Nümismatik sözcüğü aynı zamanda "para ile ilgili" anlamında bir sıfattır.V albanščini pomeni beseda lek hkrati tudi denar nasploh.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Tokiu būdu jis pasiūlė miestų partnerystę su Naujaja Vokietija, Paragvajuje.
Şifacı ve savaşçıdır.Kekšės ir kareiviai.
Sultan (Arapça: سلطان), tarihte pek çok farklı anlamda kullanılmış olan İslamî bir sıfattır.Sultonas (arab. سلطان) – Islamo titulas, turintis keletą istorinių reikšmių.
Sıfat olarak, homofobik şeklinde kullanılır.Vartojama ir homeopatijoje.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.Tuomet vietoj „tikro“, glotnaus, gaunamas smarkiai osciliuojantis sprendinys.
Bugün, Şifa Hastanesi Gazze'nin en büyük tıp merkezidir.LSMU ligoninės Kauno klinikos – didžiausia gydymo įstaiga Lietuvoje.
Senato üyeleri ise senatör sıfatını kullanır.Tačiau visiems tokiems paskyrimams reikalingas Senato pritarimas.
En büyük sıfat "Muhteşem'dir (The Magnificent)".Žymiausias kūrinys – „Trapi pusiausvyra“ (angl. Fine Balance).
Matta İncili'ne göre (23:35) İsa, Habil için salih sıfatını kullanır.Matteuse evangeeliumis (23:35) nimetab Jeesus Aabelit õigeks.
Yaralanan yurttaşlarımıza acil şifalar diliyorum.Minu sügav kaastunne hukkunute peredele''.
Şifalı bitkiler rehberi , (Yabani Yonca) maddesi.Mooste KülalisStuudio projekt „Metsik.
Halen bazı kuruluşlarda bağımsız yönetim kurulu üyesi sıfatı ile danışmanlık hizmeti vermektedir.Ministeeriumiga on seotud ka üks iseseisev appellatsiooninõukogu.
Kavram hem isim hem de sıfat olarak kullanılabilir.Otsustuspuus saab kasutada nii nominaalseid kui ka arvulisi sisendtunnuseid.
Kurt adam ısırıklarının şifası yoktur.Osal lülijalgsete munadel kooreosa puudub.
Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Milletinin birliğini temsil eder.Seetõttu toetus ta kirikule ja rahvale.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Seal pakkus ta välja sõprussuhete loomise Nueva Germania linnaga Paraguays.
Bu bilgiler dedelerimizin nesilden nesile aktarılan şifahi bilgilere dayanmaktadır.Seda kirjutan ma just meie kehvade kirjastamise olude arvele ...
Güneş, deniz, temiz hava, şifalı sular, çevre ve iklim imkanlarından yararlanılmaya çalışılmaktadır.See eeldab head kliimat, värsket õhku, puhast vett, päikest, rikkumata loodust.
Bu sözcük, sıfat olarak da kullanılır.Ka kõnes kasutatakse seda vormi tihedamini.
Bu sıfatı ilk kez, kilisenin kurucusu Joseph Smith kullanmıştır.See uskumine näidatakse esimesest usuartiklist, mille Joseph Smith kirjutas.
Zamirler, isimler ve fiiller sıfat şeklinde kullanılabilir.Märkmed, mõõtmed ja tolerantsid saab kergelt lisada joonisele, kuhu vaja.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››(40:5) Я сказал: Господи! помилуй меня, исцели душумою, ибо согрешил я пред Тобою.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››(41:5) Je dis: Éternel, aie pitié de moi! Guéris mon âme! car j`ai péché contre toi.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Als hij ziek wordt, zal de HERE hem steunen; tijdens zijn ziekte wordt hij door U veranderd.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Az Úr megerõsíti õt az õ betegágyán; bármilyen az ágya, megkönnyíted betegségében.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Disse eu da minha parte: Senhor, compadece-te de mim, sara a minha alma, pois pequei contra ti.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Eu zic: ,,Doamne, ai milă de mine! Vindecă-mi sufletul! Căci am păcătuit împotriva Ta.``
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Herra tukee häntä tautivuoteessa; hänen sairasvuoteensa sinä peräti muutat.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››HERREN skall på sjukbädden stå honom bi; vid hans krankhet förvandlar du alldeles hans läger.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Herren skal understøtte ham på sykesengen; hele hans leie forvandler du i hans sykdom.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Hospodin ho na ložci ve mdlobě posilí, všecko ležení jeho v nemoci jeho promění.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Hospodin ho posilní, keď bude neduživieť na posteli. Premeníš, Bože, celé jeho ležište v jeho nemoci.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Ich sprach: HERR, sei mir gnädig, heile meine Seele; denn ich habe an dir gesündigt.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Il Signore lo sosterrà sul letto del dolore; gli darai sollievo nella sua malattia
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Jaz sem rekel: GOSPOD, usmili se me, ozdravi dušo mojo, ker tebi sem grešil.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Kataku, "Aku telah berdosa terhadap-Mu, ya TUHAN, kasihanilah aku dan sembuhkanlah aku.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››내가 말하기를 여호와여 나를 긍휼히 여기소서 내가 주께 범죄하였사오니 내 영혼을 고치소서 하였나이다
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Pan go posili na łożu niemocy jego; wszystko leżenie jego odmieni w chorobie jego.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Så siger jeg da: Vær mig nådig, HERRE, helbred min Sjæl, jeg har syndet mod dig!
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Tôi đã nói : Ðức_Giê - hô-va ôi ! xin thương_xót tôi , Chữa lành linh_hồn tôi , vì tôi đã phạm_tội cùng Ngài .
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Tôi đã nói: Ðức Giê-hô-va ôi! xin thương xót tôi, Chữa lành linh hồn tôi, vì tôi đã phạm tội cùng Ngài.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Yo dije: "Oh Jehovah, ten misericordia de mí; sana mi alma, porque contra ti he pecado.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Εγω ειπα, Κυριε, ελεησον με ιασαι την ψυχην μου, διοτι ημαρτον εις σε.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››Аз рекох: Господи, смили се за мене; Изцели душата ми, защото Ти съгреших.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››אני אמרתי יהוה חנני רפאה נפשי כי חטאתי לך׃
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››انا قلت يا رب ارحمني. اشف نفسي لاني قد اخطأت اليك.
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››我 曾 說 、 耶 和 華 阿 、 求 你 憐 恤 我 、 醫 治 我 . 因 為 我 得 罪 了 你
‹‹Acı bana, ya RAB!›› dedim, ‹‹Şifa ver bana, çünkü sana karşı günah işledim!››我 曾 說 、 耶和華 阿 、 求 你 憐恤 我 、 醫治 我 . 因為 我 得罪 了 你
Adım Dean. Amara'nın kurucularından biriyim. Sıfatım Sosyal Yardım ve İş Geliştirme Direktörü.[cliquetis jusqu'à 0:10:19]
Avusturyalılar'ın yöneticisi bu Kutsal Roma İmparatoru sıfatıı taşıyordu.A vládce Rakušanů měl titul císaře Svaté říše římské.
Avusturyalılar'ın yöneticisi bu Kutsal Roma İmparatoru sıfatıı taşıyordu. Bu kişi II.Жените също така изикват от кралското семейство да се преюести в Париж.
Avusturyalılar'ın yöneticisi bu Kutsal Roma İmparatoru sıfatıı taşıyordu.Der Herrscher der Österreicher hatte den Titel des Kaisers des Heiligen Römischen Reichs.
Avusturyalılar'ın yöneticisi bu Kutsal Roma İmparatoru sıfatıı taşıyordu.E il sovrano degli austriaci aveva il titolo di Sacro Romano Imperatore.
Avusturyalılar'ın yöneticisi bu Kutsal Roma İmparatoru sıfatıı taşıyordu.E o governante dos austríacos tinha o título de Sacro Imperador Romano.
Avusturyalılar'ın yöneticisi bu Kutsal Roma İmparatoru sıfatıı taşıyordu.Le chef des Autrichiens avait le titre d'Empereur du Saint-Empire romain.
Bence kanser bir sıfat olmalı.Cancer nu ar trebui să fie un substantiv.
Bence kanser bir sıfat olmalı.Creo que el cáncer no debería ser un sustantivo.
Bence kanser bir sıfat olmalı.Ich denke, Krebs sollte kein Nomen sein.
Bence kanser bir sıfat olmalı.Je pense que le cancer ne devrait pas être un nom.