Ana içeriğe geç
Sözlük

şiddet ile cümle

şiddet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Biz, problemin evde yaşayan insanlar olmadığını şiddetle savunuyoruz.We argue strongly that the people living in the house are simply not the problem.
Bunlar olmadan hayatı şiddetle dolar ve her şeyi kaybederiz.Without these qualities life will be violent and all will be lost.
Benim sol elim ve bacağımda şiddetli bir titreme var.In my case, my left hand has a significant tremor and my left leg also.
Ölçtüğümüz şu; her bir kadamedeki gücün şiddeti.And what we've measured is the force as a function of terms.
Tüketim dursa, bütün dünya çökerdi. Bunun ise toplum için iki şiddetli sonucu olurdu.This produces two severe consequences for society.
Amerika'ya şiddetli aciliyeti hatırlatmak için geldik."Free at last! Free at last! Thank God Almighty!
Ve sesleri yükseldi, yükseldi, yükseldi, çok şiddetli bir şekilde tam üzerimize doğru.And they're getting louder, louder, louder, like really loud, right over us.
Ve bu da umudunu kaybetmiş bir şiddet olacaktır.It will be despairing hostility.
Bu kişi başına düşen üretimin mutlak şiddetli bir artışıdır.This is an absolutely massive increase in how much is produced per person.
Kimilerine göre öfkeye, dini ve bağnaz bir şiddete, teröre varacak.For some, it will lead to anger, religious and sectarian violence and terrorism.
Mary hakkında sorular sormak şiddetin önlenmesi konusunda bizi hiçbir yere götürmez.Asking questions about Mary is not going to get us anywhere in terms of preventing violence.
Neden aile içi şiddet ABD'de ve diğer dünya ülkelerinde hala büyük bir sorun?Why is domestic violence still a big problem in the United States and all over the world?
Şiddetin erkek kurbanlarının çoğu, diğer erkeklerin şiddetinin mağdurlarıdırlar.Most male victims of violence are the victims of other men's violence.
Bu iki cinsiyet de erkek şiddetinin kurbanıdır.We are both victims of men's violence.
Steve pinker ve ben burada son iki yüzyıldır olan savaşların şiddetlerini düşünüyorduk.So here Steve Pinker and I were considering the magnitude of wars during the last two centuries.
Artık sivil itaatsizlikle, şiddete başvurmadan savaşmalıyız.Now, we need to fight non-violently and with civil disobedience.
Güzel gidin ve size şiddetle tavsiye göreceksiniz shrink.Fine I will go and see your highly recommended shrink.
Burda şiddetli rüzgarın zirvedeki karları ne kadar yükseğe fırlattığını görebilirsiniz.You can see here some ferocious winds blowing snow way high off the summit.
Cinsiyetler savaşında şiddetle ayrılırız: söz konusu ağrı olunca hangimizinki daha beterdir?In the battle of the sexes we are fiercely divided, who has a worse when it comes to pain?
Yeni yapılan bir kaç araştırma etkilerin ne kadar şiddetli olduğunu gösteriyor.And a whole slate of new research is showing us how severe its impact has been.
Bu--şiddet içeriyor.. Sizi uyarmalıyım.This is -- this is intense material, I should warn you.
Salı gecesi, okulda siddet ve zorbalık.Tuesday night it's school violence and bullying.
Tüm bilgisayar oyunları şiddet içerir.All video games are violent.
Biliyorum, şiddet içeren bilgisayar oyunları annemi endişelendiriyor.I know violent video games make my mother worry.
O tarafta rüzgar gerçekten şiddetli.And it's awfully windy over there.
Nadiren de olsa kanser oldular ... ... kanser olduklarında da şiddetli olmadı.They hardly get cancer, and when they do it's not as severe.
Akran şiddeti çok yaygındır. Hayatta kalmayı bir şekilde öğrenmek zorunda kalıyorlardı.The older children bully the little ones.
Bu resimler şiddet veya cinsel içerikli.These pictures are of a violent or sexual nature.
Şiddetli Şok."Severe Shock."
Şiddet bir hastalıktır. Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.Since the Inquisition, we've been dealing with problems at the individual level.
Ölümcül ve şiddetli saldırılar yapan bu zalimden Allah onu korusun.Deadly and violent attacks on us, may God protect her from this tyrant.
Belki de şiddetli bir deprem dışında, gerçek bir huşudan korunuyoruz.With the exception perhaps of a massive earthquake, we're protected from real awe.
O tarikatçılığın şiddetli bölücülüğü tarafından paramparça olurdu.He'd be torn apart by the bitter divisiveness of sectarianism.
Ve şimdi farklı tutma şiddetlerine sahip bir kolu var.And it now has a hand that can do different grasps.
Ben şiddete ve teröre karşı konuşuyorum.I talk against violence, against terrorism.
Şiddete karşı savaşmalıyız.You have to fight against violence.
Mantıklı, çünkü bunlar en şiddetli etkilenen hücreler.That makes sense because these are the cells that get hit the hardest.
Şiddetli fırtına ve sellere uyum sağlamak ile başlayarak üç grup örneği paylaşmak istiyorum.I'd like to share three sets of examples, starting with adapting to violent storms and floods.
Kulağa çok şiddetli geliyor.GUY: Sounds very violent. [Chuckles]
Sadece acı daha şiddetlenecek.Only the pain will get worse
Şiddet hiçbirşeyi çözmez, fahişe.Violence doesn't solve anything, bitch. (PEOPLE SCREAMlNG)
Son 500 senedir şiddet oranı çarpıcı bir şekilde düşmüştür.Violence has declined dramatically over the last 500 years.
Neden şiddet azaldı?Why has violence decreased?
Bir başka deyişle, devlet tekeli şiddet kullanımını kontrol altında tutmaktadır.In other words, a state monopoly that has the use of violence well under control.
Şiddetin devlet tekelinde olması başlıca bir güvencedir.Such a state monopoly on violence, first of all, serves as a reassurance.
Şiddetten kaçınmak, savaş başlatmaktan daha karlı hale gelir.Abstaining from violence becomes more profitable than starting a war.
Şiddetin yokluğu bir çark gibidir.Now nonviolence starts to work like a flywheel.
Ve ticaret de şiddete karşı önemli bir güçtür.And trade is another important incentive against violence.
Savaş açıkça en iyi seçenek değildir, şiddet de bu yüzden azalmıştır.War is simply no longer the best option, and that is why violence has decreased.
Silahlı kuvvetler şiddetin devlet tekelinde olmasını sağlar.The armed forces implement the state monopoly on violence.
Bunlardan biri "Oz Büyücüsü"nde çok az şiddet olması.One is there's very little violence in "The Wizard of Oz."
Erkeklere göre çok daha az şiddete başvurmaları?The fact that women tend to be much less violent than men?
Dışarıda inanılmaz şiddet olayları var.Outside are events of unimaginable violence.
2008'de medya sansürü oldu, Kenya'da seçim sonrası şiddet olduğu zaman.There was a media blackout in 2008, when there was post-election violence in Kenya.
Şiddete inanmıyoruz.We do not believe in violence.
Şiddet, bombalar, silahlar yok.No violence, no bombs, no guns.
Şiddet şiddete yol açar, en azından bana göre.Violence leads to violence, at least in my view.
Bunlar şiddetle önderlik etmek bize basarak nedenleri vardır Yeni dünya düzeni gerçek binaya doğruWe're at a moment when the international system is in a period of change
Collapse isimli kitabını okumadıysanız size bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.Jared Diamond's book, "Collapse," I totally recommend that you do.
Çinli askerler onları yakalar ve Kuzey Koreye, şiddetli cezalarla karşılaştıları yere geri gönderir.Chinese soldiers will catch and send back North Koreans, where they face severe punishment.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod