Düşünmeden söylenen sözler kılıç gibi keser, Bilgelerin diliyse şifa verir.說 話 浮 躁 的 、 如 刀 刺 人 . 智 慧 人 的 舌 頭 、 卻 為 醫 人 的 良 藥
Düşünmeden söylenen sözler kılıç gibi keser, Bilgelerin diliyse şifa verir.說話 浮躁 的 、 如刀 刺人 . 智慧 人 的 舌頭 、 卻為醫 人 的 良藥
Efendi sıfatıdır.إنها صفة الأفندي . الذين لا يقولونها
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.Ad Efraim io insegnavo a camminare tenendolo per mano, ma essi non compresero che avevo cura di loro
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.A ja som učil Efraima chodiť (Bral ich na svoje ramená); ale nepoznali, že som ich uzdravil.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.C`est moi qui guidai les pas d`Éphraïm, Le soutenant par ses bras; Et ils n`ont pas vu que je les guérissais.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.Ich nahm Ephraim bei seinen Armen und leitete ihn; aber sie merkten es nicht, wie ich ihnen half.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.Jaz pa sem učil Efraima hoditi; vzel sem si jih na rame, a niso spoznali, da sem jih hotel zdraviti.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.Jeg lærte dog Efraim at gå og tog ham på Armen; de vidste ej, det var mig, der lægte dem.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.그러나 내가 에브라임에게 걸음을 가르치고 내 팔로 안을지라도 내가 저희를 고치는 줄을 저희가 알지 못하였도다
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.Ma też Pan poswarek z Judą, a nawiedzi Jakóba według dróg jego, według spraw jego odda mu.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.Og det var da jeg som lærte Efra'im å gå og tok dem på mine armer; men de skjønte ikke at jeg lægte dem.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.Şi totuş Eu am învăţat pe Efraim să meargă, şi l-am ridicat în braţe; dar n'au văzut că Eu îi vindecam.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.Todavia, eu ensinei aos de Efraim a andar; tomei-os nos meus braços; mas não entendiam que eu os curava.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.При това, аз научих Ефрема да ходи Като го хващах за мишците му; Но не познаваха, че аз ги лекувах.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.Я Сам приучал Ефрема ходить, носил его на руках Своих, а они не сознавали, что Я врачевал их.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.ואנכי תרגלתי לאפרים קחם על זרועתיו ולא ידעו כי רפאתים׃
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.وانا درّجت افرايم ممسكا اياهم باذرعهم فلم يعرفوا اني شفيتهم.
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.我 原 教 導 以 法 蓮 行 走 、 用 膀 臂 抱 著 他 們 、 他 們 卻 不 知 道 是 我 醫 治 他 們
Efrayime yürümeyi ben öğrettim, Kollarıma aldım onları. Ama kendilerine şifa verenin ben olduğumu anlamadılar.我 原 教導 以法 蓮 行走 、 用 膀臂 抱著 他 們 、 他 們卻 不知道 是 我 醫治 他 們
Eğer bir şifaya ihtiyaç varsa, o şifa uyanmak olacaktır.la curación será despertar.
Eğer bir şifaya ihtiyaç varsa, o şifa uyanmak olacaktır.S'il y a une guérison à faire, ce serait de s'éveiller.
Eğer bir şifaya ihtiyaç varsa, o şifa uyanmak olacaktır."目覚め" なる癒しだ これが最上なる癒しだ
En büyük şifa budur.C'est ça la guérison la plus importante.
En büyük şifa budur.Ésta es la mayor curación.
En büyük şifa budur.Toto je to najdokonalejšie liečenie.
En büyük şifa budur.Это Величайшее Исцеление.
En büyük şifa budur.真に私達では無いものへの 思い込みという眠りからの目覚め
En büyük şifa bu olurdu.C'est ça qui serait la guérison la plus importante.
En büyük şifa bu olurdu.Esa sería la mayor curación.
En büyük şifa bu olurdu.To by bolo to najdokonalejšie liečenie.
En büyük şifa bu olurdu.Это и будет величайшим исцелением.
En büyük şifa bu olurdu.何故なら、この癒しによって
En Büyük ŞifaLa guérison la plus importante
En Büyük ŞifaLa mayor curación
En Büyük Şifa Londra Ruhanilik Koleji'nden bir davetロンドン・カレッジ・オブ・ スピリチュアリティーからの招待
En Büyük ŞifaNajdokonalejšie Liečenie
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Aspettavamo la pace, ma non c'è alcun bene; l'ora della salvezza, ed ecco il terrore»
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Aşteptam pacea, şi nu vine nimic mai bun; o vreme de vindecare, şi iată groaza!`` -
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Čakaj na pokoj, ale neni dobrého, na čas uzdravenia, a hľa, des.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Čakali smo miru, toda nič ni prišlo dobrega, časa ozdravljenja, a glej, le strah!“
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Čekej pokoje, ale nic dobrého, času uzdravení, ale aj, hrůza.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Chúng ta trông sự bình an, nhưng chẳng có sự tốt gì đến; trông kỳ chữa lành, và sự sợ hãi đây nầy!
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Chúng_ta trông sự bình_an , nhưng chẳng có sự tốt gì đến ; trông kỳ chữa lành , và sự sợ_hãi đây nầy !
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Czekaj pokoju, alić nic dobrego; czasu uzdrowienia, alić oto strach.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Esperamos a paz, porém não chegou bem algum; e o tempo da cura, e eis o terror.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Esperamos paz, y no hay tal bien; tiempo de sanidad, y he aquí, terror
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.iért] békességre várni, holott nincs semmi jó; gyógyító idõre, holott ímé [itt] van az ijedelem.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.우리가 평강을 바라나 좋은 것이 없으며 고치심을 입을 때를 바라나 놀라움 뿐이로다
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Man håber på Fred, men det bliver ej godt, på Lægedoms Tid, men se, der er Rædsel.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Nous espérions la paix, et il n`arrive rien d`heureux; Un temps de guérison, et voici la terreur! -
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk."Odotetaan rauhaa, mutta hyvää ei tule, paranemisen aikaa, mutta katso, tulee peljästys!
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Percuma saja kita mengharapkan kedamaian dan masa penyembuhan, sebab yang ada hanyalah kekerasan
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Vi venter på fred, og det kommer intet godt, på lægedoms tid, og se, det kommer forferdelse.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Wij verwachtten vrede, maar er kwam geen vrede; we hoopten op genezing, maar er was alleen diepe ellende."
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Επροσμειναμεν ειρηνην, αλλ' ουδεν αγαθον καιρον θεραπειας, αλλ' ιδου, ταραχη.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Ждем мира, а ничего доброго нет, – времени исцеления, и вот ужасы.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.Очаквахме мир, но никакво добро не дойде, - Време на изцеление, но, ето, смущение.
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.קוה לשלום ואין טוב לעת מרפה והנה בעתה׃
Esenlik bekledik, iyilik gelmedi. Şifa umduk, yılgınlık bulduk.انتظرنا السلام ولم يكن خير. وزمان الشفاء واذا رعب.