1990 - Lech Walesa, Polonya'nın ilk seçilmiş Başkanı sıfatıyla, parlamentoda yemin ederek görevine başladı.1990 – Lech Wałęsasta tuli Puolan ensimmäinen suoralla kansanvaalilla valittu presidentti.
Ancak pranik şifa hala geliştirilmeye ve araştırılmaya devam edilen bir konudur.CEA:ta pidetään siis edelleen kiinnostavana tutkimus- ja kehityskohteena.
İletilerin içinde kullanılan sıfatlar katılımcıların yanıtlarının değişmesine sebep olabilir.Η χρήση των επιθέτων σε μια προτροπή μπορεί να αλλάξει τις απαντήσεις των συμμετεχόντων.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.Μεγαλύτερος "αριθμός ISO" σημαίνει μεγαλύτερη ευαισθησία.
Sıfatlar ayrıca vokatif hâlde çekimleri olur.Ακόμα και οι θάμνοι αποδίδονται με την ακρίβεια βοτανολόγου.
Bu isim de şifâ vericiliği temsil eder.Το όνομα απαντά και ως καλογερικό.
Romalılar bu bölgeyi şifa müessesesi olarak kullanmışlardır.Οι Ρωμαίοι χρησιμοποίησαν το νησί ως τόπο εξορίας.
“Gidip bi şifa iksiri getirin,” dedi Godrimir.«Εμπνέαμε το χειρότερο ο ένας στον άλλο», έχει δηλώσει ο Γκόσλινγκ.
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Από αυτή τη θέση, πρότεινε μια αδελφοποίηση με την πόλη Nueva Germania, στην Παραγουάη.
Yaralananlara acil şifalar diliyoruz.Ο τραυματισμένος Κατσαντώνης διέταξε τακτική υποχώρηση.
Tifa veya Sifai (Yunanca:Τίφα) Thespiae'nin limanı olan eski bir Böotya kıyı kentiydi.Η Τίφα ή (Σίφαι) ήταν αρχαία βοιωτική παραθαλάσσια πόλη, που αποτελούσε επίνειο των Θεσπιών.
"Gıybet, kardeşini onun hoşlanmadığı bir sıfat ile vasıflandırmaktır." buyurdu.Kun én af brødrene (hvem vides ikke) fløj selv, og kun én gang.
"Crab"(yengeç) en saygısız sıfattır ve ölümcül bir intikam emri olarak kullanılabilir."Crab" er det mest respektløse man kan kalde en Crip, og kan garantere en fatal gengældelse.
Sıfat olarak, homofobik şeklinde kullanılır.På den måde bekæmper de homofobi.
Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.Hans tjenere var ægteparet Byggvir og Bejla (associeret med mjødbrygning).
Sıfatlar ayrıca inceltilmektedir.Ministre undersøges også.
"Şifaü’s-Sail"’de ise, daha tenkitçi bir tavır takınmaktadır.En ”snenæse” med lysere strejf er acceptabel.
Ayrı bir tanrıça mı yoksa çocuk tanrıçasını tanımlayan bir sıfat mı olduğu konusu kesin değildir.Det er uvidst om Sjøvn på noget tidspunkt vat en egentlig gudinde.
Baharatlar da şifa verici özellikleriyle öne çıkardı.Men svagheder fremtrådte jævnsides de gode egenskaber.
Üyeler normalin üstünde bir sıfata (AM) sahiplerdir.Et av heftene (se kilde) tar for seg de norske breiteger.
Bu sıfatla anılan beş önemli varlık bulunur.Det finnes fem kjente objekter i denne kategorien.
Bu sözcük, sıfat olarak da kullanılır.Også begrepet dyktig er beslektet.
(Bazen de tanrıların ve tanrıçaların sıfatı olarak geçer).Ønsker vi å bli guder?)
(Neşet Ertaş) ^ "sıfat-fiil."«Skarvatnet». ^ «Skarvatnet».
Lisbet, tanıkların ifadesine göre, 1640'lardan beri şifacı olarak ün yapmıştı.Ifølge vitneutsagnene hadde Lisbet hatt ry som helbreder helt fra 1640-årene.
Allah'ın ilim, kudret, irade, hayat, semi ve basar sıfatları yoktur.Heller ikke hadde de rett kunnskap om Guds ord, om loven og evangeliet.
İlçe dahilinde şifalı maden suları mevcuttur.Fra omtrent samme tid er de første koppergruvene dokumentert.
Terim hem isim hem sıfat olarak kullanılmaktadır.Navn og alder er definert direkte.
Halit Kıvanç attı bu sıfatı ortaya.Det blir snaut med poeng av sånt.
2 Ama siz, adıma saygı gösterenler için ışınlarıyla şifa getiren doğruluk güneşi doğacak.4,2: Men for dere som frykter mitt navn, skal rettferds sol renne med legedom under sine vinger.
Türkçede, çapkın erkekler için sıfat olarak da kullanılır.Gangster kan på norsk også brukes spøkefullt om rampete gutter.
Ada çayı, çok eski çağlarda da ünlü bir şifalı bitki olarak tanınırdı.Eidsfjorden var tidligere kjent som en fantastisk sildefjord.
Merhaba Dünya filmini kendini komik adam sıfatından ayıracak bir fırsat olarak düşündü.Denne filmen har gjort en sjanger skifte fra å være en ren Skrekkfilm å legge til flere komiske elementer.
Başkomutan sıfatıyla Ulusal Güvenlik Konseyi üyelerini atar ve toplantılarına başkanlık eder.Han eller hun leder staben ved USAs nasjonale sikkerhetsråd og deltar i rådets møter.
Kaza, kader ve dilemek, O'nun nasıl olduğu bilinmeyen sıfatlarındandır.Dan betapa buruk perbuatan mereka menjual diri sendiri dengan hal demikian, sekiranya mereka itu mengetahui.
Allahı yarattıklarının sıfatıyla nitelemek doğru değildir.1) Janganlah Allah ditempatkan setingkat dengan manusia atau salah satu makhluk lain yang diciptakan-Nya.
(İsrâ Suresi: 9) Kur’ân'dan indirir olduklarımız, inananlara şifâ ve rahmettir.Terlaknat orang yang menentangnya, dan memperoleh rahmat orang yang mempercayainya."
Kendini Afro-Amerikan, siyahi, lezbiyen, feminist, şair, anne ve benzeri gibi sıfatlarla tanımlamıştır.Dia dikenal sebagai seorang Afrika-Amerika, hitam, feminis, penyair, ibu dan sebagainya.
Bu sıfat, Şiîlerin inancına göre On İki İmam ve Peygamber'in kızı Fatıma Zehra için de geçerlidir.Dari perkawinannya dengan Zahara, ia dikaruniai dua putra, yaitu Muhammad Dian dan Muhammad bin Deliar Noer.
Yeni (sıfat) yakın zamanda keşfedilmiş, yapılmış ya da yaratılmış olana atıfta bulunan sıfattır.Kejadian yang bersyarat dapat pula digunakan selayaknya; dikomposisi, dibangun, atau dibuat (diproduksi).
Bu sıfatı ilk kez, kilisenin kurucusu Joseph Smith kullanmıştır.Gereja ini didirikan oleh Joseph Smith.
Yemin İslamiyet içerisinde daha çok Allah'ın isimleri veya zâtî sıfatlarından birisi anılarak yapılır.Menyebut konsekuensi dari nama dan sifat Allah atau sekedar menceritakan tentang Allah.
Ön ek "paleo-" Yunanca “eski” veya “antik” anlamına gelen palaios (παλαιός) sıfatından gelmektedir.Awalan "paleo-" berasal dari bahasa Yunani ; kata sifat palaios (παλαιός), berarti "tua" atau "kuno".
Bu sıfatla Paraguay’ın Nueva Germania kenti ile bir kardeş şehir ilişkisi önerdi.Dalam kapasitas ini beliau mengusulkan hubungan kota kembar dengan Nueva Germania, Paraguay.
"Takdis" ve "takdir" Allah'ın sıfatları ile ilgilidir."Sesungguhnya Shofa dan Marwah adalah sebagian dari syiar Allah.
Danimarka Kralı II. Sweyn'in oğludur ^ Sifakis, Carl (1984).Erik Ejegod adalah nenek moyang raja-raja Denmark kemudian. ^ Sifakis, Carl (1984).
Matta İncili'ne göre (23:35) İsa, Habil için salih sıfatını kullanır.Dalam Injil Matius(23:35), Yesus Kristus berkata tentang Habel sebagai orang yang benar.
Allah isimleri ve sıfatları (esma'ül-hüsna) dolayısıyla bilinebilirdir yalnız.Mengetahui nama Allah berarti menguasai si empunya nama, dan hal ini tidak dikehendaki oleh TUHAN.
Allah'ın sıfatlarını inkâr eden felsefecilerin mesleği Ta'til olarak adlandırılır.Dengan demikian, mereka yang menolak karunia Allah ini menanggung kematian dalam perselisihan mereka.
Napolyon birinci konsül sıfatıyla 1802'de Louis'yi Josephine'in kızı Hortense de Beauharnais ile evlendirdi.Pada 1802, atas permintaan Napoleon, Hortense menikahi saudaranya Louis Bonaparte.
(Neşet Ertaş) ^ "sıfat-fiil."Tembung Katrangan / ꦠꦼꦩ꧀ꦧꦸꦁꦏꦠꦿꦔꦤ꧀ (kata keterangan).
Şifa amaçlı kullanılırken ilaç gibi kaşıkla içilmektedir.Minuman ini diminum sebagai obat atau bahkan obat kuat.
1990 - Lech Walesa, Polonya'nın ilk seçilmiş Başkanı sıfatıyla, parlamentoda yemin ederek görevine başladı.1990 - Lech Walesa menjadi presiden pertama Polandia yang dipilih melalui pemilu.
Halen köyün yakınındaki şifalı kaplıcanın adı "Karakurt Kaplıcası"dır.Cây cầu gần chỗ bà tự vẫn gọi là cầu Thất Cơ (mất Ngu Cơ).
Şifacı ve danışman.Bakhteev chủ biên và bình luận.
Türkçede, çapkın erkekler için sıfat olarak da kullanılır.Tại Scotland việc kế vị cũng được áp dụng như tại Anh.
Ned ise Will'i öldürmeden önce sıfatlarını sayarak Will'in başını keser.Ned đưa ra bản án và chém đầu Will.
Bu sıfatı taşıyan Osmanlı Devleti zamanında doğmuş kişi olması nedeniyle "Son Osmanlı" diye anılıyordu.Cậu được gọi là Đầu xanh vì cậu là người mới đến.
Çalışan kadınlar işçi sıfatındadır..Phụ nữ trong ngành nghề lao động phổ thông.
Yaralananlara acil şifalar diliyoruz.Những người bị thương vẫn còn trong tình trạng nguy kịch.