Bu programı acil bir mesaj için kesiyoruz.We interrupt this program for an urgent message.
Sen bana bunun bir acil durum olduğunu söyledin.You told me it was an emergency.
Tom bana bunun acil bir durum olduğunu söyledi.Tom told me it was an emergency.
Tom Mary'ye bunun bir acil durum olduğunu söyledi.Tom told Mary it was an emergency.
Tom'a acil bir durumumuz olduğunu söyle.Tell Tom that we have an emergency.
Bunun acil bir durum olduğunu Tom'a söylemeli miyim?Should I tell Tom it's an emergency?
Tom bana pencereyi açık bırakmamı söyledi.Tom told me to leave the window open.
Tom'a açıkça onu yapmamasını söyledim.I explicitly told Tom not to do that.
Tom sana bunun acil bir durum olduğunu söyledi mi?Did Tom tell you it was an emergency?
Bildiğim kadarıyla sahil açık.As far as I can tell, the coast is clear.
Tom'un büyük bir acı çektiğini söyleyebilirim.I could tell Tom was in a great deal of pain.
Şirket Asya'ya açılma planını rafa kaldırdı.The company shelved plans to expand into Asia.
Acıkmış olacaksın.You will be hungry.
Riskleri açıklamak çok önemli.Explaining the risks is very important.
Ben çok açım. Yemek ne zaman hazır olacak?I'm very hungry. What time will the food be ready?
O kederini açığa vurdu.She gave vent to her grief.
Mary'nin açıklamaları beni büyüledi ve birdenbire beni üzdü.Mary's explanations enchanted me and desolated me all at once.
Tehlikeler açık.The dangers are obvious.
Tehlike ne kadar acil?How immediate is the danger?
O açıkça mahvoldu.It's obviously ruined.
Biz acıkmış olacağız.We'll be hungry.
Hepimiz acıkacağız, bu yüzden herkese yetecek yiyecek getirildiğinden emin ol.We'll all be hungry, so be sure to bring enough food for everyone.
Bana bir kez daha tüm güvenlik özelliklerini açıklayabilir misin?Could you explain all the safety features to me once again?
Çoğu dilde ölüm ve ölmeyi açıklamak için örtülü ifadeler vardır.Most languages have euphemistic expressions to describe death and dying.
Bu kanal denize açılır.This channel communicates with the sea.
O şiddetli burun tıkanıklığından dolayı acı çekti.He used to suffer from severe nasal congestion.
Bu yüzden, onun açık olduğunu düşünüyorum.So, I think that it is open.
Kale, o bugün açık mı?The castle, it is open today?
Kale bugün açık mı?Is the castle open today?
Dün gece sinemada acıklı bir film izledik.Last night, we saw a touching film at the movies.
O yatak odası için daha açık bir maviyi tercih ederim.I prefer a lighter blue for that bedroom.
Sen ve senin önündeki araç arasında yeterli açıklık olmalı.There must be enough space between you and the car in front of you.
O, adresimizi kaybetmiş olduğu için yazmamış olduğunu açıkladı.He explained that he hadn't written because he had lost our address.
Kurtlar kadar açız.We're as hungry as wolves.
O, koşulları çok açık bir biçimde açıklar.He explains things in a very clear way.
O, kapıyı açık bırakmayı reddetti.He denied leaving the door open.
Turizm bürosu, saat dokuzdan saat bire kadar açıktır.The tourist office is open from nine o'clock to one o'clock.
Kitaplarınızda sayfa yüzü açın.Open your books to page one hundred.
Çok ağır bir bavul taşıdığı için omzu acıyor.His shoulder hurts because he carried a very heavy suitcase.
Bahçeye açılan kapı çok dar.The door to the garden is very narrow.
Mahallemizde yeni bir süpermarket açıldı.A new supermarket opened in our neighborhood.
Bu, çamur kadar açıktır.It's as clear as mud.
Açıkçası ben açım.Frankly I am hungry.
Benzin istasyonu haftanın yedi günü açık.The petrol station is open seven days a week.
O bunu onlara açıklamayacak.She is not going to explain it to them.
Oh, bu her şeyi açıklar!Oh, that explains everything!
O bunu bana açıklayacak.He is going to explain it to me.
O, durumu açıklayabilir.He can explain the situation.
O, şartları açıklayabilir.He can explain the situation.
Bu açıkça bir zaman kaybı.This is obviously a waste of time.
Açıklanacak hiçbir şey yok.There's nothing to explain.
Açıkça yanlış bir şey var.There's clearly something wrong.
Bana bir şey açıklayabilir misin?Can you explain something to me?
Açıklamam gereken bir şey var.There's something I need to explain.
O açıkça sıkıntıdaydı.He was clearly in trouble.
Çok acı çekiyordum.I was in a lot of pain.
Açık ağızla gülme.Don't laugh with your mouth open.
Peki bunu nasıl açıklıyorsun?And how do you explain this?
Biz bunu nasıl açıklayabiliriz?How are we going to explain this one?
Bunu nasıl açıklayacağım?How am I going to explain this?