Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddet ile cümle

şiddet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şiddetin, gücün tecessüsüdür (cismanileşmesi).Auktoritet är förtryck.
Bu öneri şiddetle eleştirildi.Förslaget fick snabbt hård kritik.
Aynı zamanda hareket, şiddet içermeyen direniş yöntemlerine uyduğunu vurguladı.Officiellt förordade dock partiet kamp genom icke-våldsamma direkta aktioner.
Azalan avların rekabeti sonucu Britanyalılar ile yerliler arasındaki ilk şiddetli çatışmalar görülmüştür.Fångandet av slavarna ledde till det första stora slaget mellan spanjorer och indianer i Nya världen.
Bu sırada şiddetli bir yağmur başladı.Strax därefter började det regna kraftigt.
Marinetti'ye göre "sanat şiddet, zulüm ve adaletsizlik dışında hiçbir şeydir".Marjasin kommenterade åtalet med att han handlat "klantigt, men inte oetiskt eller brottsligt".
Risk algısı insanların riskin özellikleri ve şiddeti hakkında yaptıkları öznel bir yargı.MSB: Om risker och säkerhet för dig som privatperson.
Patlama öyle şiddetliydi ki tüm savaş alanından görüldü.Explosionerna från kollisionen var så kraftiga att de kunde ses från Jorden.
Osman et-Tavilî, Allah'ın emirlerine tam uyup, yasaklarından şiddetle sakınırdı.Han övertalade dem sedan till att ta avstånd från Gud och dopet, och vanhelga hostian.
2003'te yapılan açıklamayla ise örgütün tümünün şiddet olaylarına son verdiğini duyuruldu.Genom Amsterdamfördraget 1999 utökades dock mandatet till att innefatta hela unionens verksamhet.
İrini bunu çok şiddetle bastırdı.Allt detta tackade Rabe djupt för.
Grup destalinizasyon sürecinde Stalin'in etkisizleştirilmesine şiddetle karşı çıktı.JO riktade mycket skarp kritik mot Säpos agerande vid utvisningen.
Son çalışmalar gelecekte şiddetli patlamalar olacağını göstermiştir.Det finns bevis för explosiva utbrott i gångna tider.
Ateş çok yükselmiştir ve karın ağrısı çok şiddetlidir.Temperaturen är hög och djuret har starka smärtor i buken.
Bunu nisbetten çok şiddetli bir kış takip etti.Efter det mycket dåliga skördeåret följde också en mycket hård vinter.
Alay iki sütun halinde hattı oluşturup Rus süvarilerinin şiddetli saldırlarını geri çevirmeyi başardı.Kavalleristerna försvarade sig väl och lyckades genom två motanfall hejda ryssarna.
Çocukken, alkolik olan babasından şiddet görmüştür.Redan som barn visade hon motvilja mot alkoholdrycker i allmänhet.
Paranın değerinin yitirdiği en şiddetli enflasyon biçimidir.Detta löser det mest akuta problemet med pengar.
2004 yılından bu yana 1000 kadar Şabak, şiddet olayları nedeniyle köylerinden göç etmek zorunda kalmıştır.I mitten av 2004 tvingades 25 000 kongoleser fly sina hem på grund av dessa stridigheter.
Ama başkan bu olaya şiddetle karşı çıktı.De motsatte sig därför aktivt affären.
Saldırganlık ve şiddet birer araçtır.Terrordåd och mord var metoderna.
Bir anarşist kol ise şiddeti savunur.Ett anarkistiskt samhälle är därför för fri invandring.
Şiddet karşıtı bir ordu savaş zamanında da barış zamanında da silahlı insanlar gibi davranmaz.En hel del regimer utför politiska mord även i fredstid.
Wright, eserlerinde şiddete odaklandığı için eleştirildi.Bentley kritiserades för att använda våld vid mötena.
Lanet olsun öfkelerine, çünkü şiddetlidir.Завади по суті є другорядними (не основними) збуреннями.
Şiddetli Augustinism’i destekliyordu.Значно підтримував августинський рух.
Bu durum da çoğunlukla mutfak kazaları ve aile içi şiddete bağlanmaktadır.Часто це спричинено нещасними випадками на кухні та домашнім насильством.
Yine anne baba arasında şiddetli tartışmalar yaşanır.Великий вплив мають і взаємини між батьками.
İlk iki ay içinde şiddet artacak ve 2000 beyaz öldürülecek, 280 şeker çiftliği yakılmıştır.У найближчі 2 місяці повсталими рабами вбито 2000 білих і знищено 280 цукрових плантацій.
Hepatit C, vakaların yalnızca %15’inde şiddetli belirtilere sebep olmaktadır.При гепатиті C її відмічають лише у 15 % випадків зараження.
Şiddetli muharebeler başladı.Почалися страшні тортури.
Çok şiddetli rüzgarlara bile dayanabilir.Крім того, здатен витримати сильні вітри.
Gemi denizde şiddetli bir fırtınaya yakalanır.Але корабель потрапив у сильний шторм.
Ancak 14 Haziran'da protestolar büyüdü ve daha fazla şiddet içerir hale geldi.23 січня почалися великі протести, що дійшли до насилля.
1934'ten beri ülkede yaşanan en şiddetli depremdir.Це найпотужніший землетрус у Непалі з часу землетрусу 1934 року.
Bazı bakteriyel enfeksiyonlar, şiddetli karın ağrısıyla ilişkili olabilir ve birkaç hafta sürebilir.Деякі бактеріальні інфекції можуть супроводжуватися сильним абдомінальним болем та тривати кілька тижнів.
Kadınlar, erkeklere göre daha şiddetli hastalanırlar.Жінки хворіють частіше за чоловіків.
18 Aralık 1981'de Mehmet Şehu'nun şiddetle öldürülmesinin hemen ardından Başbakan oldu.18 грудня 1981 року відразу ж після раптової смерті Мехмета Шеху Чарчані очолив Раду міністрів країни.
Gerçi bu kaza sonrasında hiç kimse yaralanmadı, fakat trenin motoru şiddetli bir şekilde zarar gördü.При цьому гребля не постраждала, але машинний зал зазнав пошкоджень.
Melikcan postu çevresinde şiddetli savaşlar vardı ve Mehdi her zaman ön sırada savaşıyordu.Йшла запекла боротьба за пост Мелікджан, Мехді, як завжди, сражався в перших рядах.
1755 - Lizbon Depremi: Portekizin başkenti olan Lizbonda çok şiddetli bir deprem oldu.1755 — столиця Королівства Португалія Лісабон повністю зруйнована землетрусом.
Kent ve Siyasal Şiddet.Тероризм та політичне насильство.
Şiddet karşıtlığı (Sözlü ve Fiziksel).Сітка (фізична або логічна).
Şiddet ve İnsan Hakları."«Насильство та суспільні порядки.
Şiddet istemiyorum.Ні корупції.
Şiddete de başvurarak zenginlerin mallarına el koyar ve fakirlere dağıtır.Я тільки брав від багатих і давав бідним.
Yaklaşık olarak bu zamanlarda NASA rehberleri adada şiddetli anormal sıcaklık değişimleri gözlemlemiştir.Приблизно в той же час супутники NASA фіксують на острові різкі температурні аномалії.
1396'da attan düşmesi sonucu şiddetli bir beyin sarsıntısı geçirdi.Помер у 1396 році внаслідок падіння з коня.
"Ölüme karşı yürüyüş şiddetle tehdit ediliyor".Смерть вважалась переходом до іншого життя».
Aksi halde 1 Kasım’dan itibaren büyük şiddet olayları yaşanabilir.З відкритими в цій епосі військами стають можливі масштабні бойові дії.
Yolda gittikleri bir gün şiddetli bir yağmur bastırır.Дорогою вони були змушені перечекати до ранку сильний дощ.
Akşamüstüne doğru olaylar daha da şiddetlendi.На фоні цих подій ситуація стала погіршуватися ще швидше.
Düzenlenen cenaze törenlerinde de protestolar devam ederken, herhangi bir şiddet olayı yaşanmadı.Тим не менш, під час офіційно оголошеної війни жодних бойових дій не проводилося.
Protestonun şiddetli ayaklanmasının sonucu Kanlı Pazar olarak bilinir.Публічні протести за вирок призвели до повстання "Білої ночі".
Musavi yandaşlarını şiddet içeren eylemlerden kaçınmalarını istedi.Сам Мусаві при цьому закликав своїх прибічників не застосовувати силу.
En şiddetli çatışmalar Volokolamsk kesiminde oldu.Найсерйозніші зіткнення пройшли в Клівленді .
Şiddetli rüzgar esti.Буйний вітер.
Ağrının şiddeti kişinin ağrı eşiğine bağlıdır.Сила болю вар'юється в залежності від людини.
Elise Eberle, dizideki adıyla (Mercy Lewis) , Mary Sibley'in büyüsü altında şiddetli rahatsızlıklar yaşadı.Еліз Еберлі — Мерсі Льюїс, дівчина, одного разу змучена закляттям Мері Сіблі.
Gerçekleşen şiddetli patlama ile gemi imha oldu.Від потужного вибуху крейсер затонув.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod