Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddet ile cümle

şiddet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Şiddetli kara rağmen o geldi.He came in spite of the heavy snow.
O, havlayan köpeğe şiddetli bir tekme attı.He gave the barking dog a vicious kick.
Hedeflerine ulaşmak için şiddete başvurmayacaklarını umuyorum.I hope they don't resort to violence to accomplish their goals.
Evleri şiddetli bir depremde yıkıldı.They had their houses destroyed by a strong earthquake.
Onun kalbi korkudan şiddetle çarpıyor.Her heart beat fast from fear.
O, inancına şiddetle bağlandı.She adhered strongly to her belief.
Rüzgar şiddetli esiyordu ve daha da kötüsü, yağmur yağmaya başladı.The wind was blowing violently, and to make matters worse, it began raining.
Çok şiddetli esiyor.It's blowing very hard.
Annemizin öfkesinin şiddetiyle şok olduk.We were shocked by the intensity of our mother's anger.
Şiddete başvurmayın.Don't resort to violence.
Şiddet, toplumumuzun kanseridir.Violence is the cancer of our society.
Biz şiddeti ortadan kaldırmalıyız.We must do away with violence.
Şiddet suçu banliyölere yayıldı.Violent crime spread into the suburbs.
Yarın şiddetli yağış bekliyoruz.We anticipate a heavy rainfall tomorrow.
Şiddetli yağmur yağıyor bu yüzden zemin çok çamur.It's raining heavily so the ground is very soggy.
Şiddete başvurmak bazen kabul edilebilir.It is sometimes acceptable to resort to violence.
Şiddetli yağmurdan dolayı evden çıkamadık.We couldn't go out because of the heavy rain.
Barış şiddetin yokluğu değildir ancak adaletin varlığıdır.Peace is not the absence of violence but the presence of justice.
Biz dün gece şiddetli bir yağış aldık.We had a heavy rainfall last night.
Soprano performansı için şiddetli alkış aldı.The soprano received thunderous applause for her performance.
Fırtına daha da şiddetlendi.The storm became even more violent.
Yağmur dışarıda şiddetli yağıyor.It is raining hard outside.
Bir haftadan daha fazla bir süredir şiddetli yağışlar vardı.They've had heavy rains for over a week.
İki haftalık şiddetli yağmur sel ile sonuçlandı.Two weeks of heavy rain resulted in flooding.
Şiddetli havalarda, evde kalmak en iyisidir.In severe weather, it's best to stay indoors.
İnsanlara sokaklardaki şiddet nedeniyle evde kalmaları söylendi.People were told to stay indoors because of the violence in the streets.
Birçok anne-baba televizyonda çok fazla şiddet olduğuna inanıyor.Many parents believe that there is too much violence on TV.
O, o kadar sinirlendi ki onun yüzüne elinin tersiyle şiddetle vurdu.She got so angry that she belted him in the face with the back of her hand.
Tartışma şiddetli ve ahenkli ama sonuçta inandırıcı değil.The argument is rigorous and coherent but ultimately unconvincing.
O, şiddete karşı uyardı.He warned against violence.
Sırtında ve bacaklarında şiddetli ağrı hissetti.He felt severe pain in his back and legs.
Şiddetli bir savaş daha başlamaya hazırdı.Another fierce battle was ready to begin.
Monte Cassino'da şiddetli bir savaş oldu.A fierce battle took place at Monte Cassino.
Savaş hızla şiddetli ve kanlı oldu.The battle quickly became fierce and bloody.
Fakat çok yakında savaş şiddetlenecekti.But very soon, the battle would become fierce.
Savaş şiddetli ve inanılmaz şekilde kanlıydı.The battle was fierce and unbelievably bloody.
İki taraf Iwo Jima savaşı'nda şiddetli bir şekilde savaştı.The two sides fought fiercely in the Battle of Iwo Jima.
Kışlar şiddetli soğuktu.The winters were bitterly cold.
Birlik askerleri şiddetle savaştı.The Union soldiers fought fiercely.
Senatör Hoar şiddetle antlaşmaya karşı konuştu.Senator Hoar spoke strongly against the treaty.
Şiddet, üç gün sürdü.The violence lasted three days.
John Rutledge şiddetle karşı çıktı.John Rutledge disagreed strongly.
Şiddet iki hafta sürdü.The violence lasted for two weeks.
Şiddet daha sonra arttı.Violence increased soon afterward.
Durum şiddetle sonuçlandı.The situation resulted in violence.
Şiddetli yağmurlar bir günden daha fazla yağdı.Heavy rains fell for more than a day.
Şiddet olayında elli beş kişi öldü.Fifty-five people died in the violence.
Şiddetli bir okyanus fırtınası Batı Hint adalarını vurdu.A severe ocean storm hit the West Indies.
Askerlerin gelişi daha fazla şiddete yol açtı.The arrival of the troops led to more violence.
Bu sabahtan beri şiddetli yağmur yağıyor, bu yüzden bir yere gitmek istemiyorum.It's been raining heavily since this morning, so I don't want to go anywhere.
O, şiddete eğilimli.He's inclined to violence.
Sonunda o şiddet suçu için beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.He was eventually sentenced to five years in prison for that violent crime.
Kasırgalar şiddetli fırtınalardır.Hurricanes are violent storms.
Düşmana karşı şiddetli bir taarruza geçtiler.They began with a strong attack against the enemy.
Hava hizmeti şiddetli hava uyarısı yayınladı.The weather service has issued a severe weather warning.
Tom istediğini almak için şiddete başvurmaya hazır.Tom is ready to resort to violence in order to get what he wants.
Eğitim şiddete karşı en iyi panzehirdir.Education is the best antidote against violence.
Okul şiddeti büyük bir sorundur.School violence is a big problem.
Tom şiddet filmlerini izlemekten hoşlanmaz.Tom doesn't like watching violent movies.
Tom şiddet filmleri izlemeyi sevmiyor.Tom doesn't like watching violent movies.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod