Tom herhangi bir acil durum için hazır.Tom is prepared for any emergency.
Tom acil bir iş için Boston'a gitti.Tom has gone to Boston on urgent business.
Tom genellikle anlaşılması kolay açıklamalar yapar.Tom usually gives easy-to-understand explanations.
Tom televizyon açıkken çalışamayacağını anladı.Tom found that he couldn't study with the TV on.
Tom kendini açıkça ifade etti.Tom expressed himself clearly.
Tom planını ayrıntılı olarak açıkladı.Tom explained his plan in detail.
Tom eleştiriye açık değildir.Tom doesn't take criticism well.
Tom, açık hava sporlarına büyük ilgi duymuyor.Tom doesn't have much interest in outdoor sports.
Tom acıya katlanamadı.Tom couldn't put up with the pain.
Onu bana Tom da açıklayamadı.Tom couldn't explain it to me either.
Tom onun ne kadar acı olduğunu anlatamaz.Tom can't describe how painful it was.
Tom dün istifasını açıkladı.Tom announced his resignation yesterday.
Tom sınıf başkanlığı için adaylığını koyma niyetini açıkladı.Tom announced his intention to run for class president.
Tom, her zaman açık fikirli olmaya çalışıyor.Tom always tries to keep an open mind.
Doktor Tom'a nasıl bir acı hissettiğini sordu.The doctor asked Tom what the pain felt like.
Tom'un açık artırmada ortaya çıkacağından hiç şüphem yok.I have no doubt in my mind that Tom will show up at the auction.
Tom durumu Mary'ye açıklamaya çalıştı.Tom tried to explain the situation to Mary.
Tom Mary'nin acı çektiğini hissetti.Tom sensed that Mary was in pain.
Tom Mary'nin işi tek başına yapmasını istediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it plain that he wanted Mary to do the work by herself.
Tom Mary'den hoşlanmadığını açıkladı.Tom made it clear that he didn't like Mary.
Tom Mary'yi çok sevmediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't like Mary very much.
Tom suyu açık bıraktı ve Mary sinirlendi.Tom left the water running and Mary got angry.
Tom'un Mary ile arası açıktır.Tom is on bad terms with Mary.
Tom Mary için kapıyı açık tuttu.Tom held the door open for Mary.
Tom, Mary için kapıyı açık tuttu.Tom held the door open for Mary.
Tom'un Mary ile arası açıldı.Tom had a falling-out with Mary.
Tom, Mary'e bunun nasıl çalıştığının ayrıntılı açıklamasını verdi.Tom gave Mary a detailed explanation of how it worked.
Tom Mary'ye kuralları açıkladı.Tom explained the rules to Mary.
Tom oyunun kurallarını Mary'ye açıkladı.Tom explained the rules of the game to Mary.
Tom planını Mary'ye açıkladı.Tom explained his plan to Mary.
Tom Mary'yi gece geç saatte rahatsız etmek istemedi, ama acil bir durumdu.Tom didn't want to disturb Mary so late at night, but it was an emergency.
Mary'ye her şeyi açıklamak için Tom'un zamanı yoktu.Tom didn't have time to explain everything to Mary.
Tom Mary'nin çok acı içinde olduğunu görebiliyordu.Tom could see that Mary was in a lot of pain.
Tom Mary'nin onu terkettiği zaman duyduğu acıyı hâlâ hatırlayabiliyor.Tom can still remember the pain caused when Mary left him.
Tom ve Mary'nin uzun bir süredir araları açıktır.Tom and Mary have been at odds with each other for a long time.
Tom ve Mary acıkmış gibi görünmüyor.Tom and Mary don't seem to be hungry.
Tom Mary'yi açık açık yalan söylemekle suçladı.Tom accused Mary of lying through her teeth.
Açıkçası, Mary'nin benimle öğle yemeği yemesini istemeye güvenim yoktu.Frankly, I didn't have the confidence to ask Mary to have lunch with me.
Bir acımasız kıyım 1995 yılında Srebrenika'da işlendi.A merciless slaugter had been committed in Srebrenica in 1995.
Kapıyı açık bırak.Leave the door open.
Hava güzel olduğu zaman, Tom her zaman pencerelerini açık bıraktı.When the weather was nice, Tom always left his windows open.
Ona kuralları açıkladım.I explained the rules to her.
Benimle konuşmak istemediği açık.It's clear that he doesn't want to talk to me.
Ben biraz açım.I'm a little bit hungry.
Biraz açım.I'm a bit hungry.
Onu diskodan hiçbir açıklama olmadan dışarı attılar.They kicked him out of the disco without any explanation.
Otellerin çoğu tüm yıl boyunca açıktır.Most of the hotels are open all year round.
Bu çay çok acı.This tea is too bitter.
Bu durumu bana açıklayamadı.She wasn't able to explain this situation to me.
Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.As long as you're talking to me, it's fine, but as soon as you stop, I get hungry.
Ondan neden hoşlanmadığını açıklayabilir misin?Can you explain why you dislike him?
TV'yi açık bırakma.Don't leave the TV on.
Ben onunla alışverişe gitmeyeceğimi ona açıkça söyledim.I have told him clearly that I'm not going shopping with him.
Bunu nasıl açıklarsın?How do you explain this?
Onu bana açıkla.Explain it to me.
Rüzgar durduktan sonra, tekneyle açık denize yelken açalım.After the wind has stopped, let's sail the boat off to the open sea.
O açıklanmamış olanlar arasında.She is among those unaccounted for.
Tom'un acımasız olması Mary'yi şaşırttı.Tom's lack of compassion surprised Mary.
Tom'un açıklaması inandırıcı geldi.Tom's explanation sounded convincing.
Tom'un acı içinde olduğu belliydi.Tom was obviously in pain.