İslâm inancına göre Allah'ın kendisi bilinmez, Allah'ı bilmek, sıfatlarını bilmekle olur.Embora inacessível e incognoscível, Deus é tido como consciente de Sua criação, com vontade e propósito.
Şifacı ve savaşçıdır.Caçador e guerreiro.
Yeni (sıfat) yakın zamanda keşfedilmiş, yapılmış ya da yaratılmış olana atıfta bulunan sıfattır.Ten (転, Ten?): Apresenta um tópico novo ou desconhecido.
Sifares de ölmek istemektedir ve onun için babasının yanında Romalılara karşı savaşa katılır.Sifare também quer morrer e une-se ao pai na batalha.
Kişinin bedeni üzerinde şifalandırıcı etkisi vardır.O processo de envelhecimento tem um impacto inevitável no corpo de uma pessoa.
Sularının şifa özelliği vardır.Se têm alguma virtude particular as suas águas.
Yaralananlara acil şifalar diliyoruz.Recomendando para população com traumas.
Sultan (Arapça: سلطان), tarihte pek çok farklı anlamda kullanılmış olan İslamî bir sıfattır.Sultão (em árabe: سلطان; transl.: Sulṭān) é um título islâmico com diversos significados históricos.
Şifahane bölümü, hastanenin yataklı kısmıdır.Lea: É você em uma cama de hospital...
Bazı sıfat-fiiller kalıcı olarak isme dönüşür.Em alguns especiais, torna-se um feixe contínuo.
Müslümanlar, Muhammed'in eşlerini bir saygı ifadesi olarak "Mü'minlerin anneleri" sıfatıyla ifade ederler.Ela é comumente reconhecido pelos muçulmanos como "Mãe dos Crentes" (Umalmuminim).
Aynı zamanda "bunlarla ilgili" anlamında bir sıfattır.Ele diz que “isso” está acontecendo com ele também.
Gerçi bu sıfatları Allah da kendisine nisbet etmiştir.Este, todavia, rebelou-se contra Deus, sendo, então, destronado.
Ned ise Will'i öldürmeden önce sıfatlarını sayarak Will'in başını keser.No entanto, Gina bebe o seu drinque antes que Will o esmague.
Tarikatın parolası ise “Yardım et, koru ve şifa dağıt”tır.Seu veredicto foi "assista, assista, assista!"
Joseph Sifakis (Yunanca: Ιωσήφ Σηφάκης), Fransız-Yunan bilgisayar bilimcisi.Joseph Sifakis (em grego: Ιωσήφ Σηφάκης; Heraclião, 26 de dezembro de 1946) é um informático greco-francês.
"Dağlık" sıfatı, dağlarla ilişkili ve kaplı alanları tanımlamak için kullanılır.O adjetivo montano é usado para descrever áreas montanhosas e coisas relacionadas a elas.
Ixtlilton: Şifa, tıp ve parti oyunları tanrısı.Deus do vinho e das festas.
Sıfat olarak, homofobik şeklinde kullanılır.Efetivando, assim, a homocromia.
Şifalı pilavın yenilmesinden sonra misafirler uğurlanır ve tören sona erer.Ao que o gato cessa a correria, o cão desiste, pois a diversão acabou.
Aspasia Farnaces'in yaptığı kurlara karşı koymak için Sifares'den destek ister.Argumentos de Aspasia para Sifare para a ajudar contra avanços por Farnace.
Takipçileri, gavs veya kutubun Allah'ın isim ve sıfatlarını üzerinde taşıdığına inanır.As Dez Sefirot na cabalá, descrevem as emanações ou atributos de Deus.
Kurt adam ısırıklarının şifası yoktur.Cão que ladra não morde.
Bir başka değişik plaj ise Şifalı Su Plajı'dır.Trata-se de uma pequena praia de águas calmas.
Ayrıca eski İngiltere teknik direktörü Sir Bobby Robson'da Uluslararası Danışman sıfatıyla görevlendirildi.O ex-técnico da Inglaterra Bobby Robson foi apontado como o novo treinador.
(Neşet Ertaş) ^ "sıfat-fiil."«おぎやはぎ、「あぶデカ」コンビと共演熱望» (em japonês).
Nümismatik sözcüğü aynı zamanda "para ile ilgili" anlamında bir sıfattır.Ao escrevermos sobre o comércio, é necessário destacar o tema “dinheiro”.
Aspasia ve Sifares Mitridates'in tehditlerine karşı durup birlikte ölmeyi göze alırlar.Aspasia e Sifare desejam morrer juntos com medo das ameaças de Mitridate.
“Gidip bi şifa iksiri getirin,” dedi Godrimir."Quando Paul e eu nos juntamos tínhamos um objetivo em comum", disse Godrich.
Çünkü Leto Tanrı sıfatı olan bir İmparatordur.Napoleão é imperador pela Europa.
Ufak bir mağaradan gelen kaynak suyu vardır şifalı olduğu söylenen sudan içilir.Numa das falésias da praia, existe uma pequena bica de água doce, onde se pode tomar um banho leve.
Ancak Hades'in en önemli sıfatı, ölümün tanrısıdır.Daí ser comum encontrar-se a referência de que Hades era deus dos Infernos.
Bu sayede sağkalım süresi uzatılmasına karşın, şifa şansı oldukça düşüktür.Entretanto, por ser muito perecível, seu período pós colheita é curto.
Aynı dönemde dışişleri bakanı sıfatıyla Londra'da düzenlenen Uluslar Topluluğu Konferansı'na katıldı.E assim foi nos anos subsequentes, inclusive por ocasião da Conferência da União Interparlamentar na Polônia.
Fakat Şeytan, insanların ve cinlerin kötülüğüne verilen bir sıfattır.Zo verscheen Satan als een mensen hinderende en hun heil bedreigende macht.
Tevhid Allah'ın isim ve sıfatları konusunda şirki reddetmektir.Zij heetten vereerders van God of godvrezenden.
Görüşleri arasında Allah'ın sıfatlarının O'nur özü olduğu da yer alır.In hun dromen ontvingen zij dan de mededelingen van de god.
Bu sebeple Bir'e hiçbir sıfat yüklenemez.Er worden dus geen werken afgeschreven (vaktaal voor: "verwijderd").
Arkaik sözcüğü geçmişle ilgili bir sıfattır.Rode draad hierin is respect voor het verleden.
Clarke 2007 yılında E. Allen Emerson ve Joseph Sifakis'le birlikte Turing Ödülü'nü almaya hak kazanmıştır.In 2007 won hij samen met E. Allen Emerson en Joseph Sifakis de Turing Award:
Şifacı ve savaşçıdır.Soldaat en krijger.
Sıfatlar ayrıca inceltilmektedir.Ook onderzocht men de efemeriden.
Besbelli ki, o adam birey sıfatı ile yok olacaktır.De wandbeenderen vormen achteraan een duidelijke dwarskam.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.In deze hoedanigheid stelde hij een zusterstadrelatie voor met Nueva Germania in Paraguay.
Yerden küçük bir taş alarak mezar taşına sürer ve şifa dileğinde bulunur.Alleen een kleine steen op het graf herinnert aan hem.
Bunların köklerini toplayıp şifalı yemekler yaparlardı.Dan tasten zij toe en verorberen hun maal.
Onlar da, Allah’ın izniyle hastaları şifaya kavuşturduklarını söylediler.Al wie met hen redetwist, heeft met God geredetwist.
Mevlânâ sıfatı kendisinin ulemadan olduğunu göstermektedir.Die klaagt zelf over zijn slechte behuizing.
Günümüzde bazı hastalar psikolojik şifa için buraya götürülmektedir.Hier is tegenwoordig een psychiatrische inrichting gevestigd.
Kişinin bedeni üzerinde şifalandırıcı etkisi vardır.Dit zou een verwarmend effect op het lichaam hebben.
Hükümdarın sıfatı fethedilen bölge sayısına göre Lord, Kral veya İmparator olarak değişebilir.Afhankelijk van het land en de tijd kan tsaar gelijkgesteld worden met keizer of koning.
Tüm sıfatları ve toprakları elinden alınır.Alle rangen en standen werden afgebeeld.
Bunların içinde en şifalı olarak gösterilen tür Aloe vera'dır.Dit is Parvati in haar meest angstwekkende vorm.
Bu sıfatlar ezeli ve ebedi midirler, yoksa hadis (sonradan olma, yaratılmış) mıdırlar.Dit doen zij door bijvoorbeeld te huilen of nabijheid van vaste verzorgers te zoeken.
Sıfatlar da çekimlenirken cinsiyet baz alınır.Zelfs tijdens de seks gaan de schranspartijen door.
"Tanrıların Kralı" sıfatıyla Zeus, Olimposluların lideridir.Het is niemand anders dan Zeus, de koning van Olympus.
Onun karakteri bir şifacıdır.Zijn leeftijd is een raadsel.
Dinin ana konsepti Japonca'da johrei olarak geçen şifa ritüeline dayanır.Japan daarentegen, accepteert meer dat schattigheid onderdeel is van de mode.
Bu kaplıca sularının şifalı olduğuna inanılır.Men gelooft dat het warme water van deze bron geneeskrachtig is.
Aslında meseleyi sadece şifahen bildirebildim.Ik heb de kwestie in feite alleen maar mondeling kunnen doorgeven.