şehir ile cümle
şehir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu rap şarkıcısı, Caution'ı Tacoma şehir merkezinden gençlerle bir araya getirdim.So I engaged Caution, this rap singer, with a group of young people from inner-city Tacoma.
Bu benim yaşadığım şehirde bir çok ayaklanmaya yol açtı.This caused major riots in my city.
Onun şehirli olduğuna inanmıyoruz.We don't believe he's from the city.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:And more importantly, the places are the same.
Bu şehirde yürürken sadece bir kaç ay önce bunların olduğuna inanmak mümkün değilWalking through this city gives you no indication that just a few months ago this was happening
Depremleri, volkanları, havayı kontrol ederler, Okyanusların üzerinde şehirleri var.They control earthquakes, the weather, volcanos, they have cities on the ocean.
Romalı kadınlar evden çıkıp şehirde gezebiliyorlar.Roman women go out the house and move about the city.
Şehirler uygarlıkların aynı potada eridiği merkezlerdir.Cities are the crucible of civilization.
200 yıl önce, ABD de şehirleşme oranı çok düşüktü.Two hundred years ago, the United States was less than a few percent urbanized.
Gelecek 20 yıl içinde Çin 300 yeni şehir kurucak.China's building 300 new cities in the next 20 years.
Ancak şehirler, sahip oldukları kötü yönlere rağmen, aynı zamanda çözümdürler.However, cities, despite having this negative aspect to them, are also the solution.
Bu da gösteriyor ki acilen bilimsel bir şehir teorisine ihtiyaç var.And so there's an urgent need for a scientific theory of cities.
Şehirler biyolojinin bir parçası mı?Are cities part of biology?
Çok az şehir başarısız olur.Very few cities fail.
Mevcut örneğimizde ekonomiler, şirketler ve şehirler için çok, çok kötü.Very, very bad for economies and companies and cities in our present paradigm.
Sorumuz ise, bunların herhangi biri şehirler ve şirketler için doğru mudur?Is any of this true for cities and companies?
Ama bütün bunlar ağ örgüleridir, ve şehirlerin en önemli ağ örgüleri is sizsiniz.But they are networks, and the most important network of cities is you.
Ve işte şehirlerin ölçeklemesi.And here's scaling of cities.
Bu sonuç, kesinlikle neden her hafta 1 milyon insanın daha şehirlerde toplandığının nedenidir.This, no doubt, is the reason why a million people a week are gathering in cities.
Tekrar edecek olursak bu evrensellik bizleriz, bizlerin şehiri oluşturması.The universality, to repeat, is us -- that we are the city.
Bu ekonomiler ve şehirler için kötü olurdu.That would be bad for economies and cities.
Şehirdeki gazeteler, kaç tane?Newspapers in the city, how many?
San Francisco gibi şehirlerde sürdük.We've driven in cities, like in San Francisco here.
İkincisi, Emma'ya şehirli sınıfının abartıldığını söyledim.Second, I told Emma that the urban tribe is overrated.
1850'lerde şehirler o kadar hızlı şekilde büyüyor ki, doğa çok özel bir anlam kazanıyor.By 1850, the cities had grown dramatically, and nature meant something very specific.
İkincisi, nüfus artışı ve şehirlerdeki insan yoğunluğu.Secondly, population growth and density into cities.
Böylece bana kalırsa Detroit gibi şehirler platformlar.So in this way, I think that cities are platforms, and certainly Detroit is a platform.
İnsanları katılıma davet ediyor. Şehirler tarihte insanları her çeşit katılıma davet ettiler.It's inviting participation, and cities have, historically, invited all sorts of participation.
Mesela, şehir yönetimleri ulaşım bilgisini kullanıma sunabilir.So, for example, city departments can open up transit data.
Bunların hepsi şehirdeki yeni yaşam tarzına ilişkin, bu keyif kültürüne ilişkin.And this is really all about this new urban world, this culture of pleasure.
Bu, yüzlerce şehirdeki binlerce kullanıcının zaferidir, her seferinde bir kullanıcı, bir düzenleme.This is a victory of thousands of users, in hundreds of cities, one user, one edit at a time.
Korkularımızla yüzleşmeli ve caddelerimizi geri almalıyız, şehirlerimizi ve mahallelerimizi de.We need to face our fears and take back our streets, our cities, our neighborhoods.
Yongmun organizasyonunun başıdır ve şehirdeki tüm paralı askerleri kontrol eder.She controls all the mercenaries in the city, and is the head of the Yongmun organization.
Solon Atina şehir devleti lideriydi.Solon was the leader of the city-state of Athens.
Bunu da şehirlerarası geniş yolların haritasını çıkarmak olarak düşünebilirsiniz.And again, you can think of this as almost mapping our interstate highways, if you will.
Şehirlerin geçmişi ve geleceği.Cities, past and future.
New York'un 1950 yılında, 10 milyonu aşkın nüfusu ile ilk mega şehir olduğunu okudum.I read that New York City was the first mega-city, a city of 10 million people or more, in 1950.
Yani temelde şehir, City Hall Park'a doğru yayılmış.So the city basically extended to City Hall Park.
Gelecekte şehirleri nasıl inşa edeceğimizi öğrediğimizi düşünüyorum.And I think this is what we're learning about building cities in the future.
Önümüzdeki 50 yıl, nüfus artışının büyük kısmı şehirlerde olacak.Most of the population growth of the next 50 years will be in cities.
Önümüzdeki 30 yıl boyunca, 6 şehirde, yıllık 12 milyon artış olacak.We'll grow by six cities of 12 million people a year for the next 30 years.
Bu sadece bir şehir.That's one city.
Gerçi dünya değişiyor, ve şehirleşme herşeyin başını çekiyor.The world is changing though, and urbanization is a big driver of everything.
Çok daha küçük bir şehirdi, ve şehirleşmenin hızı inanılmaz ve devasa boyutlarda.It was just a much smaller city, and the pace of urbanization is incredible and enormous.
İnsanlar bu yeni şehirleşen alanlarda nasıl bağlantı kuracak?How do people move through these new urban spaces?
Şehirlerimizi nasıl aydınlatmamız gerektiğini gözden geçirmeliyiz.So we have to rethink the way we light our cities.
Muhteşem şehirleri düşünün.Think of the great cities.
Yani bana göre duygu, şehir alanına, şehir hayatına aktarılması gereken bir boyuttur.So I think emotion is a dimension that is important to introduce into city space, into city life.
Bence şehirlerin ilerlemesi budur.I think that is the progress of cities.
Eski Yunancada "Politeia" şehir demek.The politeama is the city.
Yani yine, hafıza şehirdir, hafıza dünyadır.So again, memory is the city, memory is the world.
Sessizlik belki bir mezarlık için iyi olabilir ama bir şehir için değil.Silence maybe is good for a cemetery but not for a city.
Şehirler heyecanla dolu, sesle dolu, müzikle dolu olmalı.Cities should be full of vibrations, full of sound, full of music.
Öncülük eden bir şehir için olması gerektiği gibi baş döndürücü hiç olmamış alanların riskleri.Risks of spaces that have never been so dizzying, as they should be, for a pioneering city.
Şehir meydanının rahatlığına sahip olacak.It would have the informality of the town square.
Mezopotamyanın miraslarından biri de şehirler ve şehirler arasındaki kalıcı çatışmaydı.One of the legacies of Mesopotamia is the enduring conflict between country and city.
Peki bu şehir devletleri neye benziyor?So what were these city states like?
Hadi Düşünce balonunda bir tane şehir devletiWell, let's take a look at one such city-state,
Hayırsever gölgem bütün şehire yayılı.My benevolent shade was spread over the city,
Zorlukla dayanan şehirde... ...keder acıma ile yer değiştirdi.Grief replaced with pity For a city barely coping