Ana içeriğe geç
Sözlük

şev ile cümle

şev kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Saray sorumlusu Hilkiya oğlu Elyakim, Yazman Şevna ve devlet tarihçisi Asaf oğlu Yoah onu karşılamaya çıktı.ויצא אליו אליקים בן חלקיהו אשר על הבית ושבנא הספר ויואח בן אסף המזכיר׃
Saray sorumlusu Hilkiya oğlu Elyakim, Yazman Şevna ve devlet tarihçisi Asaf oğlu Yoah onu karşılamaya çıktı.فخرج اليه الياقيم بن حلقيا الذي على البيت وشبنة الكاتب ويوآخ بن آساف المسجل
Saray sorumlusu Hilkiya oğlu Elyakim, Yazman Şevna ve devlet tarihçisi Asaf oğlu Yoah onu karşılamaya çıktı.於 是 希 勒 家 的 兒 子 家 宰 以 利 亞 敬 、 並 書 記 舍 伯 那 、 和 亞 薩 的 兒 子 史 官 約 亞 、 出 來 見 拉 伯 沙 基
Saray sorumlusu Hilkiya oğlu Elyakim, Yazman Şevna ve devlet tarihçisi Asaf oğlu Yoah onu karşılamaya çıktı.於是 希勒家 的 兒子 家宰 以利 亞敬 、 並書記 舍 伯 那 、 和 亞薩 的 兒子 史官 約亞 、 出來見 拉伯沙基
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.A Seiáš písařem, Sádoch pak a Abiatar byli kněžími.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.in Seva je bil pisar, Zadok in Abiatar pa sta bila duhovnika,tudi Ira Jairski je bil prvi dvornik Davidu.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.스와는 서기관이 되고 사독과 아비아달은 제사장이 되고
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Scheja était secrétaire; Tsadok et Abiathar étaient sacrificateurs;
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Sê-gia làm thơ ký ; Xa-đốc và A-bia-tha làm thầy tế_lễ .
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Sê-gia làm thơ ký; Xa-đốc và A-bia-tha làm thầy tế lễ.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Şeia era logofăt: Ţadoc şi Abiatar erau preoţi;
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Séja íródeák, Sádók pedig és Abjátár papok valának.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Seja oli kirjurina, ja Saadok ja Ebjatar olivat pappeina.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Seja pisarzem, a Sadok i Abijatar byli kapłanami.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Seja var sekreterare, och Sadok och Ebjatar voro präster.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Seja var statsskriver, og Sadok og Abjatar var prester.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Seja war Schreiber. Zadok und Abjathar waren Priester;
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Seja was secretaris en Zadok en Abjathar waren de overpriesters.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Sekretaris negara: Seya. Imam: Zadok dan Abyatar
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Seraià era scriba; Zadòk ed Ebiatàr erano sacerdoti e anche Ira lo Iairita era ministro di Davide
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Ševa bol pisárom, a Cádok a Ebiatár boli kňazmi.
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Seva era el escriba. Sadoc y Abiatar eran los sacerdotes
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Seva era escrivão; Zadoque e Abiatar, sacerdotes;
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Sjeja var Statsskriver, Zadok og Ebjatar Præster;
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.και ο Σεβα, Γραμματευς ο δε Σαδωκ και Αβιαθαρ, ιερεις
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Сева, секретар; а Садок и Авиатар, свещеници;
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.Суса – писцом; Садок и Авиафар – священниками;
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.ושיא ספר וצדוק ואביתר כהנים׃
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.وشيوا كاتبا وصادوق وابياثار كاهنين
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.示 法 作 書 記 。 撒 督 和 亞 比 亞 他 作 祭 司 長
Şeva yazman, Sadokla Aviyatar kâhindi.示法 作 書記 。 撒督 和 亞比亞 他 作 祭司 長
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Cechuje ich zawziętość i wolność które uważam za fundament nowego paradygmatu.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Ei au o neînfricare şi o libertate cred cred că formează baza unui nou model.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Họ có một quyền giận dữ và tự do mà tôi tin là nền tảng của một mô hình mới.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Ils ont une combativité et une liberté qui, je crois, sont les fondations d'un nouveau paradigme.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.그들은 제가 이 새로운 패러다임의 근간이라고 믿는 용맹함과 자유를 체득하고 있습니다
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Megvan bennük a vadság és a szabadság ahhoz, amiről azt gondolom, az új paradigma melegágya.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Mereka memiliki keganasan dan kebebasan yang saya percaya adalah fondasi dari sebuah paradigma baru.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Possiedono una fierezza e una libertà che, credo, sia la base di un nuovo modello.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Têm uma fúria e uma liberdade que acredito que serão as bases de um novo paradigma.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Tienen una valentia y una libertad que creo es la base de un nuevo paradigma.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Ze hebben zich bevrijd van het bestaande kader van slachtoffer en dader.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Έχουν μια αγωνιστικότητα και μια ελευθερία που θεωρώ ως τη βάση ένος νέου παραδείγματος.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.В них есть неистовство и свобода, что, по-моему, является краеугольным камнем новой парадигмы.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.Те имат пламенност и свобода, която вярвам е основата на нова парадигма.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.יש להם עוצמה וחופש. הם סלע היסוד של מופת חדש.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.لديهم من الضراوة والحرية التي أعتقد أنها أساس النموذج الجديد.
Şevk ve özgürlüğe sahipler ki bunlar inanıyorum ki yeni bir paradigmanın temelidir.基盤である自由と積極性を持ち合わせており 加害者 vs 被害者 といった既存の枠組みを脱却しています
Sıradan ve bildiğimiz şevkat ile korunuyor.A könyörületesség mindennapos tetteivel.
Sıradan ve bildiğimiz şevkat ile korunuyor. Güney Afrika'da, 'Ubuntu' diye bir tabirimiz vardır.En Sudáfrica existe una frase llamada ubuntu.
Sıradan ve bildiğimiz şevkat ile korunuyor. Güney Afrika'da, 'Ubuntu' diye bir tabirimiz vardır.În Africa de Sud este o expresie numită "ubuntu".
Sıradan ve bildiğimiz şevkat ile korunuyor. Güney Afrika'da, 'Ubuntu' diye bir tabirimiz vardır.In Zuid Afrika hebben ze het begrip 'ubuntu'.
Sıradan ve bildiğimiz şevkat ile korunuyor.날마다의 연민의 행위가 그것을 가능하게 한다는 것을 배웠습니다
Sıradan ve bildiğimiz şevkat ile korunuyor.מעשי חמלה יומיומיים.
Sıradan ve bildiğimiz şevkat ile korunuyor.أفعال اعتيادية، تدل على الرحمة.
Sıradan ve bildiğimiz şevkat ile korunuyor.南アフリカには Ubuntu というフレーズがあります
Ve hepimiz büyük bir şevkle oyunun üretimine girişerek boş vaktimizin çoğunu bu oyuna harcamaya başladık.저희는 모두 똑같이 큰 관심과 열의를 가지고 거의 모든 여가를 바치며 게임을 만들기 시작했습니다
Yeni Zelanda'daki depremden sonra insanlar, ürün yetiştirme etrafındaki bu kamusal şevkin bir kısmını뉴질랜드에서 지진 발생 후 크라이스트처치(지진 발생 도시) 중심부에서 일어나는 지역사회의 활발한
Yeni Zelanda'daki depremden sonra insanlar, ürün yetiştirme etrafındaki bu kamusal şevkin bir kısmınıPo potresu na Novi Zelandiji so nas obiskali ljudje z namenom, da vključijo nekaj tega skupnostnega duha
Yeni Zelanda'daki depremden sonra insanlar, ürün yetiştirme etrafındaki bu kamusal şevkin bir kısmınıאנשים ביקרו אצלנו אחרי רעידת האדמה בניו-זילנד על מנת לשלב משהו מהרוח הציבורית
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod