Açıkça konuşun.Speak clearly.
Açık konuş.Speak clearly.
Affedersiniz. Süpermarket açık mı?Excuse me. Is the supermarket open?
Onu yüksek sesle açıkça söyleyin.Say it clearly in a loud voice.
Limonlar acıdır.Lemons are sour.
Daha açık bir renk tercih ederim.I prefer a lighter color.
Çok acıkmıştım eve geldiğimde.I was pretty hungry when I got home.
Sol taraftaki kapılar açılacak.The doors on the left side will open.
Acil çıkış kapısı nerede?Where is the emergency exit?
Kapı açıldı ve adam dışarı yürüdü.The door opened, and the man walked out.
Çay gerçekten acı ve tadı iyi değil.The tea is really bitter and doesn't taste good.
Onun zengin olduğu açık.It's clear that he's rich.
Birçok asker savaşta kötü yaralardan acı çekti.Many soldiers suffered terrible wounds in the battle.
Burası acıyor.It hurts here.
Birçok yeni fabrika açıldı.Many new factories have opened.
Dişim acıyor.My tooth hurts.
Açıkça onun annesi bağırmaya başladı.Evidently her mother started screaming.
Radyonun sesini biraz açın.Turn up the radio a little bit.
Bahçedeki güller açıyor.The roses in the garden are blooming.
Jessie bu şeyleri açıkça konuşmaz.Jessie does not speak of these things openly.
O acıtıyor.That hurts.
O diş acıyor.That tooth hurts.
Banka sekizden ikiye kadar açık kalır.The bank stays open from eight until two.
Kitabevi açıktır.The bookstore is open.
Nöbetçi eczane pazar sabahı açıktır.The duty chemist is open on Sunday morning.
Kuyumcu açık.The jewelry store is open.
Pencere açık.The window is open.
Yarın açığız.We're open tomorrow.
Diplomatik ve askeri stratejimiz açıkça çelişki içindeydi.Our diplomacy and our military strategy were clearly in contradiction.
Tatoeba açık kaynaklıdır.Tatoeba is open source.
Onu size açıklardım, ancak beyniniz patlardı.I'd explain it to you, but your brain would explode.
O pencereyi açıyor.She is opening the window.
Tatoeba açık kaynak yazılımdır.Tatoeba is open source software.
Açılış konuşmasını yapman için sana güveniyorum.I am counting on you to give the opening address.
Lütfen neden gelemediğini açıkla.Please explain why you can't come.
Gerçekten açım.I'm really hungry.
Sebeplerini bize açıkladı.She explained her reasons to us.
Hiçbir şey açıklanamaz.Nothing can be explained.
Ayaklarım acıyor.My feet hurt.
Laboratuvara girin ve acil durum düğmesine basın.Enter the laboratory and press the emergency button.
Twitter, açık kaynağı sever.Twitter loves open source.
Müze sabah 9'dan itibaren açıktır.The museum is open from 9 a.m.
Açık bir havada birisi buradan Fuji Dağını görebilir.In clear weather one can see Mount Fuji from here.
Onun tablolarından biri, açık artırmada bir milyon dolardan daha fazla getirdi.One of his paintings fetched more than a million dollars at auction.
O, mali açıdan karısına bağımlıdırHe's financially dependent on his wife.
Açıkçası, o adamdan hoşlanmıyorum.Frankly, I don't like that man.
Japon yeşil kantaron çayı çok acıdır.Japanese green gentian tea is very bitter.
Tom her zaman öfkesini açıkça gösterir.Takeda always shows his anger openly.
Bunu sizin için açıklayacağım.I will explain it for you.
Biz içerken birbirimize açılırız.As we drink, we open up to each other.
Gerçekten kendinizi oldukça açık ifade ettiniz.You really expressed yourself quite clearly.
Bu konuda pek haklı değilsin. Açıklamama izin ver.You aren't quite right about that — let me explain.
Size bunu açıklayacağım.I'll explain it to you.
Süpermarket pazartesiden cumartesiye kadar açıktır.The supermarket is open Monday through Saturday.
O açıklamaya inanıyor musun?Do you buy that explanation?
Açıkçası, canım, umurumda değil.Frankly, my dear, I don't give a damn.
O, açıkça kırkın üzerinde.She is clearly over forty.
Kelimeler acısını ifade etmede yetersiz kalır.No words can express her deep sorrow.
Gökyüzü açık olmayacak.The skies won't be clear.
Hava açık olmayacak.It won't clear up.