1621 yılındaki şiddetli kışta İzmit Körfezi'nin bitim yeri dondu.В 1606 году на острове была зафиксирована необычайно холодная зима.
Şiddetli bir sıvı kaybı endişesi olduğunda, elektrolitler ve böbrek fonksiyonu da kontrol edilmelidir.При приёме хлорпромазина следует контролировать функцию печени и почек.
Grup fazlasıyla şiddet yanlısıdır.Группировка отличалась жестокостью.
Şiddetli ampiyem vakalarında, ameliyat gerekli olabilir.Но в тяжелых случаях может потребоваться хирургическое вмешательство.
Patlama öyle şiddetliydi ki tüm savaş alanından görüldü.Сила взрыва была так сильна, что его слышали даже в Кёльне.
Ülke çapında polis baskınları ve şiddetine karşı halk ayaklanması yaşanır.По всей стране вспыхивают голодные бунты и восстания заключённых.
"Sivil Direniş Neden İşe Yarar: Şiddetsiz Çatışkının Stratejik Mantığı" (PDF).Почему вильгельминизм как понятие политической борьбы никуда не годится (нем.)
Her ikisinde de şiddetli reaksiyonlar oluşur.В отношении обоих исков возникают очень серьёзные сомнения.
Şiddetli hepatik yetmezliği olan hastalarda kullanımı önerilmez.Не рекомендуется назначать пациентам очень строгую бессолевую диету.
Buralarda çok şiddetli çarpışmalar olmuştur.В этих местах шли ожесточённые бои.
Bu sebeple MTV videoyu yayım listesinden şiddet içerikli görüntüler barındırdığı sebebiyle kaldırmıştır.Телеканал MTV отказался от показа этого видеоклипа, ссылаясь на наличие сцен насилия.
Yaz döneminde yağışlar daha sık olurlar ama yağan yağmur nispeten çok şiddetli olur.Лето обычно приятное, однако могут устанавливаться постоянные дожди.
Kar yağışlı olan bu devre şiddetli soğuktur.И снег над тобой идет очень холодный.
Novalardan çok daha büyük patlama şiddetlerine sahiptirler.Страдает от жесточайших приступов невралгии.
24 Eylül 2014 yılında Rose, boşanacakları ile ilgili bir açıklamada bulundu, gerekçesi 'şiddetli geçimsizlik'.В апреле 2007 года Анна подала на развод, сославшись на «непримиримые разногласия».
Dünyada her 3 kadından 1'i hayatının bir döneminde şiddete maruz kalıyor.Одна из четырёх женщин земного шара на протяжении всей жизни страдает от сексуального насилия.
Okul içi şiddet, erişkinlerin tepkisel yaşamının en açık bir şekilde görünen şekillerinden biridir.Богатая на событие студенческая жизнь — это самые яркие жизненные воспоминания в жизни человека.
Kanama şiddetli divertikülozisi olanların %15'te gelişir.В 15 % случаев развивается тяжелое нарушение функции суставов.
Şiddet ve kan, kutsal topraklara dökülecekti.Помните — это будет священная кровь.
Gemi denizde şiddetli bir fırtınaya yakalanır.Здесь корабли попали в сильный шторм.
Firmalar arası rekabetin şiddeti.Антикоррупционная инициатива бизнеса.
Jukov, mümkün olduğunu söyledi, fakat takviye kuvvetlere şiddetle ihtiyaç vardı.Жуков ответил, что удержать Москву возможно, но для этого срочно нужны резервы.
Pelennor Çayırları Savaşı'nda Sauron'un orduları içinde en şiddetli topluluk Doğululardı.В самой же этой войне они были среди самых яростных воинов, посланных на Битву на Пеленнорских полях Сауроном.
İzmir'in Yunanlarca işgali fikri Batı dünyasında birçok siyasetçi ve asker tarafından şiddetle eleştirildi.انتقدت فكرة الاحتلال اليوناني لازمير بشدة من قبل الكثير من العسكريون والسياسيون في العالم الغربي.
Pirinç ayaklanmaları modern Japonya tarihinde kapsamı, boyutu ve şiddeti bakımından eşsizdi.كانت انتفاضة الأرز غير مسبوقة في التاريخ الياباني المعاصر من ناحية النطاق والحجم والعنف.
Tüm tarafları sakin kalmaya ve şiddetten kaçınmaya davet etti.ودعا جميع الأطراف إلى الهدوء وضرورة تجنب العنف.
1 Aralık 1083 tarihinde yani 2 yıl sonra doğmasına rağmen Anna Komnini, bunu şiddetle reddeder.وفي 1 ديسمبر 1083 وعلى الرغم من ولادة طفلهما في 1 ديسمبر اى بعد عامين الا ان ألانا كومينيا تنفى ذلك بشدة.
Bu uyarıların şiddetini ve yerini tespit ederler.وأرسل إلى حكام المناطق التي فروا إليها يحذرهم منهم ويحرضهم عليهم .
Dünyada her 3 kadından 1'i hayatının bir döneminde şiddete maruz kalıyor.تتعرض إمرأة من كل ثلاث نساء في العالم للعنف في إحدى فترات حياتهم.
Hepatit C, vakaların yalnızca %15’inde şiddetli belirtilere sebep olmaktadır.يسبب الالتهاب الكبدي ج أعراضاً حادة في 15% فقط من الحالات.
Kabadayılık suç veya fiziksel şiddet içermeyebilir.ليس من الضروري أن ينطوي التنمر على الإجرام أو العنف الجسدي.
21–27 Haziran 1981 (1-6 Tir 1360): HMÖ ve hükümet arasındaki çatışmalar şiddetlendi.21–27 يونيو 1981 (1-6 تير 1360): تزايد الصراعات بين المجاهدين والسلطات في الدولة.
Şiddet sırasında en az bir kişi öldü.وقُتَل شخص واحد على الأقل أثناء أعمال العنف.
Şiddet karşıtı bir ordu savaş zamanında da barış zamanında da silahlı insanlar gibi davranmaz.فجيش متصد للعنف لن يتعامل مثل الأشخاص المسلحين سواء في أوقات الحرب أو في أوقات السلام.
Kendi belirsizliğini itiraf eden Joker, şehre şiddeti getiren acımasız bir komedyendir.إن الجوكر الذى اعترف بغموضه هو مُهرج قاسي يشيع العنف في المدينة.
Çoğu Hristiyan anarşist pasifisttir, savaşı ve şiddet kullanmayı reddeder.يرفض معظم اللاسلطويون المسيحيون والمسيحيون السلميون الحرب واستخدام العنف.
Birinci kalp sesi şiddetlenir.تفاوت شدة الصوت القلبي الأول.
Tutuklandı ve polis şiddetinden dolayı acı çekti.وألقي القبض عليها وعانت من وحشية الشرطة.
Genellikle kademeli olarak başlar ve fiziksel aktiviteyle şiddetlenir.عادة ما يأتي تدريجيا وتزداد شدته بفعل النشاط الجسدي.
Postmortem priapizm, ölümün muhtemelen hızlı ve şiddetli olduğunu gösterir.وحدوث القساح بعد الموت دليل على أن الوفاة كانت سريعة وعنيفة.
"Bana kızıyor mu, şiddetli azap mı yapacak?" dedi.قال قتادة رحمه الله : قال عذابا في الدنيا وعذابا في القبر.
Araplarla Hazarların mücadeleleri şiddetli ve devamlı olmuştur.وكانت المواجهات بين العرب والخزر شديدة ومستمرة.
2005 - Paris'te iki Müslüman çocuğun ölümüyle birlikte şiddetli protesto hareketleri başladı.2005 - اندلاع أعمال شغب في باريس وذلك بعد موت اثنين من المسلمين الأفارقة.
Bu kanama ilk kez ortaya çıktığında, çok şiddetli olmayabilir.أول مرة يحدث ذلك، قد لا يكون خطير للغاية.
Lanet olsun öfkelerine, çünkü şiddetlidir.إن شانئك: عدوك ومبغضك، هو الأبتر: هو الأقل الأذل المنقطع دابره.
Ancak şiddet eylemleri o zamandan beri ara sıra devam etmektedir.ومع ذلك فقد استمرت المظاهرات في بعض الأحيان منذ ذلك الحين.
1268'de şehrin büyük bir bölümünü yıkan şiddetli bir deprem meydana gelmiştir.وفي عام 1268م ضرب جزءا كبيرا من المنطقة زلزالا شديدا مدمرا.
1900 - Galveston, Teksas bölgesinde şiddetli kasırga: yaklaşık 8000 kişi öldü.8 سبتمبر 1900 — إعصار استوائي هائل ضرب مدينة غالفستون بولاية تكساس الولايات المتحدة مخلفا حوالي 8,000 قتيل.
Grup fazlasıyla şiddet yanlısıdır.كثير من الحب كثير من العنف.
Sadece birkaç şiddetli enfeksiyon vakası sarılıkla ilişkilendirilmiştir.وهناك بضع حالات فقط من العدوى الشديدة يظهر معها اليرقان.
Robert, kendisine pay edilen güçten memnun değildi ve babası ve kardeşleri ile şiddetli bir çekişmeye girişti.وقال أنه راض عن حصة الطاقة المخصصة له وتشاجر مع والده وإخوته بشراسة.
Bandın dentat çizgiye çok yakın yerleştirilmesi durumunda, hemen sonra şiddetli ağrı görülür.وإذا تم وضع الشريط قريباً جداً من الخط المسنن، فإنه يُسبِب ألماً شديداً على الفور.
Bazı bakteriyel enfeksiyonlar, şiddetli karın ağrısıyla ilişkili olabilir ve birkaç hafta sürebilir.قد يصاحب بعض الإصابات البكتيرية ألمٌ حاد في البطن وقد يستمر لعدة أسابيع.
Bu belirtiler hafif veya şiddetli olabilir ve sağlıklı kadınlarda ortalama altı gün sürebilir.قد تتفاوت هذه الأعراض من الخفيفة إلى الخطرة وعند النساء الصحيحات تستمر الأعراض لفترة ستة أيام في المتوسط.
ABD Başkanı Barack Obama şiddetle ilgili "derin kaygıları" olduğunu ifade etti.في 18 فبراير، قال الرئيس الأمريكي باراك أوباما أن لديه "قلقاً عميق" جراء أعمال العنف.
Tutsak edildiği dönemde çeşitli cinsel ve fiziksel şiddete uğradı.خلال فترة وجودهم يتعرضون للعنف الجسدي والجنسي.
Aşk konusu işlenen filmde homofobi ve LGBT'lere yönelik şiddet ile ayrımcılık temalarıda konu edinilmiştir.يتطرق الفيلم لموضوع العنف ضد المرأة والبيدوفيليا.
Şiddet ve İnsan Hakları."الكرامة و حقوق الإنسان.
Anarşist düşünce şiddet sorusuna oldukça çeşitli cevaplar vermiştir.الفكر اللاسلطوي هو فكر متنوع جدا من ناحية مسألة العنف.
Karanfil Devrimi, Portekiz'de 25 Nisan 1974 günü şiddet kullanılmadan gerçekleştirilen askerî darbe.ثورة القرنفل هي ثورة حدثت في البرتغال في 25 إبريل 1974.