Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddetle ile cümle

şiddetle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Aşkın şiddetle ortaya çıkışının en belirgini Hitler'dir.Siguranța lui Hitler era principala ei grijă.
Billboard yazarı Kerri Manson şarkıyı "demode" buldu; fakat nakaratı şiddetle övdü.Kerri Manson a Billboard-tól a dalt „elavultnak” nevezte, de erősen dicsérte a refrént.
Ancak İtalya Savaşları, giderek şiddetlenerek devam etti.A tiltakozások az iraki háború ellen azonban folyamatosan erősödtek.
Şiddetle direnişe geçtiler.Belépett az ellenállásba.
Ayrıca Papa'nın İslam dininde akılla Tanrı arasında bir ilişki olmadığı iddiası şiddetle eleştirildi.Emellett kinyilvánította, hogy hitbéli kérdésekben a pápa álláspontját nem lehet megkérdőjelezni.
Bir nevi maddenin kendine uygulanan kuvvete şiddetle direnç göstermesidir.Erőszak valamely személyre közvetlenül ható olyan fizikai erő kifejtése, amely az ellenállást megtöri.
Havada kuvvetle dumanlanır, suyla şiddetle birleşir.Szárazon kemény, vízzel érintkezve felpuhul.
Fakat bu infaz edilemez, çünkü çarpışmalar son derece şiddetle devam etmektedir.Nem fogom beperelni Önöket, mert a törvény túlságosan is lassú.
Fırtına daha da şiddetlendi.A vihar még hevesebbé vált.
Bir an bile tereddüt etmeden , komploya karşı şiddetle harekete geçtiler.Tétovázás nélkül, azonnali intézkedéseket tettek az összeesküvés ellen.
Şiddetle direnişe geçtiler.He kokivat kovaa vastarintaa.
Ama başkan bu olaya şiddetle karşı çıktı.Kuningatar itse vastusti sitä voimakkaasti.
1918 yazında saldırılar şiddetlendi.Kesän 2014 kuluessa pakolaisvirrat kasvoivat.
Genellikle Nisan ve Ağustos arasında yağışlar şiddetlenir.Tammi- ja helmikuussa sade tulee usein lumena.
Yakup bu fikre şiddetle karşı çıktı.Orlov vastusti asiaa jyrkästi.
Sırbistan, Rusya ve Çin gibi diğer ülkeler ise şiddetle bağımsızlığa karşı çıktılar.Άλλα, όπως η Σερβία, η Ρωσία και η Κίνα είναι έντονα αντίθετα στην ανεξαρτησία.
Jukov, mümkün olduğunu söyledi, fakat takviye kuvvetlere şiddetle ihtiyaç vardı.Ο Ζούκοφ απάντησε ότι ήταν πιθανό, αλλά χρειάζονταν οπωσδήποτε εφεδρείες.
Genellikle kademeli olarak başlar ve fiziksel aktiviteyle şiddetlenir.Τις περισσότερες φορές εμφανίζεται σταδιακά και επιδεινώνεται με τη φυσική δραστηριότητα.
Guignes'in bu görüşü birçok sinolog tarafından şiddetle tartışıldı.Αυτή η δήλωση του Γουίλσον αμφισβητείται από πολλούς.
Gerilim şiddetle sürüyor.Αισθητή είναι η βία.
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.Στην αρχή ο πόνος εμφανίζεται κατά διαστήματα αλλά στη συνέχεια μπορεί να γίνει πιο μόνιμος και επίμονος.
ABD Başkanı Barack Obama şiddetle ilgili "derin kaygıları" olduğunu ifade etti.Ο πρόεδρος των ΗΠΑ Μπαράκ Ομπάμα καταδικάζει την "κτηνώδη δολοφονία".
Ancak Atina'ya döndüklerinde şiddetle kınandılar.Όταν επέστρεψε στας Αθήνας ήτο ήδη καταδικασμένος.
Manstein taraftarları kararı şiddetle protesto edince ceza 12 yıla indirildi.Οι υποστηρικτές του Μάνσταϊν, όμως, ξεσήκωσαν τόσο μεγάλο θόρυβο, που η ποινή μειώθηκε στα 12 έτη.
Ertesi günler, çatışmalar daha da şiddetlenir.Την επόμενη ημέρα οι διαμαρτυρίες ήταν πολύ εντονότερες.
Jukov, mümkün olduğunu söyledi, fakat takviye kuvvetlere şiddetle ihtiyaç vardı.Zjukov svarede, at det var muligt, men at der var desperat brug for reserver.
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.Smerten kan være værre om natten og kan øges med tiden til at blive alvorlig og konstant.
1630 yılında ise Otuz Yıl Savaşı şiddetlenecek, İsveç kralı II. Gustav Almanya’yı işgal edecektir.Under trediveårskrigen, den 26. juni 1630, gik den svenske hær med kong Gustav 2.
Akşamüstüne doğru olaylar daha da şiddetlendi.Situationen blev yderligere skærpet i de følgende dage.
Şiddetle karşılandılar.Det blev dårligt modtaget.
Bu durum idari ve finansal sorunların yanında yetersiz personel sebebi ile şiddetlenmektedir.Dette skete på grund af mangel på både personel og materiel.
Hikâyede Gotham şehri 7.6 büyüklüğündeki ve iki ayrı şiddetlerdeki depremlerle sarsılır.Jordskælvet målte 7,6 på momentmagnitudeskalaen og kostede to dødsfald.
Kendi bölgelerine çok bağlıdırlar ve bunu diğer soydaşlarına karşı şiddetle savunurlar.Bjerglærken er meget territorial og forsvarer gerne sit område mod andre artsfæller.
Kıtlık iyice şiddetlendi.Hungersnød brøt ut.
Akşamüstüne doğru olaylar daha da şiddetlendi.Dagen etter var situasjonen enda mer spent.
Chaplin bu iddiayı şiddetle reddetmiş ve çok kırılmıştı.Andersen protesterte så heftig at dette ble oppgitt.
Bu öneri şiddetle eleştirildi.Men systemet ble allikevel kraftig kritisert.
Cage, son yıllarda seçimi nedeniyle şiddetle eleştirildi, bazıları evrensel olarak panellendi.Likevel har BBC ofte blitt kritisert i de siste årene på grunn av pengene de tjener på Worldwide.
Güneyde çatışmalar şiddetlenmişti.Motstanden i sør var stor.
Arıburnu’nda muharebe şiddetle devam ediyordu.Sikkerhetsrådet stod imidlertid fremdeles i stampe med hensyn til Darfur.
"Ölüme karşı yürüyüş şiddetle tehdit ediliyor".Trusselen om salg til utlandet er tydeligvis blitt tatt på alvor.»
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.Smertene kan oppstå hurtig, eller tilta gradvis over tid.
Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı bazen tartışmalı konuşmaları ve şiddetle Euro'yu eleştirmesi not edilmiştir.Han ble en kontroversiell politiker, særlig markant i sin kritikk av EU og euroen.
Avrupa Parlamentosu'nda yaptığı bazen tartışmalı konuşmaları ve şiddetle Euro'yu eleştirmesi not edilmiştir.Tercatat beberapa pidato kontroversialnya di Parlemen Eropa dan dia sangat keras mengkritik Euro.
Netenyahu ve Levy işbirliği yapamadı ve ikisinin arasındaki rekabet sonraları daha da şiddetlendi.Netanyahu dan Levy tidak bekerja sama karena terjadi persaingan di antara keduanya.
Mykale Muharebesi'nin Atinalı Komutanı Xantihippus bu öneriye şiddetle karşı çıkmıştır.Xanthippos, komandan Athena di Mykale, secara keras menolak usulan ini.
Bu istek şiddetle reddedildi.Permohonan ini ditolak dengan tegas.
İslamiyet'in emirlerini yerine getirir, yasaklarından şiddetle kaçınırdı.Ia segera menurunkan Arius dari jabatannya, dan mengekskomunikasi dia maupun para pendukungnya.
Yoksa onları şiddetle cezalandırırım.Karena itu Allah menyatakan bahwa nanti mereka akan diazab dengan azab yang pedih.
Sırbistan, Rusya ve Çin gibi diğer ülkeler ise şiddetle bağımsızlığa karşı çıktılar.Beberapa negara, seperti Serbia, Rusia dan Tiongkok sangat menentang kemerdekaan negara ini.
Bu toplumlarda ortak değerlere karşı işlenen suçlar şiddetle cezalandırılmaz.Di sinilah dewa-dewi berfungsi untuk menghukum orang-orang yang melanggar hukum secara diam-diam.
Politik şiddetle geçen yılların ardından sorumluların yakalanması isteğinde bulunuldu.Setelah bertahun-tahun lamanya, diangkatlah isu penghapusan wajib militer.
Fakat, kitleler onun öğretilerine karşı şiddetle karşı çıkmışlardı.Bahkan At-Tirmidzi belajar pula hadits dari sebagian guru mereka.
Yakup bu fikre şiddetle karşı çıktı.Kemudian Yakub sangat menyesali pilihannya ini.
Arıburnu’nda muharebe şiddetle devam ediyordu.Pertempuran di Kuwari berlangsung dengan hebat.
30 Ocak'tan itibaren çatışmalar yeniden şiddetlenmeye başlamıştır devam etmektedir.Pada tanggal 10 Januari, serangan itu berlanjut lagi.
Şiddetle direnişe geçtiler.Họ đã kháng cự mãnh liệt.
Kirene'deki bir isyanı ise aynı şiddetle bastırdı.Một cuộc nổi dậy tại Cyrene đã bị dập tắt cùng năm.
Ancak bombasının yarattığı rüzgarı "Enola Gay"i de şiddetle salladı.Quả bom được chế tạo bí mật vào đưa lên máy bay Enola Gay.
Sürgünü şiddetle reddeder.Riêng Dương Bích Liên từ chối.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod