şehir ile cümle

şehir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu şehirlerin çoğunluğu inanilmaz hızla büyüyor.Most of those cites are growing incredibly quickly.
Bu bir şekilde iki şehir arasındaki farklılığı ortaya koyuyor.And it sort of shows the difference between these two cities.
Evet. Biliyorum, evi yarın gözden geçireceksiniz. Ama şu andaa... ...şehir dışındayım.Yes I know that the walk-through is tomorrow, but I'm... abroad...
"Şehir" bir problem değil, bir çözüm."City is not a problem, it's a solution."
Fakat şehirler hakkında çok kötümser bir yaklaşımımız var.But we have a very pessimistic approach about the cities.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli. Ve ayrıca bir tasarım.Every problem in a city has to have its own equation of co-responsibility and also a design.
İşte şehirlerimize yaptığımız şey bu!And that's what we're doing in our cities:
Ve diğer bir şehirde, Bogota'da 25 yıl önce... ...başladı, gayet güzel bir iş çıkardılar.And it took 25 years until another city ... which is Bogota, and they did a very good job.
Diğer bir deyişle, bir şehir aile portremize benzer.Another issue is, a city's like our family portrait.
Bu yüzden bir şehirde hızlı çalışmalısınız.So, in a city, you have to work fast.
Ama ben şehir akupunkturunu öneriyorum.And I'm proposing urban acupuncture.
Şehir tarafında, batıya doğru rooteth Bu Yani erken yürüme oğlunu gördün:That westward rooteth from the city's side,-- So early walking did I see your son:
Şimdi, yukarıda Tanrı, bu sayın kutsal rahibi, Bütün bütün şehir çok ona bağlıdır.Now, afore God, this reverend holy friar, All our whole city is much bound to him.
Burada bu şehirde hasta ziyaret Ve onu bulmak, şehrin aramaHere in this city visiting the sick, And finding him, the searchers of the town,
Olan zamansız ölüm, bu şehirde yeni bir damat Banish'd Tybalt kıyamet, oldu;Was Tybalt's doomsday, whose untimely death Banish'd the new-made bridegroom from this city;
"Çünkü bizim evimiz şehirden çok uzakta."Because our home is far away from town
Floransa şehir devleti 1501 yılında bu eseri yapması için Michelangelo'yu yetkilendiriyor.He was commissioned by the city government of Florence in 1501.
Bütün şehirler, en az enerji ile en yüksek seviyede hizmete kavuşabilecekler.All of the cities are designed to utilize the minimal amount of energy for maximum service.
En büyük tutkum bir şehir yaratmak.My big passion is Making City.
Dünyadaki diğer muhteşem şehirlere göre Antwerp şehri inanılmaz derece de hızlı büyüyor.As other great cities in the world, the city of Antwerp is growing extremely fast.
2030 yılında, şehirde yaşayan insan sayısı yüzde 15 artacak.By the year of 2030, there will be 15% more people living in our city.
Şehirdeki herkesin kent üzerinde etkisi vardır.Everybody in this city has influence on our urban community.
Bu sebeple 11 Kasımda, Maakdestad yapım şehri için şehir merkezi binasında toplantı düzenliyoruz.That's why on November 11th, we organize the city town hall meeting on making city Maakdestad.
Şehir dışında bir otele gittiğini sanmıştım.I thought you'd just go to a motel in the country.
Port-au-Prince şehir merkezinde Adalet Bakanlığı'nın çatısında durduğumu hatırlıyorum.I remember standing on the roof of the Ministry of Justice in downtown Port-au-Prince.
Ve bu kömür desteğiyle mükemmel şehirler kursalardı.And they built beautiful cities all powered on that coal.
Büyük şehirleri var, ve bu şehirleri petrole bağlı.And they have big cities, and the cities are all dependent on oil.
Şehirden şehre sen aradım.I searched for you everywhere from town to town.
İşte, eski şehirdeki pazar yeri.Here is the market in the old city.
Şehir şehir, ülke ülke.I can see all different people in the world from town to town, from country to country.
Ve şehirden arta kalan ne varsa onlar da.And what was left of the city soon followed.
Körfezdeki şehirden şahane hatıralar.Wonderful memories from the city by the Bay.
İşte benim doğduğum şehir, memleketim burası.This is the town where I was born, my home town.
Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler.Nathan and his boss went to the city council to get a change in the ordinance.
Şehirleşme, tüketim, işyeri ve teknolojiyi düşünürsünüz.You think of, you know, urbanization, consumerism, the workplace, technology.
Tüm bu zaman şehirde yaşıyordum, çünkü, doğrusu, ağaçlardan korkuyordum.All this time I lived in the city because, to be honest, I was afraid of trees.
Köyler, özellikle verimli toprakların olduğu yerlerde, oldukça geliştiler ve şehirlere dönüştüler. -Villages grew, especially in areas with fertile soil, and became cities.
Bu, üç yıl boyunca, gizlice yaptı, ve benim artık o şehirden kaçmam gerekiyordu.She did it in secret. She did it for three years. And I had to get out of town.
Üç diğer meslektaşıyla birlikte, Chris de yardım etmeye çalıştığı şehirde öldürüldü.Along with three of his colleagues, Chris was killed in the city he helped to save.
Burada olup şehirlerin geleceği hakkında konuşmak, Şehirler hakkında konuşmak büyük bir onurdur.It's a great honor to be here talking about cities, talking about the future of cities.
Rio güzel bir şehir, Hayat dolu bir yer, özel bir yer.Rio's a beautiful city, a vibrant place, special place.
Şehirlerle başa çıkmanın zor bir iştir.It's a difficult task to deal with cities.
Muhtemelen enerji dolu bir şehir hayal ediyorsunuz. Hayat dolu yemyeşil.You probably think about a city full of energy, a vibrant city full of green.
Siz her zaman yeşil alanınızın olacağı bir şehir düşüneceksiniz.Every time you think of a city, you've got to think green.
Yeşil yeşil alanlarınızın olacağı bir şehirYou've got to think green and green.
Şehirlerde yaşayan 3.5 milyar insanınız olduğunda 2050'ye kadar 6 milyar olacak.When you have 3.5 billion people living in cities -- by 2050, it's going to be 6 billion people.
Eğer bir şehir sosyal olarak bütünleşmediyse onunla baş edemezsiniz.You cannot deal with a city if it's not socially integrated.
Bu Osario, o bizim şehir sorunlarından sorumlu başkanımız.This is Osorio, he's our secretary of urban affairs.
Bugün ve önümüzdeki birkaç gün boyunca kesinlikle şehirde hava ile ilgili bir sıkıntımız yok.Absolutely no problem in the city in terms of weather, today and in the next few days.
Sayın Başkan size şehir merkezinden canlı aktarmadır. görüyorsunuz sokaklar temiz.A live transmission in downtown Rio for you, Mr. Mayor. You see, the streets are clear.
Şehirdeki trafik olayları bakımından ortalamanın altındayız.We are below average in terms of traffic incidents in the city.
Geleceğin şehri vatandaşlarını bu büyük partiden dışlamayan şehirdir.A city of the future is a city that can never let anyone out of this great party, which are cities.
Böylece, suyu dondurabiliryordunuz, herhangi bir şehirde, yılın herhangi bir zamanında.Now, you froze water, any city, any time of year.
Soğuk bir şehir olması gerekmiyordu.They didn't have to be cold city.
İşte adamlarımızdan bazılarının ortalıkta dolaştığı küçük bir şehir.So here's a little city with some of our guys walking around in it.
Şehirlerimiz de risk altında olacak, çünkü şehirlerin çoğu kıyıda.And our cities are going to be at risk too, because a lot of these are coastal cities.
Yirmili yaşlarımda İstanbul'a taşındım, aşık olduğum şehir.In my mid-twenties, I moved to Istanbul, the city I adore.
Şimdi şehirler için protokoller geliştiriyoruz - teknik besinlerin evi onlar.We're developing now protocols for cities -- that's the home of technical nutrients.
Şu anda Çin için beşikten beşiğe şablonlarını temel alan 12 şehir yapıyoruz.We're doing 12 cities for China right now, based on cradle to cradle as templates.
Enerjisiz ve yiyeceksiz şehirleri olur.They'll have cities with no energy and no food.

İlgili Sayfalar