Ana içeriğe geç
Sözlük

şemsiye ile cümle

şemsiye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
"Bu şemsiyeyi alabilir miyim?" "Hayır, alamazsın.""May I take this umbrella?" "No, you may not."
Şemsiyeni holde açma.Don't open your umbrella in the hall.
Bu sabah yanına bir şemsiye almalısın.You should take an umbrella with you this morning.
Bugün ara sıra yağmur yağacak, bu yüzden şemsiyeni alsan iyi olur.It will rain on and off today, so you'd better take your umbrella.
Bu öğleden sonra yağmur beklendiği için bir şemsiye getir.Bring an umbrella because it is expected to rain this afternoon.
Bugün yanına bir şemsiye alsan iyi olur.You had better take an umbrella with you today.
Şemsiyemi hiçbir yerde bulamıyorum.I can't find my umbrella anywhere.
Şemsiyeye ihtiyacın varsa bir tane vereyim.If you need an umbrella I'll lend you one.
Eğer ihtiyacınız varsa bir şemsiye ödünç alabilirsiniz.You can borrow an umbrella if you need one.
Şemsiyeler iyi satılır.Umbrellas sell well.
Şemsiyeni paylaşabilir miyim?May I share your umbrella?
Eğer bir şemsiyeniz varsa, onun altında size katılmama izin verin.If you have an umbrella, let me join you under it.
Ben şemsiyemi açtım.I put up my umbrella.
Yanımda bir şemsiye götürmeliyim.I've got to take an umbrella with me.
Yanıma bir şemsiye almalıyım.I've got to take an umbrella with me.
Yanında bir şemsiye getirdin mi?Did you bring an umbrella with you?
Şemsiyemi yanımda getirmeyi unuttum.I forgot to bring my umbrella with me.
Şemsiyeni getirmene gerek yoktu.You needn't have brought your umbrella.
Şemsiyeni yanına al.Take your umbrella with you.
Bana bir şemsiye ödünç verdiğiniz için çok naziktiniz.It was very kind of you to lend me an umbrella.
Arkada bir şemsiye bıraktım.I left an umbrella behind.
Şemsiyemi telefon kulübesinde unutmuşum.I have left my umbrella in the phone booth.
Şemsiyemi kapadım.I closed my umbrella.
Ben şemsiyemi kaybettim.I have lost my umbrella.
Şemsiyemin altında gel, yoksa ıslanacaksın.Come under my umbrella, or you'll get wet.
Şemsiyemi paylaşmaz mısın?Won't you share my umbrella?
Şemsiyemi taksinin arkasında unuttum.I left my umbrella behind in the taxi.
Şemsiyemi bir otobüste bıraktım.I have left my umbrella in a bus.
Ben dışarıya giderken yanımda bir şemsiye alırım.I take an umbrella with me when I go out.
Vestiyerde evrak çantamı ve şemsiyemi kontrol ettim.I checked my briefcase and umbrella in the cloakroom.
Yanlışlıkla onun şemsiyesini getirdim.I have brought his umbrella by mistake.
Yanlışlıkla onun şemsiyesini aldım.I took his umbrella by mistake.
Şemsiyemi parkta bir yerde kaybettim. Bir tane satın almak zorundayım.I have lost my umbrella somewhere in the park. I have to buy one.
Benim şemsiyemi kaybettim.I lost my umbrella.
Şemsiyemi kaybettim.I lost my umbrella.
Benim yanımda şemsiyem vardı fakat arkadaşımın yoktu.I had an umbrella with me but my friend did not.
Yanıma bir tane şemsiye aldım, ama arkadaşım şemsiye getirmemiş.I had an umbrella with me but my friend did not.
Yanımda bir şemsiye almama gerek yoktu.I didn't need to take an umbrella with me.
Şemsiyenin altına girmeme izin ver.Let me in under your umbrella.
Hava açıyor. Bir şemsiye getirmeme gerek yoktu.The weather is clearing up. I needn't have brought an umbrella.
Kırmızı şemsiye ona büyükannesini hatırlattı.The red umbrella reminded her of her grandma.
Biri onun şemsiyesini geride bıraktı.Somebody left his umbrella behind.
Şemsiyemi trende bıraktım.I left my umbrella on the train.
Neredeyse şemsiyemi trende unutuyordum.I almost left my umbrella in the train.
Hava bulutlu olduğu için şemsiyemi yanıma aldım.It being cloudy, I took my umbrella with me.
O, her zaman şemsiyesini kaybediyor.He is always losing his umbrella.
O, kolunun altında bir şemsiye taşıyordu.He was carrying an umbrella under his arm.
Yanına bir şemsiye almadı.He didn't take an umbrella with him.
O, şemsiyesini yine kaybetmiş.He lost his umbrella again.
Şemsiyesini gene yitirdi.He lost his umbrella again.
O sık sık trende şemsiyesini bırakır.He often leaves his umbrella on a train.
O, yağmurda şemsiyesiz yürümeye devam etti.He went on walking in the rain without an umbrella.
O, şemsiyesini otobüste bıraktı.He left his umbrella in the bus.
O, şemsiyesini bir silah olarak kullandı.He used his umbrella as a weapon.
O her gün şemsiyesini yanında taşır.He carries his umbrella about with him every day.
Şemsiyeyi onun üzerinde tuttum.I held the umbrella over her.
O, bir şemsiye tutuyordu.She was holding an umbrella.
Onun o kadar acelesi vardı ki şemsiyesini trende unuttu.She was in such a hurry that she left her umbrella behind on the train.
Şemsiyesini otobüste bırakmış olabilir.She may have left her umbrella on the bus.
O, şemsiyesini arkasında bıraktı.She has left her umbrella behind.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod