilmemiştir.Tolkiens skrifter lämnar det oklart vilket torn som stod på vilken sida av Morannon.
Özellikle Doğan Avcıoğlu açıkça "Atatürkçü Sosyalizm" anlayışını savundu.Den katedersocialistiska riktningen betecknade han något hånfullt som "sockervattenssocialism."
Yine de kabartmalı panellerin kaide üstünde açıkça sergilenmesi uzun süreli bir etki bıraktı.Kravet att kunna bära tunga jaktrobotar med lång räckvidd fanns dock kvar.
Bu durum, mikroorganizmalar olmadan koalaların yaşamasının mümkün olamayacağını açıkça göstermektedir.Men är det möjligt att liv kan bildas utan dessa mineraler?
Bu durum dönemin edebî eserlerinde ve resimlerinde açıkça görülmektedir.Där visas processen i text och bild.
Üst sınıf, sosyal statülerini sanat ve edebiyatta açıkça ortaya koyardı.Вищий клас чітко виразив свій соціальний статус у мистецтві та літературі.
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.Виправлення кордонів Італії має бути зроблено на основі ясно помітних національних кордонів.
İlk başta Apple pazarlama literatürü bu ismi açıkça belirtmedi, "iPhone OS X kullanıyor" diye açıkladı.Спершу, Apple не вказувала її ім'я, просто заявивши, що "iPhone використовує OS X".
Açıkçası bu, geliştiricilerin oyun yaş sınıflamasını indirgemek için arzuladığının kanıtıdır.Очевидно, це пов'язано з бажанням розробників зменшити вікові рейтинги гри.
Bu kırmızıya kayma aralığı açıkça kuasar spektrumlarındakilerle çelişmekteydi.Цей діапазон червоного зсуву неузгоджується з результатами від вивчення спектрів квазарів.
SpaceX açıkça ilk birkaç 'güç-verilen iniş' testinde başarılı geri getirme beklemediklerini belirtmiştir.У SpaceX не очікують успішного відновлення першого ступеня після перших декількох тестових запусків.
Fakat Tiberius Konstantin karısı İno'dan boşanmak istemediğini açıkça bildirdi.Її щовечора навідував Тиберій, що не бажав розлучатися з Іно.
Hooke, güneş ve gezegenler arasındaki karşılıklı çekimleri açıkça kabul etti.Проблемою гіпотези була розбіжність між моментами руху планет і Сонця.
Sonunda kendinin meşru kral olduğunu açıkça ilan etti.Втім останній сам став царем.
Pers tarafı ise falanksın gücünü açıkça hafife almıştır.Графиня, завдяки секрету, повністю відігралася.
Ay, Dünya'dan açıkça görülemez.Ледве видно було його з землі.
Kemp, açıkça eşcinseldir.Каммінг — бісексуал.
Bu resimde Rafael'in öğretmeni olan Perugino'nun etkisi açıkça görülür.В картині відчутний вплив вчителя Рафаеля Перуджино.
Belli bir kadronun fonksiyonları açıkça tanımlanmıştır.В деяких поведінку лічильника чітко регламентовано.
Yüzü o kadar dikkatle parçalanmıştı ki, yarıklar açıkça görülüyordu.Тут його так сильно побили, що він втратив око.
Açıkçası şehrin tümü müstahkem mevkiye dönüştürülmüştü.Саме місто було перетворене на місячний пейзаж.
Tom açıkça yorgundu.Том явно втомився.
Onlar açıkça meşgul.Вони явно зайняті.
Mawdryn Undead (1983) adlı hikâyede Beşinci Doktor, açıkça beşinci yüzünde olduğunu doğruladı.V příběhu Mawdryn Undead (1983) bylo výslovně řečeno, že Pátý Doktor je Doktorovou pátou inkarnací.
Kimlere çattığını açıkça söyler.Zjistěte si taktně s kým mluvíte.
Bunu da demeçlerinde açıkça belirtmişlerdir.Nicméně uvedené znaky by ho řadily mezi obratlovce.
İtalya'nın sınırları, açıkça belirlenmiş ulusal sınırlar temelinde yeniden çizilmelidir.Co nejpřesnější vytvoření italských státních hranic na základě etnických hranic.
Açıkçası şu an bizim için müsait değil.V současnosti není otevřená pro veřejnost.
Açıkça görülür ki çıkış yoktur.Dozvídá se však, že žádný odjezd nebude.
Açıkça homoseksueldir.Je nejspíš homosexuál.
Eğer n = 1 ise, sonuç açıkça geçerlidir.Pro n = 1 rovnost evidentně platí.
Örnek: İncil'de açıkça "yanlış tanıklık yapmamalısın" der.Ještě zřetelněji to vyjadřuje Bible: Nepřidáš se k většině, když páchá zlo.
Svabya'nın sınırları da Avrupa'nın pek çok kültürel bölgesinin sınırları gibi açıkça tanımlanmış değildir.Také se jí Pollyannin princip nezdá dostatečně univerzální napříč kulturami.
1964’te bırakılmasından sonra Humeynî A.B.D. hükümetini açıkça eleştirdi.Po svém propuštění v roce 1964 pak veřejně kritizoval vládu Spojených států.
Bunda hadım amcası saray kethüdası ile açıkça olmamakla beraber çatışmalara girişti.Vysvětlovalo by to ovšem, proč se ve sporech s bratrem obracel na strýce.
Bu davranış açıkça savaş ilanıydı.To bylo prakticky vyhlášení války.
Büyük ihtimalle varlıklı bir aileye mensuptu ve açıkça iyi eğitim gördüğü anlaşılmaktadır.Pravděpodobně pocházela z urozené rodiny a měla dobré vzdělání.
Varsayımda kullanılan kavramlar açıkça tanımlanmalıdır.Je důležité definovat svá přání srozumitelně.
Hovi, açıkça eşcinsel olduğunu belirtmiştir.Je vyjeveno, že Gaeta je homosexuál.
Saruman, bunu kullanışlı bulduğu zamanlarda Entlerin düşünce yapısını anlama yeteneğine açıkça sahiptir.Zvykl si na to, že Serena velmi často ví co si myslí. ...
Frye açıkça lezbiyendir.Rapinoe je otevřeně lesbická.
Ama ailesi Ligeti'nin ne hastalığından muzdarip olduğunu açıkça söylemediler.Nechtěla, aby se vedení společnosti dozvědělo, jak vážné je její onemocnění.
Açıkça konmuş bir amaç ve planlanmış bir kalkışma buna eşlik etmiyordu.Nemají příliš rádi překvapení a vývoj věcí, který nebyl v plánu.
Bunları açıkça ifşa etmeye karar verir ve konuşmaya başlar.Nikdo se mu neozývá a tak začne s úklidem.
Ne yazık ki adını söyleyip açıkça teşekkür edemiyorum kendisine.Přemítala proto, zdali své pravé jméno neprozradit.