Ana içeriğe geç
Sözlük

açı ile cümle

açı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu çok kinayeli bir açıklama.It's a very allegorical description.
Ben bir şeyi açıklığa kavuşturmak istiyorum.I want to make one thing clear.
Bazı açılardan, eğitim bir hastalık gibidir: Onun üstesinden gelmelisin.In some ways education is like a disease: you have to get over it.
Her ikisinin de birlikte vakit geçirmek istediği açık.It's clear they both want to spend time together.
Tom'un bunun hakkında konuşmak istemediği açık.It's obvious Tom doesn't want to talk about this.
Tom ona yaptığından dolayı Mary'nin acı çekmesini istiyor.Tom wants Mary to suffer for what she did to him.
Tom'un o konuda konuşmak istemediği açık.It's clear that Tom doesn't want to talk about it.
Tom artık açıkça onun hakkında konuşmak istemiyor.Tom clearly doesn't want to talk about it anymore.
Tom Mary'yi görmek istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want to see Mary.
Bu seçimi neden yaptığımı açıklamak için bir şans istiyorum.I'd like a chance to explain why I made this choice.
Tom ve Mary'nin birlikte zaman geçirmek istedikleri açık.It's clear Tom and Mary want to spend time together.
Bu bilgilerin kamuya açıklanmasını gerçekten istiyor musunuz?Do you really want this information to be made public?
Acilen yardımına ihtiyacım var!I urgently need your help!
Anlamıyorum; daha açık olmak zorundasın.I don't understand; you have to be more direct.
Açıkçası, o oldukça utangaçtı.Frankly speaking, he was quite shy.
Açık kalp ameliyatı laparoskopik girişime izin veriyor.Open-heart surgery is giving way to laparoscopic intervention.
Yapmak istediğim son şey size daha fazla acıya neden olmamdır.The last thing I want to do is cause you any more pain.
Tom'un şu anda onunla uğraşmak istemediği açık.It's clear Tom doesn't want to deal with it at this time.
Ne olduğunu açıklamak istedim ama hiç kimse dinlemedi.I wanted to explain what had happened, but no one would listen.
Tom Mary ile yapacak bir şey istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want anything to do with Mary.
Tom konserden önce yemek istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want to eat before the concert.
Açık ki, yapmak istemediğin bir şeyi yapmaya zorlayamam seni.Obviously, I can't force you to do something you don't want to do.
Açıl, Susam!Open, Sesame!
Açıklamaktan mutluluk duyacağım.I'll be happy to explain.
Tom açıkça mutlu değil.Tom is clearly not happy.
Tom açıkça burada olmaktan mutlu değil.Tom clearly isn't happy to be here.
Açıkçası bunun hakkında mutlu değiller.They're clearly not happy about that.
Onlar açıkça meşgul.They're clearly busy.
Açıkçası yarın biraz meşgul.Actually, tomorrow's a little busy.
Gökyüzü yakında açılacak.The sky will soon clear.
Adamın hatalı olduğu açık.It's obvious the man is wrong.
O benim bakış açımı destekleyen bir konuşma yaptı.He made a speech in which he supported my point of view.
Tom haftalar süren acıdan sonra öldü.Tom finally succumbed after weeks of suffering.
Acil bir şey ortaya çıktı.Something urgent came up.
Acil bir durum çıktı.Something urgent came up.
Ben onların acılarını hissediyorum.I feel their pain.
Onların acısını hissediyorum.I feel their pain.
Onun acısını hissediyorum.I feel his pain.
Bu acil bir şey mi?Is it something pressing?
Bir şey açıklamama izin ver.Let me explain something.
Bir şey açıklayayım.Let me explain something.
Sana bir şey açıklayayım.Let me explain something to you.
Şartlarını ona açıkladı.He explained to her his circumstances.
Şimdi sana bu kuralı açıklayacağım.I will now explain this rule to you.
Şimdi size bu kuralı açıklayacağım.I will now explain this rule to you.
Zihnimde çocukluğuma açılan gizli bir geçit var.There is a secret passageway in my mind leading to my childhood.
Sana sorunu daha sonra açıklayacağım.I will explain the problem to you later.
Dişim bana inanılmaz acı veriyor.My tooth is giving me unbelievable pain.
Ailenin ordudan alınan açıklama ile ilgili ciddi şüpheleri vardı.The family had grave doubts regarding the explanation it received from the army.
Tom acı çekiyor.Tom's suffering.
O içler acısı.That's pathetic.
Aşk acı verir.Love hurts.
Çok acıklı!How pathetic!
Açık ol.Be specific.
Acımasız olun.Be ruthless.
Bana acı.Have some pity on me.
Pilot çöle acil iniş yaptı.The pilot made an emergency landing in the desert.
O apaçık, açıklamana gerek yok.That's obvious, you don't need to explain it.
Bu açık.It's clear.
Pazar günleri müze açık değil.On Sundays, the museum is not open.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod