Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddetle ile cümle

şiddetle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bundan sonra işler şiddetle farklı olacak.Things will be drastically different from now on.
Tom şiddetle yumruğunu masaya vurdu.Tom pounded the table violently with his fists.
Tom suçlamaları şiddetle reddetti.Tom vehemently denied the accusations.
Ben şiddetle bir uzlaşmaya karşıyım.I am strongly opposed to a compromise.
Ben nefesimi tutmaya çabalarken dalgalar beni şiddetle ileri geri fırlatıyordu.The waves were tossing me viciously to and fro as I struggled to hold my breath.
Rüzgar şiddetle esiyor.The wind is blowing violently.
Bu konuda çok şiddetle hissettim.I felt very strongly about it.
Tom şiddetle titremeye başladı.Tom began to shiver violently.
Bunu ne kadar şiddetle istiyorsun?How badly do you want it?
Fırtına bütün o gece şiddetle esmişti.The storm raged fiercely all that night.
Politik doğruluğa şiddetle karşıyım.I am vehemently opposed to political correctness.
O şiddetle politik doğruluğa karşı oluyor.He is vehemently opposed to political correctness.
Biz şiddetle politik doğruluğa karşı çıkıyoruz.We are vehemently opposed to political correctness.
Onlar şiddetle politik doğruluğa karşı çıkıyorlar.They are vehemently opposed to political correctness.
O şiddetle politik doğruluğa karşı çıkıyor.She is vehemently opposed to political correctness.
Buna karşı şiddetle tavsiye ediyorum.I strongly advise against it.
Tavsiyesine uymanızı şiddetle tavsiye ederim.I strongly suggest you follow her advice.
İnsanlar, inşaatı sırasında Eyfel Kulesi'ni şiddetle eleştirdiler.People severely criticized the Eiffel Tower during its construction.
Zemin şiddetle sarsıldı.The ground quaked violently.
Bu tür eylemleri şiddetle kınıyoruz.We strongly condemn such acts.
Son zamanlarda başkentte şiddetle yağmur yağıyor.Lately it has been raining heavily in the capital.
Sami'nin vücudu zehire şiddetle tepki gösterdi.Sami's body reacted violently to the poison.
Şiddetle nerede olursa olsun savaşmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.We must do everything we can to fight oppression wherever it occurs.
Şiddetle aynı fikirde değilim.I disagree vehemently.
Sami, Leyla'ya şiddetle tecavüz etti.Sami viciously raped Layla.
Ayaklanma şiddetle bastırıldı.The uprising was violently suppressed.
Sami şiddetle ilgili hikayelerinden etkilenmişti.Sami was fascinated by stories about violence.
İnsanlar şiddetle ikna olmazlar.People are not convinced through violence.
Kişi şiddetle ikna olmazOne doesn't convince through violence.
Tom, Mary'ye bunu yapmamasını şiddetle tavsiye etti.Tom strongly advised Mary not to do that.
Tom, Mary'ye bunu yapmasını şiddetle tavsiye etti.Tom strongly advised Mary to do that.
Bunu yapmayı kesmenizi şiddetle tavsiye ederim.I would strongly advise you to stop doing that.
Sami şiddetle dövüldü ve kafası kesildi.Sami was violently beaten and beheaded.
Sami'nin evi şiddetle yanıyordu.Sami's house was burning very fiercely.
Tom'u şiddetle cezalandırmak zorundayız.We must punish Tom severely.
Sana olan aşkım gittikçe şiddetleniyor.I love you more and more.
Gürültü şiddetleniyordu.The noise was growing louder.
Kolumdaki ağrı şiddetlendi.The pain in my arm has gotten worse.
Ağrı şiddetlendi.The pain got worse.
Taşocağı sahibi Georg Vollmer ve çalışanları, Gestapo sorgulamalarında şiddetle dövüldüler.The quarry owner Georg Vollmer and his employees were severely beaten during Gestapo interrogations.
Von Schirach'ın ailesi bu evliliğe şiddetle karşı çıktı ama Hitler ısrar etti.Schirach's family was vehemently opposed to this marriage, but Hitler insisted.
Netenyahu ve Levy işbirliği yapamadı ve ikisinin arasındaki rekabet sonraları daha da şiddetlendi.Netanyahu and Levy did not cooperate and the rivalry between the two only intensified afterwards.
Patrik Mihail, bölgedeki Latin kiliselerini kapattı ve bu da ayrılığı şiddetlendirdi.Patriarch Michael closed the Latin churches in his area, which exacerbated the schism.
Sırbistan, Rusya ve Çin gibi diğer ülkeler ise şiddetle bağımsızlığa karşı çıktılar.Others, such as Serbia, Russia and China are fiercely opposed to independence.
Daha sonra kafese kapıyı kırarak Show'a saldırdı ve kafesi şiddetle kırdı.He then attacked Show with the cage door, breaking the cage viciously.
Jukov, mümkün olduğunu söyledi, fakat takviye kuvvetlere şiddetle ihtiyaç vardı.Zhukov replied that it was possible, but that reserves were urgently needed.
Resmî ve yazılı biçimlerde uygun vokatifi kullanmak şiddetle tavsiye edilir.Using the vocative is strongly recommended in official and written styles.
Susuzluk belirtileri toplam vücut su kaybının artmasıyla birlikte giderek şiddetlenir.The symptoms of dehydration become increasingly severe with greater total body water loss.
Yoksa onları şiddetle cezalandırırım.They have brought about a painful malady in his body.
Genellikle kademeli olarak başlar ve fiziksel aktiviteyle şiddetlenir.It usually comes on gradually and is aggravated by physical activity.
Ankette ‘Arabalar birbirlerine şiddetle çarptıklarında ne kadar hızlılardı?’ sorusu soruldu.Witnesses were asked "How fast were the cars going when they hit each other?"
Giden kadınlar ve kadınları götüren arabacılar şiddetle cezalandırılacaklardır" denilmekteydi.They are part of a scam run by women who are companions to rich and ungrateful ladies.
Bu öneri şiddetle eleştirildi.This proposal was strongly criticized.
Acısı şiddetlenerek artar, ancak zirve yaptığı anda birden kesilir.The Evil One is gifted: he is a shape shifter.
Gökyüzü şiddetle kükresin Yıldırımlar Ateşler ile yağsın!Let the heavens roar with thunder Let thunderbolts rain with fire.
Yalnız, malzemeden çalanlar şiddetle cezalandırılır.Those guilty of them should be severely punished.
Bununla birlikte, parti kendisi yerleşimcilerin münhasırlık taleplerini şiddetle reddetti.The party itself, however, has strongly rejected any charged of exclusivity to settlers.
Ağrı geceleri kötüleşebilir, şiddetlenebilir, durmadan devam edebilir.The pain may be worse at night and may increase over time to become severe and unremitting.
Gerilim şiddetle sürüyor.They quarrel violently.
Kirene'deki bir isyanı ise aynı şiddetle bastırdı.A revolt in Cyrene is also crushed.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod