Ana içeriğe geç
Sözlük

şifa ile cümle

şifa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
1990'lı yıllarda da Almanya ekonomik sorunlarından dolayı bu sıfatla anılmıştır.Jako důvod pro tyto kroky se označily ekonomické problémy kolem roku 1960.
Aynı zamanda "bunlarla ilgili" anlamında bir sıfattır.Jsou pro něj zároveň "tou správnou výzvou".
Avcı ve şifacıdır.Je býložravec a koprofág.
Sıfat olarak, homofobik şeklinde kullanılır.Bývá údajně využíván v homeopatii.
Şifacı: Kara birimlerinin canını yenileme özelliğine sahiptir.RECENZE: Kéž by Černé vdovy měly víc rozumu.
Sultan, genelde İslam hükümdarları tarafından kullanılmış olan bir sıfattır.Sultán je panovnický titul používaný v muslimských zemích.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.V rámci této funkce navrhl sesterský vztah s kolonií Nueva Germania.
1991'den önce, başbakan sıfatı yoktu ve ülkenin lideri bakanlar kurulu başkanı idi.Až do 70. let tak nebylo zřejmé, zda hlavní exekutivní pozici má prezident či premiér.
Kürtçede sayı sıfatı olarak yek kelimesi kullanılır.Pro pravoúhlý trojúhelník platí Euklidovy věty.
Ayrıca Antoni Gaudí'nin tasarımcısı sıfatıyla Montserrat Manastırı'nın kubbesini tasarlamıştır.Z Commodore také konstrukčně vychází Holden Monaro.
Motoru ortaya yerleştirilmiş ilk seri üretim araç sıfatını elinde bulundurmaktadır.Značka představila první sériově vyráběný automobil na světě s přeplňovaným motorem.
(Buradaki "bir" kelimeyi belgisiz sıfattır.) ne renk? neredeki yol?(Z okna se linula vůně.), KUDY?
II. Dünya Savaşı'na katılmış, ülkesi ABD'de 'en çok madalya alan Amerikan askeri' sıfatıyla ün kazanmıştır.Během druhé světové války se stal nejvíce vyznamenávaným vojákem americké armády.
İsminin önünde kimi zaman sıfat olarak Yakutça bir kelime olan "Aan" kullanılır.Jakutové někdy tuto bohyni nazývají Aan Alahçın Hatun.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.În această calitate, a propus înfrățirea cu orașul Nueva Germania, Paraguay.
Gecede sizi de bekliyoruz. (ki) bağlacı vurgusuz ilgi zamiri olan ve sıfat türeten –ki vurguludur.În fiecare etapă a popasului făcut de tine noaptea, ai traversat o etapă în drumul către Dumnezeu?”
Ön ek "paleo-" Yunanca “eski” veya “antik” anlamına gelen palaios (παλαιός) sıfatından gelmektedir.Prefixul „paleo” vine de la grecescul „palaeo-” care înseamnă „vechi” sau „bătrân”.
İksirler yenileyici ve şifa verici olduğu inanılan içkilerdir.Ceaiul este o băutură foarte lăudată și apreciată pentru proprietățile sale.
Siz bu sıfatı benimsediğinize göre kendiniz için de bu sıfatı uygun görüyor musunuz?Da,dar depinde de cum te uiți la el.?
Şifalı ılıcalarda, birçok hastalığın iyileşmesinde yararlanılan birçok kaplıca bulunur.Auzindu-se de această minune, au început să vină aici o mulțime de bolnavi în speranța vindecării.
Şifahane bölümü, hastanenin yataklı kısmıdır.Această capelă se afla probabil în clădirea spitalului.
Artist, sanatçı anlamında bir isim ve sıfat.Și această putere, la artist o numim talent.
Latin, Roma kültürü ile ilgili bir sıfattır, "Latin edebiyatı", "Latin yazarlar" gibi.Cultura Europei latine se bazează pe cea romană, mai precis: latină.
Bu sıfatla çok sayıda siyasi toplantı ve resmi gezilere dahil olmuştur.Ea i-a fost alături în numeroase ceremonii și sărbătoriri oficiale.
Adı meşhur ve şifalı içme suyundan gelmektedir.Numele provine de la timpul rapid (expres) de pregătire a băuturii.
Clarke 2007 yılında E. Allen Emerson ve Joseph Sifakis'le birlikte Turing Ödülü'nü almaya hak kazanmıştır.A primit Premiul Turing în 2007, împreună cu Edmund Clarke și Joseph Sifakis.
962'de Papa XII. Ioannes I. Otto'ya Roma imparatoru sıfatını verdi.0962: Papa Ioan al XII-lea l-a încoronat pe Otto I ca împărat al Sfântului Imperiu Roman.
Yönetmen Jonze'a ise "vizyoner" sıfatını yakıştırdı.L-a numit pe Jonze drept un „vizionar”.
Hastaların yatabileceği odaları olmayan bu sağlık kuruluşunda, şifa veren tanrıdan yardım istenirdi.Sfinții doctori fără de arginți erau sfinți vindecători care nu cereau plată pentru îngrijirea bolnavilor.
Aynı mahkemeye Amiral Milne de tanık sıfatıyla çağrıldı.De asemenea, Lady Milford Haven a apărut la proces ca martor.
Allah'ın zat ve sıfatları nelerdir, bu sıfatlar özden ayrı mıdır, aynısı mıdır?Nu s-a găsit niciunul să se întoarcă și să dea slavă lui Dumnezeu decât numai acesta care-i de alt neam?"
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Ebben a minőségben javasolta a paraguayi Nueva Germania-val alkotott testvérvárosi kapcsolatot.
Çoğu Sith isminden önce darth sıfatını kullanır.Minden sith új nevet kap, amely a Darth előnévvel kezdődik.
Batı dünyasında bu sıfat çoğunlukla eklenmiyor.Ezt az érdeklődést nyugaton sokszor félreértik.
Sifares bu desteği vermeye söz verir; fakat kendinin de ona aşık olduğunu açıklar.Peer kölcsön kéri magát, megpróbálja bebizonyítani, hogy igenis önmaga volt.
Sifares hemen şehirden ayrılma hazırlıkları yapmaya başlar.Az összetört Oidipusz elindul elhagyni a várost.
Yaralılara Allah'tan acil şifalar dileklerimi ilettim.Itt mondhatják el kívánságaikat az isteni kalauzoknak.
Şifacı ve savaşçıdır.Kicsit szerzetes és harcos is.
Bu sözcük, sıfat olarak da kullanılır.A szót azonban mindmáig gyakran használják udvarias megszólításként is.
Müslümanlar, Muhammed'in eşlerini bir saygı ifadesi olarak "Mü'minlerin anneleri" sıfatıyla ifade ederler.A muszlimok, úgy ahogyan a Próféta többi feleségét, édesanyjukként tisztelik.
Sıfatlarda hitap hâli de yoktur.A paplakban sincs azonban minden rendben.
3-4 türünün şifalı özelliği bulunmaktadır.3–4 személynek megfelelő bivakhely.
Genellikle iki sıfatı da kullanarak servis verirler.Általában két kéz szükséges hozzá.
Şifa perisidir.Kedves cserkészek!
Hayvanın boynuzunun toz köklerinin bütün hastalıklara şifa olduğuna inanılır.A varánusz harapása bármely állatra nézve végzetes.
(Buradaki "bir" kelimeyi belgisiz sıfattır.) ne renk? neredeki yol?(A típus beceneve a piros színe miatt: "Kecsapbika".)
Fakat bazı sıfatlarda isimden önce gelir.A legtöbb országban a keresztnév megelőzi a vezetéknevet.
İmparator sıfatı olan bir Tanrı değildir.Most csak egy árva vagyok, császár nélkül.
Kur'an'da 'şehirlerin anası' (ummu'l kur'a) sıfatıyla anılır.Paikallislehtenä ilmestyy Qələbə (”Voitto”).
Şifacı ve din adamı.Ruhtinas ja narri.
Sıfatlar ayrıca vokatif hâlde çekimleri olur.Pisteitä saa myös, jos gladiaattorit tekevät virheitä.
Yaralanan yurttaşlarımıza acil şifalar diliyorum.Kalle Kämäräinen Suomen kansanedustajat.
Bu bir sıfattır ve koşulları nitelendirmekte kullanılır.Tämä on vain likiarvo ja riippuu tietyistä ehdoista.
Yaralananlara acil şifalar diliyoruz.Loukkaantuneet saivat ensiavun lähitaloissa.
Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden gelen insanlar kendini kuma gömerek şifa aramaktadırlar.Erilaiset turkkilaisten heimot etsivät alueelta laidunmaita.
Bu sıfatı ilk kez, kilisenin kurucusu Joseph Smith kullanmıştır.Sen perusteena oli kirkon perustajan Joseph Smithin opetus.
İlâveten vokatif cümle parçalarında sıfatlar daima zayıfça dekline edilir.Pehmiksessä sääntötulkinnoista voi aina valittaa.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Tässä asemassa hän ehdotti Nueva Germaniaa Paraguaissa sisarkaupungiksi.
Fiil köklü sıfatlar ile sıfat-fiiller arasındaki sınır çok net değildir.Jyskän ja Vaajakosken välistä rajaa ei ole tarkoin määritelty.
Birisi hastalandığında şifa için ona dua edilirdi.Siitä lähtien, kun hänet tuotiin sairaalaan, sadat ihmiset ryhtyivät rukoilemaan hänen puolestaan.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod