Ana içeriğe geç
Sözlük

şura ile cümle

şura kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Saldırı stratejisi sürat üzerine kuruludur.Le pieds de l'ascension est attaquée à grande vitesse.
Haziran ve Temmuz aylarında Derne Şura Konseyi ile IŞİD arasında çatışmalar patlak vermiştir.En juin et juillet, la division combat dans le secteur du bois Fumin.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.L'origine de cette potion se perd dans la nuit des temps.
Sürat genellikle araba kazalarına sebep olur.La velocidad suele causar accidentes de coche.
Yarın yolda durup şuradaki yerleri gezeriz.Mañana haremos una parada en el camino y visitamos los lugares de por allí.
Şurada oturan kız kim?¿Quién es la chica que está allí sentada?
Şurada bankta oturan yaşlı adam benim dedem.El anciano sentado en aquel banco es mi abuelo.
O yücedir ve hakimdir.” (Şûrâ 42/51).Es el Poderoso, el Sabio.
İsrafil'in görevi kıyamet günü sûra üflemektir.Él ha de reuniros para el día indubitable de la Resurrección.
Sahnelerinin çoğunda birbirlerine bağırırlar ve surat yaparlar.En la mayoría de ellos sólo bailaba y se desnudaba.
"Evet sevgili arkadaşım, sonuç şuraya çıkıyor: bir şey yapmak için önce bir şey olmalısın.Sí, mi querido amigo, todo se reduce a esto: con el fin de hacer algo, primero hay que pensar alguna cosa.
Simeon, süratle ordusunun kalenin etrafındaki tepelerde toplamaya başladı.Simeón rápidamente concentró su ejército en las colinas alrededor de la fortaleza.
Böylece süratle hareket etmeye başladı, büyüyerek güçlendi, geleceğe doğru ilerledi ve çoğaldı.Así que comenzó a moverse audazmente y se hizo más poderosa y fue más allá y se multiplicó.
Yumruğunu sıkar ve Biff'in suratına en sert yumruğunu atar.Él se apresura y golpea el Nuevo Bully en la cara.
Onların lideri Hayalet Surat şimdi Birinci Bölük parçasıdır.Su líder, El Conejo Fantasma, es parte del Primer Escuadrón.
(Öğretmen için: "Şuradan veya buradan, şunu veya bunu dillendirirsem tepki alır mıyım?"Disyuntivos (o, u, ya, bien): ¿Prefieres hablar o escuchar?
Rodolfo girer ve gizlice masa üzerindeki sürahisinin içindeki suya zehir tozunu karıştırır.Rodolfo entra sin ser visto y vierte veneno en una jarra de agua sobre la mesa.
Başka bir ifadeyle bir galaksi ne kadar uzaksa o kadar büyük bir süratle uzaklaşmaktadır.No consiste en que cuanto más lejos esté una galaxia más rápido se aleja de nosotros.
Örneğin bir arabanın 60 km/sa hızla hareket ettiği söylenirse bu arabanın süratidir.Cuando se dice que un auto viaja a 60 km/h se está indicando su rapidez.
Ancak arabanın 60 km/sa süratle kuzey yönüne ilerlediği söylenirse bu bize yöneysel hızı verir.Pero al decir que un auto se desplaza a 60 km/h hacia el norte se está especificando su velocidad.
Ancak delikanlı bir gün, yabancılığını suratına çarpan bir olay yaşar.Tú sabes, Polonia es un lugar donde cosas extrañas le suceden a tu mente.
TÖS “Devrimci Eğitim Şurası” nı düzenler.Y vino la contrarreforma educativa.
Özellikle sürati ve tekniğiyle dikkat çekmiştir.Destaca sobre todo la atención prestada a los arcaísmos y los tecnicismos.
Katil Doğanlar (Natural Born Killers) Deri Surat.Natural Born Killers en Metacritic (en inglés).
Müsabakalar 17:00'de başlamıştır. ^ "Sürat pateni program ve sonuçları".(R. Mercado) - 5:00 Control?... memeces!
Kız gibi bir suratı olmasına karşın bir erkek bebektir.A pesar de comer demasiado tiene la apariencia de una niña.
Ana madde: Kurt Seyit ve Şura bölümleri listesi ^ "Kurt Seyit ve Şura".Es conocida por sus papeles secundarios en Karadayı y Kurt Seyit ve Şura.
En son güncel listeyi şuradan görebilirsiniz.El último programa puede consultarse aquí.
Onun için suratı ifadesizdir.Las caras son inexpresivas.
Suratım enteresan geldi seyirciye.Es una acción espectacular para el espectador.
"OLTU ŞURA HÜKÜMETİ".Gobierno del Chaco».
İlk dönemdeki Haricilere el-Şurat da denmekteydi.Antes, algunos de nuestras improvisaciones eran como toca-y-vete.
Oturduğu lacivert örtülü masada gümüş tabakta portakal, beyaz bir bez ve beyaz bir şarap sürahisi vardır.La más apreciada es el longueirón a la plancha, con limón y un chorro de vino blanco.
Kendisinden nefret ettiğini suratına vura vura, bağırarak ağlaya ağlaya söyler.Él le ofrece escapar con ella, a lo que ella acepta llorando.
Sürat SI metrik sistemde saniyede alınan yol (metre cinsinden) olarak ölçülebilir.La aceleración se puede tomar en unidades de metro por segundo al cuadrado.
Diğer grup üyeleri olaya karışır ve Stella limonatasını onun suratına püskürtür.El resto de la banda interviene y Stella escupe limonada en Ray.
Bu iş büyük bir süratle yapılıyordu.Las obras fueron llevadas a cabo con gran rapidez.
Ardından arabadan Deri Surat kendi arabasının üzerine çıkarak motorlu testere ile gençlere saldırır.Por lo tanto ella trata de mostrarle los senos a un chico en bicicleta.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.El beso es en medio de la calle, en una noche oscura.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Lo fue escupiendo hasta llegar al patíbulo.
Kültür Bakanlığı III. Milli Kültür Şurası web sitesi.Guia del Museu Nacional d'Art de Catalunya. página 20.
Sürahi Hanım ise küçük oğlu Hikmet’in yanına yerleşmiştir.Le sucedió su hijo Dag el Sabio.
Fakat değişim genellikle çok süratli ve nispeten barışçı oldu.Suele ser flexible y acabado en punta muy afilada.
Böylece paranın tedavül sürati artarak para değerinin düşmesine sebep olur.Como resultado, los precios caen debido a la disminución del volumen de dinero que los persigue.
Daha sonra Köy Şurası kendisine, 1939 yılında doğduğuna dair belge vermiştir.Afirma allí que el poeta nació en 1939.
Daktilo çift elle aynı anda birkaç harfe basılmak suretiyle kullanılabildiği için sürat çok artar.La voladera es más recomendable porque incluso se puede poner un macho con dos hembras al mismo tiempo.
Bugün, surasang (geleneksel saray mutfağı) bütün nüfusta mevcuttur.Oggi, il surasang (cucina tradizionale di corte) è disponibile per l'intera popolazione.
Böylece süratle hareket etmeye başladı, büyüyerek güçlendi, geleceğe doğru ilerledi ve çoğaldı.Iniziò dunque a muoversi lestamente, e divenne sempre più potente, avanzando e moltiplicandosi.
Şu sürahiyi mutfağa götür.Si consiglia di asportare la cuticola.
İsrafil'in görevi kıyamet günü sûra üflemektir.Hussa bint Mubārak Al Sabah (da al-Jazi).
Suratım enteresan geldi seyirciye.Sorprendere lo spettatore.
Deri Surat ise gecenin karanlığında kaybolur.Le sue origini si perdono nella notte dei tempi.
Küreler değişik süratlerde hareket ediyordu.Le varie colonie viaggiarono a velocità diverse.
Şura'da yaşananlar günümüzde hâlâ tartışılmaktadır.Nel genovese è molto richiesto ancora oggi.
Şu müsaid zamanımızdan süratle istifade edilerek bu maksadın fiile konması hususunda himmetinizi rica ederim.Sono grato per questa opportunità di riconoscervi in questa preghiera....
İlk evrede tedavi pentamidine veya suramin isimli ilaҫlarla yapılır.Il trattamento del primo stadio viene effettuato con i farmaci Pentamidine o Suramin.
Bayan Chicarelli : Kick'in asık suratlı kapı komşusudur.Signorina Chiccarelli: altra vicina di casa di Kick.
Cava'nın kuzey kıyıları, özellikle Surabaya ve Tuban, önemli ticaret merkezleri haline geldi.Le cittadine preesistenti, fra tutte Cavan e Belturbet divennero invece importanti centri commerciali.
Kaldı şurada altı ayımız.Sei mesi dopo.
Sürahiyi ağzına kadar doldurdum.Balza subito in testa alla classifica.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod