Ana içeriğe geç
Sözlük

açı ile cümle

açı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Sözcü, anlaşmanın içeriğini basına açıkladı.The spokesman explained the contents of the treaty to the press.
Ticaret ortakları, ticaret politikasını açıklığa kavuşturmak için Japonya'ya dayanıyor.Trading partners are leaning on Japan to clarify its trade policy.
Bir at kadar açım.I'm as hungry as a horse.
Ben beyzbol, tenis ve futbol gibi açık hava sporlarını severim.I like outdoor sports, such as baseball, tennis and soccer.
Her gün halka açık yüzme havuzuna giderim.I go to the city pool every day.
Acil bir durumda zili çal.Ring the bell in an emergency.
Acil bir durumda, beni bu numaradan ara.In case of an emergency, phone me at this number.
Tuhaf gelebilir, hiç acı hissetmedim.Strange to say, I didn't feel any pain.
Işık açık.The light is on.
Işıkları açık bıraktın.You left your lights on.
Açıkça, söylenti doğru değildir.Clearly, the rumor is not true.
Açık ki, en önemli nokta budur.Clearly, this is the most important point.
Açıkçası yanılıyorsun.Clearly you are mistaken.
Birisi açıkça yalan söylüyor.Someone is obviously telling a lie.
Açıkçası, o suçlanacak.Obviously, he is to blame.
Açıkçası , o, o tür bir insan değil.Obviously, he's not that kind of person.
Açıkçası, o bir hata yaptı.Evidently, he's made a mistake.
Açıkçası o hatalı.Obviously he is wrong.
Söylediğimi anlamadığı açıktı.It was apparent that he did not understand what I had said.
Sonuçlardan açıkça memnundu.She was clearly satisfied with the results.
Havanın yarın açıp açmayacağını merak ediyorum.I wonder if it will clear up tomorrow.
Yarın hava güzel olursa arkadaşlarımla denize açılacağım.If it is fine tomorrow, I will go sailing with my friends.
Bunu sade bir dille açıkla.Explain it in plain language.
Bu çok açık.It's abundantly clear.
Açık konuşmak gerekirse, onun görüşü benimkinden biraz farklı.Strictly speaking, his view differs a little from mine.
Perşembeyi senin için açık tutacağımI'll keep Thursday open for you.
Senin sessizce acı çekmene gerek yok.You needn't suffer in silence.
Gözlerim acıyor.My eyes smart.
Uyandığımız zaman, açık denizde akıntıya kapılıp sürükleniyorduk.When we awoke, we were adrift on the open sea.
Kör bir insanla alay etmek acımasızcadır.It is cruel to mock a blind man.
Gözlerimi açık tutamıyorum.I can't keep my eyes open.
Gözlerini açık tut.Keep your eyes open.
Kapı şimdi açıktır.The gate is open now.
Açık hava konseri fırtına nedeniyle iptal edildi.The outdoor concert was canceled due to the storm.
Beyzbol sezonu açıldı.The baseball season has opened.
Ne zamana kadar eczanen açık kalır?Until what time does your pharmacy stay open?
İhracat pazarlarında rekabet gücünün güçlendirilmesi acil bir ihtiyaçtır.The strengthening of competitiveness on export markets is an urgent need.
Onu sade bir dille açıklayın.Explain it in plain words.
Plan öncelik ve aciliyeti düşürmektedir.Being less urgent, this plan is lower in priority.
Lütfen açık ve doğru bir şekilde posta adresi yazın.Please address your mail clearly and correctly.
Dün gece kapıyı açık bırakan sen miydin?Was it you that left the door open last night?
Bir hesap açın.Open an account.
Ertesi gün bacaklarım acıyordu.I had sore legs the next day.
Açıkça söylemek gerekirse, seninle aynı fikirde değilim.Frankly speaking, I don't agree with you.
Açık konuşmak gerekirse, neden gitmek istediğini anlamak zor.Frankly speaking, it's difficult to understand why you want to go.
Açıkça konuşmak gerekirse, senin düşünce biçimin demode.Frankly speaking, your way of thinking is out of date.
Açık konuşmak gerekirse, bu roman çok ilginç değil.Frankly speaking, this novel isn't very interesting.
Açıkçası, saç kesimini sevmiyorum.Frankly speaking, I don't like your haircut.
Açıkçası, ben sizi sevmiyorum.Frankly speaking, I don't like you.
Açıkçası, onunla çalışmak istemiyorum.Frankly speaking, I don't want to work with him.
Açık konuşmak gerekirse, onun yeni romanı çok ilginç değil.Frankly speaking, his new novel is not very interesting.
Açıkça konuşmak gerekirse, bu sana yakışmıyor.Frankly speaking, it doesn't suit you.
Açıkça konuşmak gerekirse, o çok fazla umurumda değil.Frankly speaking, I don't care for her very much.
Buzdolabını açınca etin çürümüş olduğunu fark ettim.Opening the refrigerator, I noticed the meat had spoiled.
Aşkın tadı acıdır.The taste of love is bitter.
Aşkın tadının acı olduğu söylenir.It is said that the taste of love is bitter.
Konuşmacı, teoriyi örneklerle açıkladı.The speaker illustrated the theory with examples.
Açık kaynak; teknolojik yeniliği kullanan motordur.Open source is the engine that drives technological innovation.
Onlardan hangisinin onu istediği açık değil.It isn't clear which of them wanted that.
Bak! O dükkan az önce açıldı! Neden bir göz atmıyoruz?Look! That shop's just opened! Why not take a look?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod