Ana içeriğe geç
Sözlük

açı ile cümle

açı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'ye işi henüz niçin yapmadığını açıklamak için bir fırsat vermek istedi.Tom wanted to give Mary a chance to explain why she hadn't yet done the work.
Tom bilmeceyi nasıl çözeceğini Mary'ye açıklamaya çalıştı.Tom tried to explain to Mary how to solve the puzzle.
Tom doktora hiç acı hissetmediğini söyledi.Tom told the doctor that he felt no pain.
Tom biraz acıkmaya başladı.Tom started to get a little hungry.
Tom bazen ağzı açık çiğner.Tom sometimes chews with his mouth open.
Tom penceresi açık uyur.Tom sleeps with his window open.
Tom pizzasına çok fazla acı sos koydu.Tom put too much hot sauce on his pizza.
Saat 2.30'a kadar niçin işi bitirtmek zorunda olduğumuzu Tom gayet net açıkladı.Tom made it quite clear why we had to have the job finished by 2:30.
Tom bütün gece suyu açık bıraktı.Tom left the water running all night.
Tom bütün gece televizyonu açık bıraktı.Tom left the TV on all night.
Tom, bütün gece ışıkları açık bıraktı.Tom left the lights on all night.
Tom çok uykulu ve neredeyse gözlerini açık tutamıyor.Tom is very sleepy and can hardly keep his eyes open.
Tom'un bazı gerçekten acı anıları vardı.Tom had some really painful memories.
Tom niçin geç kaldığını açıklaması gerektiğini hissetti.Tom felt that he needed to explain why he was late.
Tom bir açıklamayı hak ettiğini hissetti.Tom felt that he deserved an explanation.
Tom neden geç kaldığını açıkladı.Tom explained why he was late.
Tom sistemi Mary'ye açıkladıTom explained the system to Mary.
Tom takvimi Mary'ye açıkladı.Tom explained the schedule to Mary.
Tom, kararının nedenlerini açıkladı.Tom explained the reasons for his decision.
Tom Mary'ye geç kalma nedeni açıkladı.Tom explained the reason he was late to Mary.
Tom Mary'ye projenin amacını açıkladı.Tom explained the purpose of the project to Mary.
Tom Mary'ye projeyi açıkladı.Tom explained the project to Mary.
Tom Mary'ye planı açıkladı.Tom explained the plan to Mary.
Tom Mary'ye koşulları açıkladı.Tom explained the circumstances to Mary.
Tom onu Mary'ye çok dikkatli bir şekilde açıkladı.Tom explained it to Mary very carefully.
Tom sistemin nasıl çalıştığını açıkladı.Tom explained how the system worked.
Tom pusunun nasıl çalıştığını açıkladı.Tom explained how the ambush would work.
Tom onu tamamen anlamadı. Onu ona tekrar açıklar mısın?Tom doesn't quite get it. Could you explain it to him again?
Tom onu nasıl açıklayacağını bilmiyor.Tom doesn't know how to explain it.
Tom bana kendini açıklamak zorunda değildir.Tom doesn't have to explain himself to me.
Tom ne istediğini açıkça belirtmedi.Tom didn't specify what he wanted.
Tom bir açıklama talep etti.Tom demanded an explanation.
Tom onların ayrılığının ne kadar acı verici olduğunu hatırlamadan Mary'yi düşünemedi.Tom couldn't think of Mary without remembering how painful their breakup had been.
Tom acıya daha fazla dayanamadı bu yüzden kendini vurdu.Tom couldn't bear the pain any more so he shot himself.
Tom acıya güçlükle katlanabiliyordu.Tom could hardly stand the pain.
Tom Mary'nin ne söylediğini açıkça dinlemiyordu.Tom clearly wasn't listening to what Mary was saying.
Tom ne söylediğimi açıkça yanlış anladı.Tom clearly misunderstood what I said.
Tom grubumuza katılmayı açıkça istemedi.Tom clearly isn't interested in joining our group.
Açıkçası, Tom Fransızcayı çok iyi anlamaz.Tom clearly doesn't understand French very well.
Açıkçası, Tom'un onun olmasına izin vermeye niyeti yoktu.Tom clearly didn't intend to let that happen.
Tom açış konuşması için zamanında burada olacağına beni temin etti.Tom assured me that he would be here in time for the opening speech.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını açıkladı.Tom announced his candidacy for class president.
Doktor Tom'a acıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağını söyledi.The doctor told Tom he'd just have to learn to live with the pain.
Tom tuvalet kapağını açık bıraktığında Mary bundan hoşlanmaz.Mary doesn't like it when Tom leaves the toilet seat up.
Mary diş macununun kapağını açık bıraktığında, bu Tom'u kızdırıyor.It irritates Tom when Mary leaves the cap off the toothpaste.
Tom tuvaletin kapağını açık bıraktığında bu Mary'yi kızdırıyor.It irritates Mary when Tom leaves the toilet seat up.
Perdelerin hepsi açıktı.The curtains were all open.
Bakış açınızı anlayabiliyorum.I can understand your point of view.
Burada neler olduğunu lütfen açıklar mısın?Could you please explain what's going on here?
Bazı şeyleri neden Tom'a açıklama zahmetinde bulunmadığını anlamaya başlıyorum.I'm beginning to understand why you don't bother to try to explain things to Tom.
Banka cumartesi günleri açık değil.The bank is not open on Saturdays.
Üzgünüm ama bu, açıkçası olanaksızdır.I'm sorry, but that is simply impossible.
Bunun nasıl çalıştığını sana açıklayayım.Let me explain to you how this works.
Büyük olsalar bile, bütün acılar dayanılabilir olmalı.All sorrows should be tolerable, even if they are great.
Açım! Gidip bir akşam yemeği yiyelim lütfen !I'm hungry! Let's go and have dinner please!
Bu cümleyi tekrar yazar mısın? Bu açık değil.Could you write this sentence again? It's not clear.
Çok açım.I'm so hungry.
Tom açık havada olmaktan hoşlanıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy being outdoors.
Beni acıktırdın.You made me hungry.
Hiç kimse acıları olmadan yetişmez.No one matures without growing pains.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod