Ana içeriğe geç
Sözlük

açı ile cümle

açı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Barış görüşmelerine acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for peace talks.
İnsanların çevreyi temizlemelerine acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for people to help clean up the environment.
Nitelikli öğretmenlere acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for qualified teachers.
Revizyona acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for revisions.
Sığınma için acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for shelter.
Sosyal değişikliğe acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for social change.
İyi bir yasal tavsiyeye acil bir ihtiyaç vardır.There is an urgent need for good legal advice.
Yerel hükümetin evsizlere yardım etmesine acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for the local government to help the homeless.
Onların sistemlerini güncellemelerine acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for them to update their system.
İklim değişikliğinin yaşamlarımızı nasıl etkileyeceğini anlamaya acil bir ihtiyaç var.There is an urgent need for understanding how climate change will affect our lives.
Gönüllülere acil ihtiyaç vardır.There is an urgent need for volunteers.
Suya acil ihtiyaç vardır.There is an urgent need for water.
Sanırım ne düşündüğümü açıkça söylememin zamanıdır.I think it's time for me to speak up.
Favori açık kaynak yazılımın nedir?What's your favorite open source software?
O yeterince açık değil midir?Is it not clear enough?
Tom'un açıkça aklında bir sürü şey vardı.Tom clearly had a lot on his mind.
Bu kurallar çok açık değil.These rules are not very clear.
Kabul edilebilir ve kabul edilemez, birbirlerine açıkça karşıttırlar.Acceptable and unacceptable are clearly in opposition to each other.
Tom'un açıklaması çok karmaşık.Tom's explanation was too complicated.
Onun hayata çok materyalist bir bakış açısı vardır.He has a very materialistic outlook on life.
Acilen bir konuşma yapmamı rica ettiler.They asked me to make a speech on short notice.
Kapıyı açtığında TV dan başka açık bir şeyi yoktu.When he opened the door he had nothing on but the TV.
Söz açılmışken, iyi bir cümleIt's a good sentence, by the way.
Benim bir açıklamaya ihtiyacım yok.I don't need an explanation.
Anlamıyorum ve anlamamaya alışkın değilim. Lütfen onu bir kez daha açıkla.I don't understand and I'm not used to not understanding. Please explain it once more.
Bu sabah erken saatlerden beri yemek yemediğimden dolayı oldukça açım.I'm pretty hungry since I haven't eaten since early this morning.
Sabahın erken saatlerinden beri yemek yemediğim için ben oldukça açım.I'm pretty hungry since I haven't eaten since early this morning.
Bitkilerin acı hissetmesinin olası olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that plants feel pain.
Keşke bacağım bu kadar çok acımasa.I wish my leg didn't hurt so much.
Korkarım acıyla yaşamayı öğrenmen gerekecek.I'm afraid you'll have to learn to live with the pain.
Öyle açım ki bir at bile yiyebilirim.I'm so hungry I could eat a horse.
O kadar açım ki bir atı yiyebilirim.I'm so hungry I could eat a horse.
Her şey çok hızlı oldu, gerçekten açıklayamam.It all happened so fast, I can't really explain it.
Neden bazı insanlar et yemenin manevi açıdan yanlış olduğunu düşünüyor?Why do some people consider it morally wrong to eat meat?
Acı riski olmadan, mutluluk ve sevinç olamaz.Without the risk of pain, there can be no happiness and joy.
Acı çekiyor gibi görünüyorsun.You look like you're in pain.
Muhtemelen bunu nasıl yapacağını bildiğini düşünüyorsun ama bunu bir kez daha açıklayayım.You probably think you know how to do this, but let me explain it once more.
Başın acıyor mu?Does your head hurt?
Profesör Brown konuları çok iyi açıklıyor.Professor Brown explains things very well.
Bu baharatın acı bir tadı var.This seasoning has a bitter taste.
Acı dayanılmazdı.The pain was unbearable.
Bu içecek açıkça çayla aynı tada sahip.This drink's flavor is obviously that of tea.
Bu içecek açıkça çay ile aynı tadı içeriyor.This drink clearly has the same flavor as tea.
Onun yanlış olduğu açıktır.It's obvious that he's wrong.
O, niçin gelmediği hakkında bir açıklama yaptı.He gave an explanation about why he had been absent.
O göz açıp kapayıncaya kadar mükemmel yemekler yapar.She makes excellent meals in the blink of an eye.
Suçun belirli ayrıntıları açıklanmadı.Certain details of the crime were not made public.
Onun o konuyla ilgili açıklaması seninkine uyuyor.Her explanation concerning that matter matches yours.
O, konuyu açıkça belirtmiştir.He clearly stated that point.
O, acıya oldukça iyi katlandı.She put up with the pain quite well.
O bacağını kırdığında acıdan bağırıyordu.When he broke his leg he was screaming out in pain.
O, keskin bir acı hissetti.He felt a sharp pain.
Bir kitap açın ve ruhunuz açılacaktır.Open a book and it will open your soul.
Çiti Tom'a açık yeşile boyattık.We had Tom paint the fence light green.
Tom açık kapıyı itti.Tom pushed the door open.
Tom'un acil bir telefon görüşmesi yapması gerekiyor.Tom needs to make an urgent telephone call.
Tom açık havayı çok seviyor.Tom loves being outdoors.
Tom pencereyi açık bıraktı.Tom left the window open.
Tom kapıyı açık bıraktı.Tom left the door open.
Tom eleştiriye çok açık değil.Tom isn't very open to criticism.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod