açığa ile cümle
açığa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Aklın açığa çıkarılması bu üçü sayesinde olur.Aan deze kinderen werden door Haar drie geheimen onthuld.
Değişiklik ancak dikkatli ve duyarlı bir "semptomatik okuma" ile açığa çıkarılabilir.To przemieszczenie może zostać ujawnione na drodze uważnej i czułej “lektury symptomatycznej”.
10 Şubat 1943 tarihinde açığa alındı ve yerine Constantin Sănătescu atandı.10 lutego 1943 roku został zwolniony ze swojego stanowiska i zastąpiony przez Constantina Sănătescu.
Çılgınca bir kaprisle motive olmuş olarak Nero, açıktan açığa adamlarını şehri yakmaya gönderdi.W szalonym kaprysie Neron całkiem otwarcie wysłał swoich ludzi, którzy podpalili miasto.
Ayrıca kraliyet mührünün sahteciliğine ilişkin başka komployu açığa çıkarmaya başlar.Odkrywa także kolejny spisek dotyczący królewskiej pieczęci.
Maçtan sonra kimliği açığa çıkan Eric Young ve Nikki Cross, Dillinger'a saldırdı.Po walce maski i kaptury zdjęli Eric Young i Nikki Cross, którzy zaatakowali Dillingera.
Bu yeni tarz sonraki Death albümlerinde daha da açığa çıkacaktır.Trend ten stał się jeszcze wyraźniejszy na następnym albumie.
Erken Tunç Çağı tabakasında iri taşlardan yapılmış 1,5 metre kalınlıkta bir duvar açığa çıkarılmıştır.Dawniej na wierzchołku pomnika znajdowała się podświetlona 1,5-metrowa czerwona gwiazda.
1930'ların başında anti-Nazi görüşlerini açığa çıkarmıştır.Na początku lat 30. porzucił poglądy komunistyczne.
Raskolnikov ve Porfiriy görüşmeye devam ettikçe Raskolnikov, suçunu açığa çıkarma dürtüsü içindedir.Po wahaniach i próbach usprawiedliwienia siebie Raskolnikow decyduje przyznać się do winy.
Teleskobik gözlemler iki farklı küme türünün olduğunu açığa çıkarmıştır.Badacze zasugerowali, że obie płcie wydają inne odgłosy.
Birçok söylevcinin tersine söylevi gerçeği öğretmekten çok gerçeği açığa çıkarmak olarak gördü.Wśród tylu sprzecznych informacji trudno odróżnić prawdę od fałszu.
Tofana'nın ticareti sonunda müşteri kılığına girmiş bir Papalık Devleti yetkilisi tarafından açığa çıkarıldı.Tofanas verksamhet avslöjades för de påvliga myndigheterna genom en kund.
Ksenon-135 nükleer fisyonun sonucu olarak açığa çıkar ve nükleer reaktörlerde nötron soğurucu görevini yapar.Xenon-135 bildas som ett resultat av fission och agerar som neutronabsorbent i kärnreaktorer.
Son olarak Harry'nin ortaya çıkmasıyla her şey açığa çıkar.När Harry slutligen kontaktar dem ställs allting på sin spets.
Zaman geçtikçe bu gölgelerde kalmış kişiliği aydınlatacak bilgiler yavaş yavaş açığa çıkmaktadır.Frågan om vem som har äganderätten för karaktären är fortfarande ganska dunkel.
Geleneksel yöntemler açığa nötron çıkarırlar.De är den traditionella tekniken att upptäcka hinder.
Bu gelişmeler Intel 80386'nın bir saatteki hızını ikiye katlayan performansını açığa çıkarır.Detta förenklades senare med Intel 80386.
Sinyalizasyon yolu fosforilasyon olaylarını açığa kavuşturmak zor olabilir.Möjliga spår av fossil.
Rastgele seçimler ham bilgi üretirken seçimlerin birikimi asıl bilgiyi açığa çıkarmaktadır.Kunskap om åtgärders genomsnittliga effekter kan endast ge en allmän information om val av åtgärd.
Yukarıda özetlenen mekanizmanın büyük bölümü Michael Brown ve Joseph L. Goldstein tarafından açığa çıkartıldı.Kolesterolets mekanism klarlades till stor del av Michael S. Brown och Joseph L. Goldstein på 1970-talet.
Böylece gerçek görüntü açığa çıkar.Vi vill klarlägga de faktiska omständigheterna fullständigt.
Bazı bilgiler, yeni gerçeklerin açığa çıkmasıyla güncellenebilir.Uppgifterna i artikeln kan vara inaktuella och komma att ändras.
Bazı bilgiler, yeni gerçeklerin açığa çıkmasıyla güncellenebilir.Uppgifterna i artikeln kan vara inaktuella och komma att ändras.
Teleskobik gözlemler iki farklı küme türünün olduğunu açığa çıkarmıştır.Телескопічні спостереження дозволили виявити два різних типи скупчень.
Sovyet dönemine kadar ulaşan şnfaz edilmiş tutukluların toplu mezarları açığa çıkarılmıştır.Було розкопано масові поховання страчених в'язнів, що датуються радянським періодом.
Ama duygularını açığa vuramazlar.Я не могла пояснити їх ентузіазм.
Bundan iki yıl sonra, parçacık depolama halkası ile ilgili teorisini açığa çıkartmıştır.Два роки опісля він опублікував свою теорію накопичувальних кілець.
Veritatem dies aperit Zaman gerçeği açığa çıkarır.Час відкривати істину.
Fakat sonradan açığa çıkmıştır ki bu hikâye tarihin deformasyona uğramış halidir.Подальше розслідування, проте, з'ясувало, що історія була вигадкою.
Böylelikle onun Hayalet olduğu da açığa çıkar.Так з'явився Фантом.
Henry'nin krallığı için tehlikeli olduğu açığa çıkmıştı.Це була явна загроза королівству Томонд.
Kış dönemlerinde ise bu depolar kıyı gerisine taşınır ve platform açığa çıkar.На зиму ці млини витягувались на берег, а сплави розбирались.
Sonunda Bu olayların Yuri'nin yüzünden olduğu açığa çıkmıştır.У кінці з'ясовується, що це Юу.
Sinyalizasyon yolu fosforilasyon olaylarını açığa kavuşturmak zor olabilir.Objasnění komplexní signální dráhy fosforylace může být obtížné.
Böylelikle onun Hayalet olduğu da açığa çıkar.Myslí si, že je to duch.
Bu açığa çıkınca Marge öfkelenir ve Homer'ı evden kovar.Marge se to dozví a vzteky Homera vyhodí z domu.
Ama duygularını açığa vuramazlar.Nedává najevo své city.
Önemli olan konuyu açığa kavuşturmasıdır.Rozpoznejte, co je podstatné.
Max'in gizli tutulan kimliği açığa çıkmıştır.Kvůli utajení mu bylo přiděleno krycí označení X.
Çocuklarda oyun biçiminde kendine açığa vurabilir.Děti mohou psa ve hře lehce zranit.
Materyallerin mikroyapısı bu kusurları açığa çıkarır ki üzerinde çalışılabilsin.Dopady malých těles mohou vyvrhnout dostatek materiálu, z něhož by se zformovaly.
Artık her şey açığa kavuşmuştur.Însă el a înțeles tot.
Böylelikle onun Hayalet olduğu da açığa çıkar.Curând se dovedește și că acesta este un spion.
Altında olduğu gibi,yükseltgenme reaksiyonu sonunda azot di oksit veya azot oksit ürün olarak açığa çıkabilir.Acest lucru, împreună cu scobitul în nas, explică prezența ocazională a oxiurilor în nas.
Mağazada yapılan gözlemler alıcının bir ürün alırken nasıl davrandığını açığa çıkartır.Az üzletben végzett megfigyelések megvilágítják, a shopper hogyan viselkedik termékvásárlás közben.
Kimliği bir türlü açığa çıkarılamayan Karındeşen Jack 1888 yılında Londra'da fahişeleri öldürmüştür.Az ismeretlen Hasfelmetsző Jack prostituáltakat gyilkolt Londonban 1888-ban.
Dawn probundan gelen veri, 2011-2012’de Vesta’da dolanan, belki bu konuyu açığa kavuşturmaya yardım edebilir.A Dawn űrjármű Vesta körül végzett 2011. júliusi próbaútja talán segíthet tisztázni ezt a kérdéskört.
Artık her şey açığa kavuşmuştur.És most lehet, hogy minden kiderül!
Sonraki kazılar daha başka materyalleri açığa çıkardı.Az anyagok égése a következő folyamatokat tartalmazza.
Bu olayda büyük miktarda enerji açığa çıkar.Ezalatt bizonyos energiaveszteséget értenek.
Doktorların bu raporunun doğruluğu daha ileri bir dönemde açığa çıkan ABD Ordu Raporuyla da onaylanacaktır.Jelentése állításait egy mára már titkosságát vesztett amerikai hírszerzői dokumentum is megerősíti.
Açığa çıkan nova milyarlarca masum insanı katletti.Ártatlannak vallotta magát a milliárdos csalással vádolt producer.
Ksenon-135 nükleer fisyonun sonucu olarak açığa çıkar ve nükleer reaktörlerde nötron soğurucu görevini yapar.A xenon-135 maghasadás következtében jön létre, és az atomreaktorokban neutronelnyelőként viselkedik.
Mısır tarihinde tanrı isimleri pek açığa vurulmaz.Álmát Egyiptom bölcsei nem tudják megfejteni.
Duygularını pek açığa çıkaran birisi değil.Nem sűrűn fejezi ki az érzéseit.
Maçın ardından FIFA görevli hakemi açığa aldı.A továbbiakban több megszakítással volt FIFA-bíró.
Kültürün tüm ayrıntıları Eridu kentinde açığa çıkarılmıştır.Fontos megjegyezni, hogy az emberi kultúra egyes állomásai nem egy időben jelentek meg mindenhol Földön.
Bu açığa çıkınca Marge öfkelenir ve Homer'ı evden kovar.Marge suuttuu tästä niin paljon, että heittää Homerin ulos kotoa.
Mağazada yapılan gözlemler alıcının bir ürün alırken nasıl davrandığını açığa çıkartır.Myymälässä tehtävillä havainnoinneilla selvitetään miten shopper käyttäytyy ostaessaan tuotetta.