Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddet ile cümle

şiddet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Çok şiddetli bir şekilde yağmur yağmadıysa oyunu iptal etmezlerdi.They wouldn't have cancelled the game if it hadn't rained so heavily.
Tom şiddetle özlemiş olacak.Tom will be sorely missed.
Kan ve şiddet onları büyülüyor.Blood and violence fascinate them.
Biz şiddetten nefret ederiz.We hate violence.
Şiddetten hoşlanmayız.We don't like violence.
Biz şiddet sevmeyiz.We dislike violence.
Kan ve şiddetten etkileniyorlar.They are fascinated by blood and violence.
Tom'un şiddetli bir baş ağrısı var.Tom has a severe headache.
Şiddetli yağmur nedeniyle dışarı çıkamam.I couldn't go out, due to the heavy rain.
Küçük çocuk üvey annesinden şiddet gördü.The little child was subjected to violence from his stepmother.
Ben şiddetli bir hayal kırıklığına uğradım.I was bitterly disappointed.
Bugünün filmlerinde çok fazla seks ve şiddet vardır.There's too much sex and violence in today's movies.
Şiddetli kardan dolayı tren iki saat gecikmişti.The train was delayed for two hours because of the heavy snow.
Şiddetli yağmur yağmaya başladı. Bundan dolayı, biz içeride oynadık.It started raining hard. Because of that, we played inside.
Şiddetli yağmur yağmaya başladığı için içeride oynadık.Because it started raining hard, we played indoors.
Şiddetli bir baş ağrım var.I have a severe headache.
Bu, anlamsız şiddetti.This was senseless violence.
Mary şiddetli depresyon belirtileri gösteriyor.Mary is showing signs of severe depression.
Bütün gün boyunca şiddetli yağmur yağdı.It rained heavily all day long.
Şiddete gerek yok.There's no need for violence.
Bu filmi izleyemem, çok fazla şiddet var.I can't watch this film, there is too much violence in it.
Hokkaido'daki şiddetli deprem geniş çaplı hasara neden oldu.The strong earthquake in Hokkaido caused extensive damage.
Tom kendi şiddetli öfkesini kontrol etmeye çalışıyordu.Tom was trying to control his own violent temper.
Oldukça şiddetli kar yağıyor. Zincirimiz var mı? Eğer öyleyse, sanırım onları takmalıyız.It's snowing pretty hard. Do we have any chains? If so, I think we should put them on.
Tom bir ateşli silah yarasından şiddetli kanama geçiriyordu.Tom was bleeding heavily from a gunshot wound.
Şiddetle cezalandırılmalıdır.She must be severely punished.
Sadece Tom'u çok şiddetli itmemek için dikkatli ol.Just be careful not to push Tom too hard.
O unutkan oldu, bu onu şiddetle sinirlendirdi.He became forgetful, which annoyed him intensely.
Avrupa'da bir kamusal alan eksikliği giderek şiddetle hissedilmektedir.The lack of a public sphere in Europe is being felt increasingly keenly.
Avrupa'da kamusal alanın yokluğu artan bir şiddetle hissediliyor.The lack of a public sphere in Europe is being felt more and more keenly.
Tom şiddetle çarptı.Tom crashed.
Tom şiddetli oldu.Tom became violent.
Tom şiddetli değildi.Tom wasn't violent.
Şiddetten nefret ediyorum.I abhor violence.
Bütün gün o şiddetli ısıya nasıl dayanabiliyorsun?How can you stand that fierce heat all day?
İşler şiddetlendi.Things got violent.
Şiddetli bir yağmur yağdı.A heavy rain fell.
Soğuk şiddetli.The cold is intense.
Tom son derece şiddetli.Tom is extremely violent.
Tom şiddet istemiyordu.Tom didn't want any violence.
Tom'un bununla başa çıkmasına izin vermeni şiddetle tavsiye ediyorum.I strongly advise you let Tom handle this.
Onu yapmamanı şiddetle tavsiye ediyorum.I strongly advise you not to do that.
Tekrar düşünmeni şiddetle tavsiye ediyorum.I strongly advise you to reconsider.
Bu ilacı derhal kullanmanı şiddetle tavsiye ediyorum.I strongly advise you to take this medicine right away.
Bunu kullanmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.I strongly advise you to use this.
Tavsiyemi dinlemenizi şiddetle ısrar ediyorum.I strongly urge you to follow my advice.
Patronun yapmanı istediği şeyi şiddetle yapmanı tavsiye ederim.I would advise you strongly to do what the boss asked you to do.
Tom'un önerdiğini yapmanızı size şiddetle tavsiye ederim.I would advise you strongly to do what Tom advised.
Yer fıstığına şiddetle alerjim var.I'm severely allergic to peanuts.
Tom şiddetle mücadele ediyor.Tom is fighting mad.
Tom şiddetli değil.Tom isn't violent.
Ona şiddetle ihtiyacımız var.We need it badly.
Karşılaştırma, şiddetin anasıdır.Comparison is the mother of violence.
Şiddetli şekilde yağmur yağdı bu yüzden saha çamurlu.It rained heavily, so the playground is muddy.
Şiddetli yağmur yağdı bu yüzden saha çamurlu.We've had a heavy rain, so the playground is muddy.
Yaşamanın maliyeti şiddetle artmıştır.The cost of living has increased drastically.
Bu şiddetli krizin yakında sona ermesi için dua edelim.Let us pray that this violent crisis would soon be over.
Ne kadar şiddetle kar yağarsa yağsın gitmek zorundayım.No matter how heavily it snows, I have to leave.
Ne kadar şiddetli kar yağarsa yağsın yolculuğuma başlamak zorundayım.No matter how hard it snows, I have to begin my trip.
Sen şiddetten nefret ediyorsun, değil mi?You abhor violence, don't you?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod