Ana içeriğe geç
Sözlük

açı ile cümle

açı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Açıklamam yok.I have no explanation.
Bunu Tom'a açıklamalıyım.I have to explain this to Tom.
İlgilenecek acil işim var.I have urgent business to attend to.
Umarım yol tariflerim açıktı.I hope my directions were clear.
Umarım ikiniz de acıkmışsınızdır.I hope you two are hungry.
Umarım hepiniz acıkmışsınızdır.I hope you're all hungry.
Bir açıklamam yok.I don't have an explanation.
Bir şey açıklamak niyetinde değilim.I don't intend to explain anything.
Çok aciz hissetmekten hoşlanmıyorum.I don't like feeling so powerless.
Tom'a hiç açıklama borçlu değilim.I don't owe Tom any explanations.
Sana bir açıklama borçlu değilim.I don't owe you an explanation.
Onu açıklamak için zamanım yok.I don't have time to explain it.
Gerçekten acıktım.I got really hungry.
Sadece gözlerimi açık tutamadım.I just couldn't keep my eyes open.
Az önce Tom'un daha fazla acı çekmesini izleyemedim.I just couldn't watch Tom suffer anymore.
Sadece geçen gün neden yardım edemediğimi açıklamak istedim.I just wanted to explain why I couldn't help the other day.
Bacaklarım acıyor olmasına rağmen bisikletime binmeye devam ettim.I kept riding my bicycle even though my legs were hurting.
Onun acıdığını biliyorum.I know it hurts.
Acımı görmezden gelmemeyi öğrendim.I learned not to ignore my pain.
Kapıyı açık bıraktım.I left the door unlocked.
Pencereyi açık bıraktım.I left the window open.
Bana bir şey açıklamanı istiyorum.I need you to explain something to me.
Asla evimi açık bırakmam.I never leave my house unlocked.
Kapıyı açtım ve onu Mary için açık tuttum.I opened the door and held it open for Mary.
Daha sonra her şeyi açıklayacağıma sana söz veriyorum.I promise you I'll explain everything later.
Açıkça, umurumda değil.Frankly, I don't care.
Açıkça, Tom gitmek istemedi.Obviously, Tom didn't want to go.
Açıkça, isteyerek yaptın.Obviously, you volunteered.
Deneyim Tom'a büyük acıya sebep oldu.The experience caused Tom great pain.
Bir şey açıklamak zorunda değilsin.You don't have to explain anything.
Onu açıklamana gerek yok.You don't need to explain that.
Acı içindesin değil mi?You're in pain, aren't you?
Işığının açık olduğunu gördüm ve hâlâ uyanık olduğunu biliyordum.I saw your light was on and knew you were still awake.
Diğer makul açıklamanın olmadığını anlıyorum.I see no other possible explanation.
Onu daha iyi açıklamalıydım.I should've explained it better.
Sanırım bunu açıklayabilirim.I think I can explain this.
Sanırım ne olduğunu açıklayabilirim.I think I can explain what's going on.
Sanırım bana bir açıklama borçlusun.I think you owe me an explanation.
Kapı açıldığı zaman onlar kaçtılar.They escaped when the door was opened.
Açıklamıyorsun, neden Esperantodan nefret ediyorsun.You don't explain, why do you hate Esperanto.
Biri bunu bana açıklayabilir mi?Could someone explain it to me?
Acıtıyor olsa bile, beni becermeni istiyorum.I want you to fuck me even if it hurts.
Doktoru görmen gerekir. Acilen!You need to see the doctor. Urgently!
Sen ütüyü açık bıraktın.You left the iron on.
Biri ışıkları açık bıraktı.Somebody left the lights on.
Her zaman açık tutun.Keep clear at all times.
O bir tebessümle acısını sakladı.He hid his anguish with a smile.
Yarın denize açılacağız.We sail tomorrow.
O açıkça yalan söylüyor.He's clearly lying.
Matematik öğretmeni, kısmi türev kavramını açıkladı.The math teacher explained the concept of partial differentiation.
Kötü hava sonsuza dek sürmez; Insan acısı sonsuza kadar sürmez.Bad weather doesn't last forever; human suffering will not endure forever.
Eğer acıkırsan, buzdolabında yiyecek var.If you get hungry, there's food in the fridge.
Tom acı bir kahkaha attı.Tom gave a bitter laugh.
Lütfen, ağzınızı açın.Please, open your mouth!
Kalbim acıyor.My heart hurts.
Tatlı yiyememek oldukça acı verici bir şey.Not being able to eat sweets is an extremely painful thing.
Ne demek istediğine dair açık bir fikrim yok.I don't have a clear idea of what you mean.
Pencere açıktı.The window opened.
Üst kat penceresi açıldı.The upstairs window opened.
O son derece acı.It's awfully bitter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod