Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddet ile cümle

şiddet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O, şiddetten nefret ediyor.He abhors violence.
Tom şiddetten nefret ediyor.Tom abhors violence.
O, şiddetten iğrenir.She abhors violence.
Mary şiddetten nefret ediyor.Mary abhors violence.
Onlar şiddetten nefret ediyor.They abhor violence.
O şiddetten nefret eder.She abhored violence.
Ben şiddetle hastayım.I'm violently sick.
Şiddetli yağmurun ardından büyük bir sel baskını oldu.In the wake of the heavy rain, there was a major flood.
O bir şiddetli suçtu.It was a violent crime.
Mary ilk çocuğunun doğumundan sonra şiddetli bir doğum sonrası depresyon geçirdi.Mary suffered from severe postnatal depression after the birth of her first child.
O, hayatının bir gününde bile şiddetsiz yaşamadı.She didn't live a single day of her life without violence.
Tom şiddetli baş ağrısı ve baş dönmesi yaşıyor.Tom has been experiencing severe headaches and dizziness.
Tom herhangi bir şiddet eğilimi sergilemedi.Tom has never exhibited any violent tendencies.
Tom şiddetli ağrı içinde.Tom is in severe pain.
Tom şiddetli karın ağrısı çekiyor.Tom is suffering from severe abdominal pain.
Tom normalde şiddetli bir kişi değil.Tom isn't normally a violent person.
Tom şiddetli bir güney aksanıyla konuşur.Tom speaks with a deep southern accent.
Tom şiddetle çöp kutusunu tekmeledi.Tom violently kicked the garbage can.
Tom şiddetli hayal kırıklığına uğradı.Tom was bitterly disappointed.
Tom şiddetli acı içindeydi.Tom was in severe pain.
Fırtına üç gündür şiddetli esiyor.The storm has been raging for three days.
Göstericilerle polis arasında şiddetli çatışmalar patlak verdi.Violent clashes broke out between the protesters and the police.
Bu teknoloji güneş enerjisinin maliyetini şiddetle düşürecektir.This technology will drastically lower the cost of solar energy.
Şiddetli rüzgarlar yüksek profilli araçlar için seyahati tehlikeli yapıyorlar.Gusty winds are making travel hazardous for high profile vehicles.
Şiddetli yangınlar kısa sürede kendilerini tamamen yakarlar.Violent fires soon burn out themselves.
Şiddetli yağmur bir hayli zarara yol açtı.The torrential rain did quite a bit of damage.
Şiddet tolere edilmeyecek.Violence will not be tolerated.
Tom şiddetle öksürmeye başladı ve onun sağlığı hakkında endişeliyim.Tom has started coughing heavily and I'm worried about his health.
Ben derhal buradan çıkmanı şiddetle tavsiye ediyorum.I strongly advise you get out of here right away.
Tom'un tavsiyesini takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim.I strongly suggest you follow Tom's advice.
Tom'u görmezden gelmeni şiddetle tavsiye ederim.I strongly suggest you ignore Tom.
Tom'dan uzak durmanızı şiddetle öneriyorum.I'm strongly suggesting that you stay away from Tom.
Onlarca insan şiddetli yağmurun yol açtığı ani su baskınlarında öldü.Dozens of people have died in flash floods triggered by torrential rain.
O şiddetli burun tıkanıklığından dolayı acı çekti.He used to suffer from severe nasal congestion.
Nefret ve şiddete hayır de.Say no to hatred and violence.
Ağrı ne kadar şiddetli?How bad is the pain?
Sabah saatlerinde şiddetli yağmur yağıyordu.It was pouring rain all morning long.
Tom suçlamaları şiddetle savunacağını söyledi.Tom said he would strenuously defend the charges.
Ve şiddet sessizliğe neden olur.And the violence causes silence.
Şiddet onların anladıkları tek dildir.Violence is the only language they understand.
Sokaklarda şiddet ve kaos var.There is violence and chaos in the streets.
Okullardaki şiddet olaylarından göçmenler sorumlu tutuluyor.Violence at school is blamed on immigrants.
O gerçekten şiddetliydi.That was really intense.
Şiddetli bir tartışma başlattılar.They started a vigorous discussion.
Şiddetli bir baş ağrım vardı.I had a severe headache.
Tom şiddetle öksürdü.Tom coughed violently.
Sana söylediğimde elinden geldiğince şiddetli çek.Pull as hard as you can when I tell you.
Tom'un şiddetli bir öfkesi var.Tom has a violent temper.
Bu ülkenin lideri şiddetli bir biçimde Amerikan karşıtıdır.The leader of this country is fiercely anti-American.
Tom şiddetli delilik nedeniyle bir psikiyatri hastanesinde hapsedildi.Tom was imprisoned at a psychiatric hospital due to his severe insanity.
Kadınlara yönelik şiddete karşıyım.I'm against violence against women.
Dan'ın şiddete karşı doymak bilmeyen bir iştahı vardı.Dan had an insatiable appetite towards violence.
Bu sabahtan beri şiddetle yağmur yağıyor, bu yüzden bir yere gitmek istemiyorum.It has been raining severely since this morning. That's why I don't want to go anywhere.
Şiddete son ver; barışın peşinden koş.End violence; pursue peace.
Şiddet son yıllarda arttı.Violence has increased in recent years.
Fırtına üç gün şiddetle devam etti.The storm raged for three days.
Yangın şiddetlendi ve bütün köyü yaktı.The fire raged and consumed the whole village.
Kadın bir burun spreyi kullanıyordu, çünkü şiddetli bir soğuk algınlığı vardı.The woman used a nasal spray because she had a severe cold.
Şiddetli yağmura rağmen o ayrılmaya karar verdi.Despite the heavy rain, he decided to leave.
Tom asla şiddetli değildi.Tom was never violent.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
şiddet ile cümle - Sayfa 5 - şiddet kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App