Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddet ile cümle

şiddet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Zemin şiddetle sarsıldı.The ground quaked violently.
Bu gece daha sonra şiddetli fırtına bekleniyor.Squalls are expected later tonight.
Şiddet beni şaşırtmaz.The violence doesn't surprise me.
Şiddeti hiç sevmem.I don't like violence whatsoever.
Şiddet, Tom'un tek endişesi değildir.Violence isn't Tom's only concern.
Hiçbir önemli şiddet bildirilmedi.No major violence was reported.
Bu tür eylemleri şiddetle kınıyoruz.We strongly condemn such acts.
Son zamanlarda başkentte şiddetle yağmur yağıyor.Lately it has been raining heavily in the capital.
Gürültü tüm şiddetiyle devam etti.The noise continued unabated.
Şiddet tek cevaptır.Violence is the only answer.
Futbol bir şiddet sporudur.Football is a violent sport.
Savaş şiddetliydi.The fighting was ferocious.
Mucizevi bir şekilde, Fadıl şiddetli saldırıdan kurtuldu.Miraculously, Fadil survived the vicious assault.
Fadıl'ın kesinlikle şiddet geçmişi yoktu.Fadil had absolutely no history of violence.
Fadıl'ın şiddet konusunda bir ünü vardı.Fadil had a reputation for violence.
Tom şiddetli.Tom is violent.
Eğer iklim sert ve şiddetli ise, insanlar da sert ve şiddetlidir.If the climate is harsh and severe, the people are also harsh and severe.
Fadıl'ın şiddeti ölümcül değildi.Fadil's violence was never fatal.
Fadıl çok şiddetli bir şekilde öldü.Fadil died a very violent death.
Şiddet daha fazla şiddete neden olur.Violence leads to more violence.
Suç tarif edilemez biçimde şiddetliydi.The crime was unspeakably violent.
Bu şimdiye kadar kariyerimde gördüğüm en şiddetli cinayet.This is the most violent murder I've ever seen in my career.
Sami birkaç kez şiddet kullandı.Sami used violence on a number of occasions.
Tom şiddet konusunda bir üne sahiptir.Tom has a reputation for violence.
Sami'nin vücudu zehire şiddetle tepki gösterdi.Sami's body reacted violently to the poison.
Şiddetle nerede olursa olsun savaşmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.We must do everything we can to fight oppression wherever it occurs.
Şiddetle aynı fikirde değilim.I disagree vehemently.
Günümüzde filmler seks ve şiddet dolu.Nowadays, movies are full of sex and violence.
Tom'un bir şiddetli davranış öyküsü var.Tom has a history of violent behavior.
Şiddet eylemlerine göz yummuyorum.I do not condone acts of violence.
Leyla'nın evi şiddetli bir yangınla yok oldu.Layla's house was devoured by a ferocious fire.
Leyla ve Sami şiddetli bir biçimde kavga etmeye başladılar.Layla and Sami began to fight violently.
Onlar şiddete eğilimli suçlular.They're violent criminals.
Sebepsiz şiddet uyguluyorlar.They're violent for no reason.
Şiddet onların anladıkları tek şeydir.Violence is the only thing they understand.
Sami, Leyla'ya şiddetle tecavüz etti.Sami viciously raped Layla.
Yara şiddetli bir şekilde kanıyordu.The wound was bleeding heavily.
Ayaklanma şiddetle bastırıldı.The uprising was violently suppressed.
Leyla şiddetli bir depresyondan muzdaripti.Layla suffered from a severe depression.
Sami şiddetle ilgili hikayelerinden etkilenmişti.Sami was fascinated by stories about violence.
Sami'nin şiddete eğilimi var.Sami has propensity for violence.
Sami'nin şiddet içeren fantezileri vardı.Sami had violent fantasies.
Sami'nin şiddet içeren cinsel istekleri porno siteleri tarafından harekete geçirildi.Sami's violent sexual urges were excited by porn websites.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı özgür basına karşı şiddeti teşvik ediyor.The President of the United States is inciting violence against the free press.
Şiddet, bir sevginin olmamasıdır.Violence is an absence of love.
Kurnaz şiddeti görmezden gelir.Cunning ignores violence.
Şiddeti güzelleştirmeyin!Do not prettify the violence!
Şiddet asla kabul edilemez.Violence is never acceptable.
İyilik, şiddetten daha fazlasını yapar.Goodness does more than violence.
Nezaket şiddetten daha fazlasını yapar.Kindness does more than violence.
Şiddete dayanamayız.We can not endure violence.
Biz şiddete dayanamayız.We can not bear violence.
Biz şiddete katlanamayız.We can not suffer violence.
İnsanlar şiddetle ikna olmazlar.People are not convinced through violence.
Kişi şiddetle ikna olmazOne doesn't convince through violence.
Tom şiddetliydi.Tom was violent.
Tom şiddetli olabilir.Tom may become violent.
Tom, Mary'ye bunu yapmamasını şiddetle tavsiye etti.Tom strongly advised Mary not to do that.
Tom, Mary'ye bunu yapmasını şiddetle tavsiye etti.Tom strongly advised Mary to do that.
Bunu yapmayı kesmenizi şiddetle tavsiye ederim.I would strongly advise you to stop doing that.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod