Sesi açın.Turn the volume up.
Maçtan önce Yoyogi stadyumunda bir açılış töreni yapıldı.Before the match, an opening ceremony was held in the Yoyogi stadium.
Ooo! Yukiko! O acıtıyor! Bana yumruklarınla vurmaktan vazgeç!Ow! Yukiko! That hurts! Quit hitting me with your fists!
Bulutlu günlerde, uzaktaki sesleri açık havadakilerden daha iyi duyarsın.On cloudy days, you can hear distant sounds better than in clear weather.
Sebeplerin ne olduğunu tam olarak açıkla.Explain exactly what the reasons are.
Hindistan'ın bölgesel lezzet açısından zengin bir mutfağı vardır.India has a cuisine rich in regional flavour.
Ne yaparsan yap tuvaletteki kapağı açık bırakma!Whatever you do don't leave the lid up on the toilet!
Açıkça öğretmen hem İngilizce hem de Fransızca anlayabiliyor.Obviously the teacher can understand both English and French.
Söz açılmışken, bugün 8 haziran- karımın doğum günüBy the way, today is the 8th of June — my wife's birthday.
Göz açıp kapayıncaya kadar, tenis topu büyüklüğünde meyveli börek kaybolmuştu.In the blink of an eye, the tennis-ball-sized dumpling had disappeared.
Çocuk düşürme içler acısı bir deneyim.Miscarriage is a heart-breaking experience.
Lütfen "as may be" nin dilbilgisini açıklar mısın?Please explain the grammar of 'as may be'.
Bir yüz çıbanım var.Bir burun deliğinin arkasında acılı bir yumru var.I have a facial boil. There's a painful lump at the back of one nostril.
O açık konuşan biri.She's a plain speaker.
Açık havada daha fazla zaman harcayan çocukların miyop riski daha düşüktür.Children who spend more time outdoors have a lower risk of myopia.
İyi ilaç acıdır.Good medicine is bitter.
Açıkçası, onun konuşmaları her zaman sıkıcı.Frankly speaking, his speeches are always dull.
O kapıyı açık bıraktı.He left the door open.
O, kapıyı açık bıraktı.He left the door open.
Kapı açıktır.The door is open.
Kapı açık.The door is open.
Açım, bu yüzden yiyecek bir şeyler alacağım.I'm hungry, so I'm going to get something to eat.
Veri açığının üstesinden gelmek için, basit bir yöntem geliştirdim.In order to overcome the data gap, I developed a simple methodology.
En yakın halka açık telefonun nerede olduğunu bana söyleyebilir misiniz lütfen?Can you please tell me where the nearest public telephone is?
Bu mağaza saat 9'dan 6'ya kadar açıktır.This shop is open from 9 to 6 o'clock.
O kimsesiz çocuğa acıdı ve ona biraz para verdi.She felt sympathy for the orphan and gave him some money.
O acı acı ağladıShe cried bitterly.
Aşk pek çok kişinin acılarından yapılmış bir haptır.Love is a pill made from a great many people's sufferings.
Onun yalan söylediği açık.It's obvious that he lied.
Eğer çok uyursan, acıkacaksın.If you oversleep, you'll end up hungry.
Onun açıklamasını hatırlayamıyorum.I can't remember his explanation.
Öğretmen resimleri kullanarak teorisini açıkladıThe teacher explained his theory using pictures.
Evden ayrıldığımda gökyüzü açıktı.The sky was clear when I left home.
Hangi dişin acıyor?Which tooth hurts?
Hangi diş acıyor?Which tooth hurts?
Ben açım.I'm hungry!
Karnım acıktı!I'm hungry!
Sabah kahvaltısı için bir şey yemediğimden dolayı şimdi çok açım.Since I didn't eat anything for breakfast, I'm very hungry now.
Sonunda ona teslim oldu ve sırrı ona açıkladı.At last, she gave in to him and told him the secret.
Bileğim ve ön kolum acıyor. Bence karpal tünel sendromunun acısını çekiyor olabilirim.My wrist and forearm hurt, I think I might be suffering from carpal tunnel syndrome.
Ben kapıyı açık bıraktım.I left the door open.
1685 itibariyle Fransızların beşte dördü açıkça okuma yazma bilmiyordu.Four fifths of French were frankly illiterate towards 1685.
Karnım acıktı çünkü kahvaltı yapmadım.I am hungry because I did not eat breakfast.
Acımasızlık, Tanrı'nın ilk özelliğidir.Cruelty, it's the first attribute of God.
Onun hasta olduğu açıkça görünüyor.It seems obvious that he is sick.
Onun bir dahi olduğunu herkese açıktır.It's obvious to everyone that he's a genius.
Biz piknik için dışarıda iken, bizim evin kilidi bir hırsız tarafından açıldı.While we were out for a picnic, our house's lock was picked by a thief.
Bu, açık ara farkla bunların hepsinin en iyisidir.This is by far the best of all of these.
Üniversite kütüphanesi şimdi açık mı?Is the university's library open now?
TV açık.The TV's on.
Açıkçası senin kendi çabalarınla hayatta ilerlemen gerektiğini kabul ediyorum.Obviously I agree that you should advance in life through your own efforts.
Bugün tıka basa ye ve yarın acından öl.Stuff today and starve tomorrow.
Bu cümle açık bir şekilde yazılmadı.This sentence isn't written clearly.
Onun yeşil gözleri ve açık kahverengi saçı var.She has green eyes and light brown hair.
Açıkça söyleyin.Say it clearly.
Gökyüzü açıktır.The skies are clear.
Gökyüzü açık.The sky is clear.
Bu açık bir gün.It's a clear day.
"Olduğun yerde yağmur yağıyor mu? " " Hava açık. ""Is it raining where you are?" "It's clear."
Ben çok açım.I'm very hungry.