şiirsel ile cümle
şiirsel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İlk şiirleri 18. yüzyılın şiirsel geleneğinde yaratılır.Ankstyvieji eilėraščiai sukūrė XVIII amžiaus poetines tradicijas Rusijoje.
Şiirsel güzellik tabii güzellğin bittiği yerde başlar.Tänav saab alguse Ilu puiesteelt.
Bu Yeni Gerçekçiler aslında Fransız Şiirsel Gerçekçiliği'nden etkilenmişlerdi.Ta varasemad teosed olid tugevalt mõjutatud Prantsuse realistlikest kunstivooludest.
Destanlar tüm uluslarda rastlanan şiirsel anlatılardır.Muinasjutte tunnevad kõik rahvad.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.A to moim zdaniem najbardziej poetycki z najstarszych organizmów.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Dette er hvad jeg finder mest poetisk af alle de ældste levende skabninger.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Dit vind ik de meest poëtische van het oudste leven.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Esta é a que acho ser a mais poética de todas as "coisas vivas mais antigas".
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Este es, creo, el más poético de los seres vivientes ancestrales.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Hier ist das meiner Meinung nach poetischste der am längsten lebenden Dinge.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Inilah yang menurut saya paling puitis dari semua makhluk hidup tertua.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.이 것은 가장 오래된 생물이 만들어낸 최고의 시와 같다는 생각이 드는데요.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.la acest mediu deşertic unic. Acesta este ce consider eu cel mai poetic dintre lucrurile vii.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Questo è l'aspetto più poetico delle creature viventi più antiche.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Talán ez a legköltőibb a legöregebb élőlények között.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Toto je podľa mňa najpoetickejší z najstarších žijúcich organizmov.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Và đây là điều thi vị nhất về những sinh vật già cỗi này.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Voici je crois le plus poétique des plus vieux êtres vivants.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Αυτό είναι πιστεύω το πιο ποιητικό και το πιο παλιό πλασμα.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Вот это я считаю самым поэтичным из всех старейших живых существ.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.Това е, което смятам, за най-поетичното от най-старите живи същества.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.זה בעיני הכי פואטי מכל ההדברים החיים הזקנים.
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.و هذا بإعتقادي أفضل المخلوقات الحية القديمة شاعرية
Bence bu yaşayan en yaşlı şiirsel şey.これは地底森林と呼ばれるものです
Bu daha şiirsel, ve daha belli bir ortak yön.Es una forma más poética y creo que más precisa de decirlo
Bu daha şiirsel, ve daha belli bir ortak yön. Yıldız tozundan yapıldığımız gerçek.Буквално е вярно, че сме създадени от звезден прах.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Al contrario. Son, de hecho, el aspecto más variado, evocador y poético de la naturaleza.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Awan, kenyataanya, adalah satu aspek dari alam yang paling beragam, menggugah dan puitis.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Bien au contraire. Ils sont, en fait, l'image de la nature la plus variée, la plus évocatrice, et poétique.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Bởi vì chúng, thực chất, là khía cạnh đa dạng, gợi hình và nên thơ nhất của thiên nhiên.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Chmury to najbardziej zróżnicowany, sugestywny, poetycki aspekt przyrody.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Im Gegenteil. Sie sind tatsächlich das Vielfältigste, Evokativste und Poetischte, was die Natur zu bieten hat.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.오히려 구름은 사실 가장 다양하고, 좋은 생각을 떠올리게 하는 자연의 시적 면모를 가지고 있습니다.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Lång därifrån. De är faktiskt naturen mest mångfaldiga, fantasieggande, poetiska aspekt.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Nici gând. De fapt, ei sunt aspectul cel mai divers, evocator și poetic al naturii.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Sőt.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Tutt'altro. In realtà sono l'aspetto della natura più evocativo, poetico e diversificato.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Verre van. Ze zijn het meest diverse, evocatieve, poëtische aspect van de natuur.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Αντιθέτως, είναι στην πραγματικότητα η πιο πολυποίκιλη, υποβλητική και ποιητική όψη της φύσης.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Навпаки. Вони становлять найбільш різноманітну, хвилюючу, поетичну частину природи.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.На самом деле они наиболее разнообразное, экспрессивное, поэтическое проявление природы.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.Нищо подобно. Те са, всъщност, най-разнообразните, емоционално наситени, поетични аспекти на природата.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.עננים הם לא משהו לקטר עליו.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.على العكس، فهي في الواقع، من أكثر جوانب الطبيعة تنوعًا وشاعرية وإثارةً للعواطف
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.雲は 自然の中でも最も多様で 感動を与え 詩的なものなのです ときには雲のなかで心を遊ばせることで
Bu sorunun cevabını açık bırakarak şiirsel ve hayal gücüne seslenen bir eser yaratmış.Tím, že Vermeer nespecifikuje odpověď, vytváří velmi poetické dílo.
Bu sorunun cevabını açık bırakarak şiirsel ve hayal gücüne seslenen bir eser yaratmış.Tým, že na otázku neodpovedá, Vermeer vytvára obraz, ktorý je skutočne poetický.
Bu sorunun cevabını açık bırakarak şiirsel ve hayal gücüne seslenen bir eser yaratmış.Und indem er die Frage offen lässt, schafft er ein wirklich poetisches Gemälde.
Bu sorunun cevabını açık bırakarak şiirsel ve hayal gücüne seslenen bir eser yaratmış.Ze kan niet praten, ze drinkt.
Bu sorunun cevabını açık bırakarak şiirsel ve hayal gücüne seslenen bir eser yaratmış.Zostawiając to pytanie, Vermeer tworzy obraz, który jest naprawdę poetycki.
Bu sorunun cevabını açık bırakarak şiirsel ve hayal gücüne seslenen bir eser yaratmış.Саме через це, зображення Вермера набуває справжньої поетичності.
Kaidha Ramazan Bayramının nasıl önemsiz bir tatile dönüştüğünü şiirsel bir dille anlatıyor (İng.):Kaidha opisuje poetycko jak Eid sprowadzone zostało do swięta pozbawionego większego znaczenia:
Kaidha Ramazan Bayramının nasıl önemsiz bir tatile dönüştüğünü şiirsel bir dille anlatıyor (İng.):Kaidha raconte poétiquement comment les célébrations d'autrefois sont devenues une fête sans importance :
Mudralarıma, dansımdaki imgelere, dansın kendi şiirselliği, ve metaforu ve felsefesine odaklandım.저는 손동작 제 춤이 만드는 형상 감정표현과 메타포
Mudralarıma, dansımdaki imgelere, dansın kendi şiirselliği, ve metaforu ve felsefesine odaklandım.Skupiłam się na moich mudrach, na symbolice tańca, na poetyckości i metaforze oraz filozofii samego tańca.
Mudralarıma, dansımdaki imgelere, dansın kendi şiirselliği, ve metaforu ve felsefesine odaklandım.Συγκεντρώθηκα στην εικόνα του χορού μου στην ποίηση και στην αλληγορία, και στην φιλοσοφία του χορού.
Mudralarıma, dansımdaki imgelere, dansın kendi şiirselliği, ve metaforu ve felsefesine odaklandım.Фокусирах се върху образите от моя танц, върху поезията и метафората и върху философията на самия танц.
Mudralarıma, dansımdaki imgelere, dansın kendi şiirselliği, ve metaforu ve felsefesine odaklandım.התרכזתי בצעדי הריקוד שלי, בצורניות הריקוד, בשירה ובדימוי
Mudralarıma, dansımdaki imgelere, dansın kendi şiirselliği, ve metaforu ve felsefesine odaklandım.ركزت على حركاتي (المودراس) على تخيلات رقصي على الشعر و الاستعارة
Mudralarıma, dansımdaki imgelere, dansın kendi şiirselliği, ve metaforu ve felsefesine odaklandım.私の踊りのイメージや 踊りの感情表現や 人生観に意識を集中させました