Ana içeriğe geç
Sözlük

açı ile cümle

açı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
O, açık ara farkla en uzun kızdır.She's by far the tallest girl.
Gidin ve kapıyı açın.Go and open the door.
Konuşmama izin verirsen, her şeyi açıklayabilirim.If you allow me to speak, I'll be able to explain everything.
Hâlâ açım.I'm still hungry.
Çok acı vericiydi.It was excruciating.
Bu mesele çok acil.This matter is very urgent.
Yıl boyunca sabah ondan akşam altıya kadar açıktır.It's open year-round from 10 a.m. to 6 p.m.
Resmî açılış cumartesi günü.The official start is on Saturday.
Bir açıklama için bir zaman yoktu.There was no time left for an explanation.
Bu açık seçik.That's as plain as the nose on your face.
Tom'un şirketi halka açıldı.Tom's company went public.
Bar sabah altıya kadar açık.The bar is open until six in the morning.
Ağzınızı açın lütfen!Open your mouth, please!
Tiyatro genellikle bu zamanda açılır.The theatre usually opens at this time.
Dükkan dokuzdan altıya kadar açık.The store is open from nine to six.
Onlar benim bakış açımı onayladılar.They accepted my point of view.
Onlar benim bakış açımı kabul ettiler.They adopted my point of view.
Onlar benim bakış açımı benimsediler.They adopted my viewpoint.
Biz bu gizemi açığa çıkardık.We uncovered this arcane.
Tom'un neden gelecek hafta bizimle denize açılmak istemediğini bilmiyorum.I don't know why Tom doesn't want to go sailing with us next week.
Tiyatro geç saatlere kadar açık kalırdı.The theater used to stay open till late.
Tiyatro cumartesi günleri bile açılırdı.The theater used to open up even on Saturdays.
Tiyatro gün boyu açık kalırdı.The theater used to stay open all day long.
Tiyatro genellikle bu saatte açılırdı.The theater used to open up at this hour.
Tiyatro yaklaşık olarak bu zamanda açık olurdu.The theater used to open up about this time.
O acıtmış olmalı!That must have hurt!
Işık açıkken uyumayın.Don't go to sleep with the light on.
Daha şimdiden acıktım.I'm already hungry.
Bu tek açıklama.It's the only explanation.
Onun hakkında çok açık olmak istiyorum.I want to be very clear about that.
Acını hissediyorum, arkadaş.I feel your pain, buddy.
Tom acımadı.Tom would not relent.
Acını hissediyorum.I feel your pain.
Ailesini kaybetme acısı onu intihara götürdü.The pain of having lost his family drove him to suicide.
Seni açık bir biçimde duymadım. Bir daha söyler misin lütfen?I didn't hear you clearly. Would you please say it again?
Hâlâ biraz açım.I'm still a little hungry.
Tüm Avrupa için acil telefon numarası 112'dir.The emergency phone number for all Europe is 112.
Bu kapı ne yaparsam yapayım açılmadı.This door would not open no matter what I did.
Acıtıcı gözüküyor.It looks painful.
Çok fazla acıyor.It hurts so much.
Çantanız açık.Your purse is open.
Tom açık kalp ameliyatı oldu.Tom had open heart surgery.
Yasa açık olmalıdır.The law should be clear.
Dün acı biçimde ağlayan bir adam gördüm.Yesterday I saw a man crying bitterly.
Açıkçası, ben senin düşünceni beğenmiyorum.Frankly, I don't like your idea.
Hiç kimsenin önermek için yeni bir şeyi olmadığı açıktır.It is clear that no one has anything new to suggest.
O acilen isimlerimizi not etti.He hastily wrote down our names.
O yeni okul ne zaman açılacak?When will that new school open?
Sadece bir acil operasyon hastanın hayatını kurtarabilir.Only an immediate operation can save the patient's life.
Ben çalışmak için çok açım.I'm too hungry to study.
Ben istesem bile orada ne olduğunu asla açıklayamadım.Even if I wanted to, I could never explain what happened in there.
Bu mekan herkese açıktır.This place is open to everybody.
O yer herkese açıktır.That place is open to everybody.
Kapıyı kapatın ve pencereyi açın!Close the door and open the window!
Onu kolaylıkla açıklayamıyorsan, onu hâlâ anlamıyorsun.If you can't explain it easily, you don't yet understand it.
Zafer acıdır.Victory is bitter.
Biri bana burada neler döndüğünü açıklasın.Somebody explain to me what's going on here.
Bir süre için pencereyi açık bırak.Leave the window open for a while.
O açık fikirli.He's open-minded.
Kapıyı açık bıraktın.You left the door open.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod