Geçen gece televizyon açıkken uyumuşum.Last night I fell asleep with television on.
Fikrimi değiştirmediğimi açıklığa kavuşturmak istiyorum.I want to make it clear that I have not changed my mind.
Osaka'ya açık bir biletim var.I have an open ticket to Osaka.
Öğle yemeği yemediğim için açım.I am hungry because I did not eat lunch.
Kahvaltıdan beri bir şey yemedim ve ben çok açım.I haven't eaten since breakfast and I'm very hungry.
Dükkânın açılmasını bekliyorum.I am waiting for the store to open.
Ona kuralı açıkladım.I explained the rule to him.
Ben onu ona açıkladım.I explained it to him.
Onun açıklaması ile ikna edildim.I was convinced by his explanation.
Oyunun kurallarını onlara açıkladım.I explained the rules of the game to them.
Ben açık renkleri severim.I like light colors.
Benim kişisel bakış açıma göre onun fikri doğrudur.From my personal point of view, his opinion is right.
Hikayeyi resimlerle açıkladık.We have illustrated the story with pictures.
Yoğun ısı nedeniyle açık havada oynayamadık.We couldn't play outdoors because of the intense heat.
Açık havada iyi zaman geçirdik.We had a good time in the open air.
Bizim açık havada bir partimiz vardı.We had a party in the open.
Acil bir telgraf onu Tokyo'ya aceleyle geri getirdi.An urgent telegram brought her hurrying back to Tokyo.
Gerçeği mümkün olduğunca açık şekilde açıkla.Explain the fact as clearly as possible.
Otomatik kapı açıldı ve Tom içeri girdi.The automatic doors opened and Tom got in.
Açıkçası, geçen yıl evlendik.To tell the truth, we got married last year.
Açıkçası, daha önceki kadar iyi değilim.To tell truth, I'm not so well as before.
Sana açık söylemek gerekirse, Amerika'yı sevmiyorum.To tell you the truth, I don't care for America.
Açıkçası, ev ödevimi yapmadım.To tell the truth, I didn't do my homework.
Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.
Yazılı olarak yapmanız gereken tek şey onu açık ve ilginç tutmaktır.All you have to do in writing is to keep it clear and interesting.
Onu açık çekin.Pull it open.
Kapı açık bırakıldı.The gate was left open.
Lütfen mümkün olduğunca açık konuşun.Please speak as clearly as you can.
O kadar sıcaktı ki pencere açık uyudum.It was so hot that I slept with the window open.
Bir kadın her şeyi para açısından düşünür.A woman thinks of everything in terms of money.
Kadının sezgisi açıkça değerli bir özelliktir.Woman's intuition is clearly a valuable trait.
Biraz acıtacak ama çok değil.It will hurt a little, but not much.
Kanıt açıktır.The evidence is clear.
Ayrıntılı olarak açıklamak için zaman yok.There isn't time to explain in detail.
Tayfa şimdi ambar kapağını açıyor.The crew is now opening the hatch.
Yemeğin kokusu beni acıktırdı.The smell of food made me hungry.
Yemek pişirmenin kokusu beni acıktırıyor.The smell of cooking makes me hungry.
Yemek odası şimdi açık mı?Is the dining room open now?
Yemek odası saat kaçta açılır?What time does the dining room open?
Yiyecek yokluğu onları çok acıktırdı.Lack of food made them very hungry.
Kasabanın kenarında yeni bir alışveriş merkezi açıldı.A new shopping mall opened on the edge of town.
Gelecek ay Şikago'da yeni bir şube açılacak.A new branch will be opened in Chicago next month.
Yeni açılan kuyumcu, en iyi müşterilerimin bir kısmını elimden aldı.The newly-opened jewelry shop took away some of my best customers.
Uluslararası New Tokyo Havaalanı Narita'da açıldı.The New Tokyo International Airport was opened in Narita.
Ofisin saat kaçtan kaça kadar açık?From what time to what time is your office open?
İnsanlar yetime acıdı.People took pity on the orphan.
İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.People greatly differ in their views of life.
O, insanlara kendi dinlerinden dolayı acı çektirdi.He persecuted people for their religion.
Bazılarına göre hayat zevktir, diğerlerine göre acı çekmektir.To some life is pleasure, to others suffering.
Şirkette açıkça konuşmalısın.You must speak clearly in company.
Kütüphane sabah dokuzdan akşam sekize kadar açıktır.The library is open from 9 a.m. to 8 p.m.
Suyu açık bırakmayın.Don't leave the water running.
Pirinç ocağını açın lütfen.Turn on the rice cooker, please.
O, o kadar sarhoştu ki onun açıklaması mantıklı gelmedi.He was so drunk that his explanation did not make sense.
Hükümetin iç politikası açıklandı.The Government's domestic policy was announced.
Hava açıyor. Bir şemsiye getirmeme gerek yoktu.The weather is clearing up. I needn't have brought an umbrella.
Hava açıyor.It is clearing up.
Ne olursa olsun, açılış töreni dokuzda başlayacak.Rain or shine, the opening ceremony is to begin at nine.
Neyin doğru olduğuna inandığını açıkça söyleme cesaretine sahip olmalısın.You ought to have the courage to speak out what you believe to be right.
Açıkçası, ondan hoşlanmıyorum.Frankly speaking, I don't like her.