Artık Cromwell ile Holles arasında çok şiddetli ve uzlaşmaz bir çekilki meydana gelmiş durumdadır.Прийшла нова і дуже приваблива пропозиція з Голлівуду.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Якщо вас накрила потужна хвиля.
17. yüzyıl İngiltere'sinde iç savaş olanca şiddeti ile sürmektedir.У XVІІ столітті на британських островах вирує громадянська війна.
Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı.Як тільки почалася війна, як і раніше існують моральні обмеження на дії.
Erkek oyuncularla kadına yönelik şiddet konusunda konuşma yaptı.Режисера звинувачували в пропаганді насильства над жінками.
Şiddet ve savaşın insanlaşmış hali.Причини і характер війни.
Çeşitli ülkelerde Aile içi şiddete bakış açısı oldukça değişiktir.Відповідальність за сімейне насильство у різних країнах трактується неоднаково.
Aynı zamanda hareket, şiddet içermeyen direniş yöntemlerine uyduğunu vurguladı.При цьому Рух наголосив, що дотримується ненасильницьких методів спротиву.
Daha fazla şiddetten kaçınmak, hayatları korumak ve sükuneti tesis etmek için her şey yapılmalı."Щоб вони продовжували існувати, кожне покоління має охороняти їх і вкладати в них нове життя».
Gökyüzü şiddetle kükresin Yıldırımlar Ateşler ile yağsın!Бухає полум'я з пащі його, вириваються іскри вогняні!
Crohn hastalığı da mide iltihabının bulaşıcı olmayan (sık sık şiddetli) bir kaynağıdır.Хвороба Крона також вважається неінфекційним джерелом гастроентериту (часто у важкій формі).
Böylece istikrarsızlık ve şiddet dönemi bitmiş oldu.Тероризм і насильство повинні припинитися.
Tekrar şiddetli çatışmalar başlar.Знову почалися страйки.
SummerSlam maçından sonra Kane, giderek daha şiddetli biri hâline geldi.Щоразу, прокотнувши смарагд, Хаос стає сильніше.
Hugo Kasırgası, 1989 yılında meydana gelen şiddetli kasırga.Скасування статусу відбулось по причині загибелі під час бурі в 1989 році.
Çünkü kanda dolaşan yağ seviyesi sendromun ağırlığıyla (şiddeti) alakalı değildir.Інтенсивність висипань не корелює з тяжкістю марсельської гарячки.
Prensip olarak şiddeti onaylamazlar.Рабство ми не визнаємо в принципі.
Otuz ay süren kuşatmada "kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu".Життя в ті часи було дуже важке — люди були напівголодні,не мали можливості навіть добре поїсти хліба.
Müslüman Kardeşler'in şiddet eylemleri yoğunlaştı.Зростає активність мусульманських громад.
Şiddetli bir hastada büllü amfizem.Це була страхітлива амазонська поророка.
Yükseklerde fırtınalar bazen çok şiddetli olur.На вологі узбережжя часто налітають потужні шторми.
Kuzey Kutbu'ndan gelen hava kütlesi şiddetli soğuklara yol açar.Надходження з півночі арктичного повітря супроводжується сильними морозами.
İlk Millet Meclis'inde İkinci Grup içinde yer aldı ve en şiddetli muhaliflerden biri oldu.Вона стала четвертою за величиною партією в парламенті і другою за величиною опозиційною партією.
Bu patlama, 20. yüzyılın en şiddetli patlamalarından biridir..Вважається одним з найгірших кулеметів XX століття.
Bu oyunda şiddet yalnızca oyuncular tarafından fark edilmedi;.Однак театр того часу переслідували не лише протестанти.
Çıkarılma sebebi ise, makata (anüs) vuran şiddetli ağrılar yapmasıdır.Jak nepatrné je užívání života tohoto, zatímco čeká je trest bolestný!
Bu belirtiler hafif veya şiddetli olabilir ve sağlıklı kadınlarda ortalama altı gün sürebilir.Tyto symptomy mohou být mírné až silné a u zdravých žen trvají v průměru šest dnů.
Yine 1921’deki “Zur Kritik der Gewalt (Şiddetin Kritiğine Dair)“ adlı eseri büyük dikkat çekti.V roce 1921 publikoval stať „Ke kritice násilí“ (Zur Kritik der Gewalt).
Hepatit C, vakaların yalnızca %15’inde şiddetli belirtilere sebep olmaktadır.Hepatitida C vyvolává akutní příznaky pouze v 15 % případů.
1600 - Peru'daki Huaynaputina yanardağı, Güney Amerika tarihindeki en şiddetli patlamayla püskürdü.1600 – Peruánská sopka Huaynaputina vybuchla v nejsilnějším zemětřesení v zaznamenané historii Jižní Ameriky.
Adrenalin genelde krupun şiddetini 10–30 dakika içinde azaltsa da, olumlu etkisi sadece 2 saat kadar sürer.Ačkoli adrenalin snižuje závažnost symptomů krupu do 10 - 30 minut, jeho účinek trvá jen asi 2 hodiny.
Bazı bakteriyel enfeksiyonlar, şiddetli karın ağrısıyla ilişkili olabilir ve birkaç hafta sürebilir.Některé bakteriální infekce mohou být provázeny prudkou bolestí břicha a mohou trvat až několik týdnů.
Köprü, 1 Şubat 2015'te şiddetli fırtına ve sel sebebiyle yıkıldı.Dne 1. února 2015 se most kvůli povodním zřítil.
Sadece birkaç şiddetli enfeksiyon vakası sarılıkla ilişkilendirilmiştir.Pouze několik málo případů infekce je spojováno se žloutenkou.
17 Ocak - Japonya'nın Kobe şehrinde meydana gelen 7.3 şiddetindeki deprem sonucu 6.433 kişi öldü.17. ledna – Při zemětřesení o síle 7,2 stupně v japonském Kóbe zahynulo 6 434 lidí.
Aspirin orta şiddette-şiddetli migren ağrılarını giderebilir ve etkisi sumatriptan ile benzerdir.Aspirin může ulevit středně těžkým až těžkým migrenózním bolestem; jeho účinnost je podobná sumatriptanu.
Guillaume Dupuytren bu dereceleri 1832 yılında altı farklı yanık şiddeti olarak genişletmiştir.Guillaume Dupuytren rozšířil v roce 1832 tuto klasifikaci na šest stupňů závažnosti.
Yaklaşık iki saat sonra da 6.1 şiddetinde bir artçı sarsıntı meydana geldi.Zhruba dvě hodiny po prvním zemětřesení přišel silný otřes o síle 6,1.
Bandın dentat çizgiye çok yakın yerleştirilmesi durumunda, hemen sonra şiddetli ağrı görülür.Pokud je pásek umístěn příliš blízko zubaté linie, okamžitě se dostaví prudká bolest.
Kişinin şiddetli (ciddi) bir enfeksiyonu varsa virüs, vücutta daha hızlı bir şekilde yayılır.Pokud je osoba nakažena vážnou infekcí, virus se v těle reprodukuje mnohem rychleji.
Genellikle kademeli olarak başlar ve fiziksel aktiviteyle şiddetlenir.Obvykle nastupuje postupně a zhoršuje se v důsledku fyzické aktivity.
Yusuf yedi yıl bolluk olacağını, yedi yıl ise çok şiddetli bir kıtlık olacağını söyledi.Zjistí, že Egypt čeká sedm let úrody a sedm let hladomoru.
Gayet şiddetli bir fırtına esmektedir.Všichni si myslí, že se blíží pořádná bouřka.
Kişinin dang hastalığı şiddetli ise, kanı incelendiğinde başka değişiklikler de görülebilir.Pokud osoba trpí vážnou formou horečky dengue, lze z vyšetření krve vypozorovat další změny.
2001 - El Salvador'da 6,6 şiddetinde deprem: en az 400 kişi öldü.2001 – Zemětřesení o síle 6,6 Richterovy stupnici postihlo El Salvador, zabilo přinejmenším 400 lidí.
Olaylar şiddete dönüşmeden yatışmıştı.Událost se obešla bez násilí.
Kişide ayrıca (genellikle gastrointestinal kanalda şiddetli kanama görülebilir.)U nemocného se může dostavit těžké krvácení (obvykle z gastrointestinálního traktu.)
Ona göre, "Savaş siyasetin başka araçlarla (şiddet araçlarıyla) devamıdır."Z jeho úst pochází výrok „Válka je pouze pokračování politiky jinými prostředky“.
Ancak Küstrin kalesinde daha şiddetli bir direnç gösterildi.Mnohem vážnější situace nastala v boce Kotorské.
Terry Jones eylemin şiddetle sonuçlanmamasını umut ettiğini söyledi.Smith tvrdí, že špatnému chování jsme se naučili.
Şiddetli bir patlama olduktan sonra hızlıca oradan uzaklaşıp Berlin'e gitti.Když bomba vybuchla, seděl již ve vlaku do Berlína.
Çoğu Hristiyan anarşist pasifisttir, savaşı ve şiddet kullanmayı reddeder.Někteří křesťanští anarchisté jsou pacifisté a tudíž proti používání všech forem násilí.
Aynı örneğimizde fiziksel şiddet de uygulanabilir.V krajních případech poté může nabývat formy fyzického násilí.
Şiddetli bir sıvı kaybı endişesi olduğunda, elektrolitler ve böbrek fonksiyonu da kontrol edilmelidir.V případě obav z vážné dehydratace by měla být zkontrolována také hladina elektrolytů v těle a funkce ledvin.
Erich Fromm: Sevginin ve Şiddetin Kaynağı.Erich Fromm: Umění milovat . .
Türkiye'de de benzer şiddet eylemlerini 2006'da medya gündemde tutup dikkat çekti..Téma práva a násilí rozvinul také roku 2006 ve své rigorózní práci.
Şiddetli bir güneş araziyi bir fırın gibi yakıp kavurur.Vysušená kůra plodů se pálí jako kadidlo.
Lokomotifin ön tarafı şiddetli hasar gördü, hurdaya çıkma olasılığı var.Lokomotiva byla těžce poškozena, prakticky na sešrotování.
Şiddet, kalıcı fiziksel zarar veya ölümle de sonuçlabilir.Nesprávné použití může způsobit trvalé poškození zdraví nebo i smrt.
Hayatının sonlarında sürekli alkol kullanımı yüzünden şiddetlenmiş nöroloji temelli sıkıntılar gelişti.Ke konci života holdoval hojně alkoholu.