Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddet ile cümle

şiddet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hiç şiddet yoktu.There was no violence.
Tom şiddetle aynı fikirde değil.Tom strongly disagrees.
Şiddetle karşı çıkıyorum.I disagree strongly.
Şiddetle aynı fikirdeyim.I strongly agree.
Şiddet daha fazla şiddeti doğurur.Violence breeds more violence.
Bundan sonra işler şiddetle farklı olacak.Things will be drastically different from now on.
Tom şiddetle yumruğunu masaya vurdu.Tom pounded the table violently with his fists.
Şiddetli yağmurdan sonra nehir çamurluydu.The river was muddy after the heavy rain.
Ağrı şiddetliyse ağrı kesici kullanılabilir.Analgesics may be used if pain is severe.
Şiddete dayanamam.I can't stand violence.
Birine karşı şiddet kabul edilemez.Violence against anyone is unacceptable.
Tom suçlamaları şiddetle reddetti.Tom vehemently denied the accusations.
Şimdiye kadar şiddet neyi başardı?What has violence ever accomplished?
Herhangi bir şiddet beklemiyoruz.We're not anticipating any violence.
Şiddetli yağmur benim gitmemi engelledi.The heavy rain prevented me from going.
Şiddetin kökü kurutulmalı.Violence must be eradicated.
Ben şiddetle bir uzlaşmaya karşıyım.I am strongly opposed to a compromise.
Bu örümceğin ısırması şiddetli ağrıya sebep olur.The bite of this spider causes intense pain.
Şiddetli yağmur nedeni ile gidemedim.I couldn't go because of the heavy rain.
Beurs March birkaç bölüm ırkçılık ve şiddetten sonra patlak verdi.The Beurs March broke out after several episodes of racism and violence.
Onun susuzluğu şiddetli.His thirst is fierce.
Bu kadar şiddetli ağrıyı nasıl görmezden gelebilirim?How can I ignore pain this intense?
Detroit dünyada silah şiddetinin en yüksek seviyelerinden birine sahiptir.Detroit has one of the highest levels of gun violence in the world.
Ben nefesimi tutmaya çabalarken dalgalar beni şiddetle ileri geri fırlatıyordu.The waves were tossing me viciously to and fro as I struggled to hold my breath.
Tayvan şiddetli bir depremle sarsıldı.Taiwan was hit by a powerful earthquake.
Şiddetli bir ayaz bekleniyor.A heavy frost is expected.
Bu gece şiddetli bir ayaz bekleniyor.A heavy frost is expected tonight.
O şiddetli bir çete ile bir çatışmada yer aldı.He was involved in a skirmish with a violent gang.
Hakaretler ve tehditler şiddetli bir tartışmaya yol açtı.The insults and threats gave way to a donnybrook.
Birçok ebeveyn televizyonda çok fazla şiddet olduğunu düşünüyor.Many parents think there's too much violence on television.
Tom'un yaraları Mary'nin ki kadar şiddetli değildi.Tom's injuries weren't as severe as Mary's.
Şiddetli bir savaş İsveç için tarihi bir zafere yol açtı.A fierce battle led to an historical victory for Sweden.
Sabrın bittiği yerde şiddet başlar.Violence begins where patience ends.
Rüzgar şiddetle esiyor.The wind is blowing violently.
Rüzgar şiddetli.The wind is raging.
Onlar şiddetli bir gök gürültüsü duydu.They heard a violent thunderclap.
Şiddetten nefret ederim.I hate violence.
Şiddet mutlaka en iyi şey değildir ama bazen bir çözümdür.Violence isn't necessarily the best thing, but sometimes it's a solution.
Tecavüz ve cinsel taciz şiddet suçlarıdır.Rape and sexual assault are crimes of violence.
Tecavüz her zaman bir şiddet suçudur.Rape is always a crime of violence.
Bu konuda çok şiddetle hissettim.I felt very strongly about it.
Şiddet, beceriksizin son sığınağıdır.Violence is the last refuge of the incompetent.
Kadına şiddet dünya çapında sıkça yaşanan insan hakları ihlallerindendir.Violence against women is one of the most frequent violations of human rights worldwide.
Tom şiddetle titremeye başladı.Tom began to shiver violently.
Bunu ne kadar şiddetle istiyorsun?How badly do you want it?
Bugün tüm gün şiddetli yağmur yağdı.It rained hard all day today.
Şiddetli bir yağmur yağmıştı.A heavy rain had fallen.
O çok şiddetli şekilde sıkıcı görünüyor.That looks so excruciatingly boring.
Fırtına bütün o gece şiddetle esmişti.The storm raged fiercely all that night.
Neden dünyada bu kadar çok şiddet var?Why is there so much violence in the world?
Politik doğruluğa şiddetle karşıyım.I am vehemently opposed to political correctness.
O şiddetle politik doğruluğa karşı oluyor.He is vehemently opposed to political correctness.
Biz şiddetle politik doğruluğa karşı çıkıyoruz.We are vehemently opposed to political correctness.
Onlar şiddetle politik doğruluğa karşı çıkıyorlar.They are vehemently opposed to political correctness.
O şiddetle politik doğruluğa karşı çıkıyor.She is vehemently opposed to political correctness.
O zamandan beri şiddetli değişiklikler gördük.We've seen drastic changes since then.
Buna karşı şiddetle tavsiye ediyorum.I strongly advise against it.
Tavsiyesine uymanızı şiddetle tavsiye ederim.I strongly suggest you follow her advice.
Şiddetli yağmur yüzünden durmak zorunda kaldık.We had to stop because of the heavy rain.
İnsanlar, inşaatı sırasında Eyfel Kulesi'ni şiddetle eleştirdiler.People severely criticized the Eiffel Tower during its construction.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod