O, şemsiyesini unutmuştu bu yüzden ona benimkini ödünç verdim.She had forgotten her umbrella so I lent her mine.
O, şemsiyesine bir işareti olarak kırmızı bir kurdele koydu.She put a red ribbon on her umbrella as a mark.
O, şemsiyesini trende bıraktı.She left her umbrella in the train.
Rüzgar şemsiyeyi elinden uçurdu.The wind blew the umbrella out of her hand.
Kaldırımda bir şemsiye vardı.There was a sunshade over the sidewalk.
Unutmadan bir şemsiye getir.Bring an umbrella without forgetting.
Şemsiyemi her zaman trende bırakıyorum.I am always leaving my umbrella on the train.
Ben çok üzgünüm ama şemsiyeni kaybettim gibi geliyor.I'm very sorry, but I seem to have lost your umbrella.
Yarın gece yağmur bekleniyor,öyleyse o zamana kadar şemsiyelerimizi bırakalım.It's supposed to rain tomorrow night, so let's leave our umbrellas until then.
Lazım olur diye şemsiyeni alsan iyi olur.You had better take your umbrella in case.
"Olamaz! Şemsiyemi trende unuttum." "Ne sersem şeysin!""Oh no! I left my umbrella on the train." "You are a scatterbrain!"
Bir şemsiyeyi iki erkek öğrenci mi paylaşıyor? Ne tuhaf.Two male students sharing an umbrella? How strange.
Yağmurlu sezon olmadığı için bir şemsiyeye gerek yok.Since it's not the rainy season, there's no need for an umbrella.
Bu onun şemsiyesi, doğru mu?This is his umbrella, right?
Bu yalnızca onun şemsiyesi olmalı.This just has to be his umbrella.
Bunun onun şemsiyesi olduğundan oldukça eminim.I'm pretty sure that this is his umbrella.
Bu onun şemsiyesi değil mi?This is his umbrella, isn't it?
Bu şemsiyeyi ödünç alabilir miyim?Can I borrow this umbrella?
Yağmur yağdığını anladığımda şemsiyemi aldım.When I realized it was raining, I took my umbrella.
Onun bir şemsiyeye ihtiyacı var.He needs an umbrella.
Yeni bir şemsiye satın alıyorum.I am buying a new umbrella.
Ben yeni şemsiyeler satarım.I sell new umbrellas.
Islanıp üşütmek istemezsin, bu yüzden bu şemsiyeyi yanına al.You don't want to get wet and catch a cold, so take this umbrella with you.
O sorma zahmetinde bulunmadan şemsiyemi aldı.He took my umbrella without bothering to ask.
Şemsiyesini otobüste bıraktı.She left her umbrella on the bus.
Arada bir şemsiyesini trende bırakır.Once in a while, he leaves his umbrella in the train.
Yağmur yağması ihtimaline karşı şemsiyemi aldım.I took my umbrella in case it rains.
Şemsiyemi neredeyse trende bırakıyordum.I almost left my umbrella on the train.
Yanına bir şemsiye almayı unutma.Don't forget to take an umbrella with you.
Şemsiyem beni yağmurdan korur.My umbrella protects me from the rain.
Mary oğlunun bir şemsiye alması için ısrar etti.Mary urged her son to take an umbrella.
Neden yeni bir şemsiyeye ihtiyacın var?Why do you need a new umbrella?
Biri şemsiyesini salonda bıraktı.Someone left their umbrella in the hall.
Yeni bir şemsiye satıyorum.I sell a new umbrella.
Annem küçük erkek kardeşime sarı bir şemsiye aldı.My mother bought my little brother a yellow umbrella.
Şemsiyemi gördün mü? Onu burada dururken bıraktım.Have you seen my umbrella? I left it standing here.
"Kahretsin! Şemsiyemi trende unuttum." "Aptal!""Damn it! I forgot my umbrella on the train." "Scatterbrain!"
Şemsiyemi hep trende bırakıyorum.I always leave my umbrella in the train.
Bugün yağmur yağıyor. Şemsiyem nerede?It's raining today. Where is my umbrella?
Bir şemsiyeyi paylaşan iki erkek okul öğrencisi? Bu oldukça nonoş bir durum.Two male school pupils sharing an umbrella? That's quite a queer situation.
Mavi gökyüzü beni yanılttı bu yüzden bir şemsiye getirmedim.The blue sky fooled me so I didn't bring an umbrella.
Ben her zaman şemsiyemi trende bırakırım.I always leave my umbrella on the train.
Her an aşırı yağmur başlayacak gibi görünüyor. Şemsiye alsan iyi olur.It looks like it will start pouring any second now. Better take an umbrella.
Her an yağmaya başlayacak gibi. En iyisi şemsiye almak.It looks like it will start pouring any second now. Better take an umbrella.
Tom bir şemsiye almalıdır, çünkü yağmur yağacak gibi görünüyor.Tom should take an umbrella because it looks like rain.
Tom şemsiyesini otobüste bıraktı.Tom left his umbrella on the bus.
Tom şemsiyesini yanına almayı unuttu.Tom forgot to take his umbrella with him.
Tom yağmur yağacağını düşünmüyor ama her ihtimale karşı bir şemsiye taşımayı planlıyor.Tom doesn't think it'll rain, but he plans to carry an umbrella just in case.
Tom şemsiyesinin nerede olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know where his umbrella is.
Tom şemsiyesini kapattı ve onu kapının yanındaki şemsiye rafına koydu.Tom closed his umbrella and put it in the umbrella rack near the door.
Tom neredeyse yanına bir şemsiye almayı unutuyordu.Tom almost forgot to take an umbrella with him.
Tom neredeyse şemsiyesini restoranda unutuyordu.Tom almost forgot his umbrella at the restaurant.
Tom yanlışlıkla Mary'nin şemsiyesini eve getirdi.Tom took home Mary's umbrella by mistake.
Tom şemsiyesini Mary'nin arabasında bırakmış olabilir.Tom might have left his umbrella in Mary's car.
Tom Mary'ye pahalı bir şemsiye aldı.Tom bought Mary an expensive umbrella.
Tom şemsiyesini kaybetti.Tom lost his umbrella.
Tom trende şemsiyesini bıraktı.Tom left his umbrella on the train.
Tom şemsiyesini nereye bıraktığı unuttu.Tom forgot where he left his umbrella.
Tom şemsiyesini o eve dönene kadar özlemedi.Tom didn't miss his umbrella till he got home.
Ayakkabılarımı, paltomu ve şemsiyemi getirdim.I have brought my shoes, coat and umbrella.