Geçen gün kaybettiğini söylediğin şemsiyeyi buldun mu?Did you find the umbrella you said you'd lost the other day?
Bir şemsiye satın almak istiyor musun?Do you want to buy an umbrella?
Kazara yanlışlıkla onun şemsiyesini aldı.I accidentally mistakenly took his umbrella.
Tom şemsiyesini yerine koydu.Tom put up his umbrella.
Elinde küçük bir şemsiye tutuyordu.She was holding a small parasol in her hand.
Şemsiye de bazen bir bastondur.The umbrella is also a cane sometimes.
Şemsiyem nerede?Where's my umbrella?
Yağmur yağıyor ve bir şemsiyem yok.Rain, and I don't have an umbrella.
Şemsiyeye ihtiyacın varsa sana bir tane ödünç verebilirim.If you need an umbrella, I can lend you one.
Onun bir şemsiye getirmesi gerekli değildi.It wasn't necessary for him to bring an umbrella.
Şemsiyemi burada bıraktım ama şimdi onu bulamıyorum.I left my umbrella here, but now I can't find it.
Şemsiye tutan adam Ken'dir.The man holding the umbrella is Ken.
Annem erkek kardeşime sarı bir şemsiye aldı.My mother bought my brother a yellow umbrella.
Bir şemsiye almalısın.You should take an umbrella.
Kadınlar renkli şemsiyeleri severler.Women like colorful umbrellas.
Yağmur yağabilir. Bir şemsiye almalıyız.It might rain. We should take an umbrella.
Şu beyaz şemsiye onun.That white parasol is hers.
Yağmur yağıyor, bu nedenle lütfen şemsiyeni getir.It's raining, so please bring your umbrella.
Dışarı çıkarken şemsiyeni almayı unutma.Don't forget to take your umbrella when you go out.
Bana şemsiye ile vurmayın!Don't hit me with the umbrella!
Şemsiyeni unutma.Don't forget your umbrella.
Şemsiyenizi unutmayın.Don't forget your umbrella.
O, şemsiyeyi otobüste unuttu.He forgot the umbrella in the bus.
Bir şemsiye almayı unutma.Don't forget to take an umbrella.
Şemsiyeni nerede bıraktığını hatırlıyor musun?Do you remember where he left his umbrella?
Şemsiyeni nerede kaybettin?Where did you lose your umbrella?
Bir şemsiye aldım.I bought an umbrella.
Üzgünüm ama görünüşe göre şemsiyemi kaybettim.I'm very sorry, but it seems I've lost my umbrella.
O kimin şemsiyesi?Whose umbrella is that?
Bir şemsiye al. Muhtemelen yağmur yağacak.Take an umbrella. It's likely to rain.
Şemsiyeni ön kapıda bırak.Leave your umbrella at the front door.
Şemsiyene ihtiyacın olacak.You're going to need your umbrella.
Tom şemsiyesini geri istiyor.Tom wants his umbrella back.
Yanında bir şemsiye getirmek isteyebilirsin.You might want to bring an umbrella with you.
O, şemsiyemi onardı.She repaired my umbrella.
Bu benim şemsiyem.That's my umbrella.
Bulunan şeyler arasında şemsiyeler, ayakkabılar ve mendiller vardı.Among the things found were umbrellas, shoes, and handkerchiefs.
Şemsiyeni istemiyorum.I don't want your umbrella.
O benim şemsiyem.It's my umbrella.
Tom'un şemsiyesini merede tuttuğunu bilmiyorum.I don't know where Tom keeps his umbrella.
Bunun Tom'un şemsiyesi olduğunu sanmıyorum.I don't think this is Tom's umbrella.
Tom'un niçin şemsiyesini arabada bırakacağını anlamıyorum.I don't understand why Tom would leave his umbrella in the car.
Ben bile bugün bir şemsiye getirmeyi hatırladım.I even remembered to bring an umbrella today.
Ben sadece şemsiyemi almak için geri geldim.I just came back to get my umbrella.
Dün gece şemsiyemi burada bıraktım.I left my umbrella here last night.
Tom'a şemsiyemi ödünç verdim.I lent Tom my umbrella.
Kazara şemsiyemi kaybettim.I accidentally lost my umbrella.
Sanırım şemsiyemi arabanda bıraktım.I think I left my umbrella in your car.
Bence şemsiyemi aldın.I think you have my umbrella.
Tom ve Mary her ikisi de şemsiye taşıyorlar.Tom and Mary are both carrying umbrellas.
Hem Tom hem de Mary Şemsiye taşıyorlar.Tom and Mary are both carrying umbrellas.
Lütfen ıslak şemsiyeyi bu çantaya koy.Put the wet umbrella in this bag, please.
Cesaret bir şemsiye gibidir. Ona en çok ihtiyacınız olduğunda yoktur.Courage is like an umbrella: When you need it most you don't have it.
Dışarıda yağmur yağacak, bu yüzden bir şemsiye almayı unutma.It's going to rain outside, so don't forget to take an umbrella.
Kız şemsiyesini açtı.The girl opened her umbrella.
Onlar şemsiye olsa bile, güzel şeyleri severim.I like beautiful things even if they are umbrellas.
Şemsiyeni nereye bıraktığını hatırlıyor musun?Do you remember where you left your umbrella?
Tom'un şemsiyemin nerede olduğunu bilip bilmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom knows where my umbrella is.
Tom Mary'ye şemsiyesini nereye koyacağını gösterdi.Tom showed Mary where to put her umbrella.
Keşke yanımda bir şemsiye getirseydim.I wish I'd brought an umbrella with me.