Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.Ve skutečnosti ale meditoval o soucitu.
Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.W rzeczywistości medytował nad współczuciem.
Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.Στην πραγματικότητα, διαλογίζονταν πάνω στην συμπόνια.
Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.Всъщност, той размишлявал над състраданието.
Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.На самом деле, он медитировал о сопереживании.
Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.Насправді він роздумував про співчуття.
Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.באמת הוא עשה מדיטציה על חמלה.
Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.في الحقيقة ! لقد كان يتأمل . حول "التعاطف والتراحم".
Aslında şefkatle meditasyon yapıyodu.めい想していました マチュー自身の経験では
Aslında, Şefkatli Eller evsizler sığınağı için gönüllüyüm.Вообще-то, я здесь представляю убежище для бездомных — Заботливые Руки.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Ayah saya adalah orang yang baik dan penyayang sebelum menderita Alzheimer, dan begitu pula sekarang.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Édesapám kedves és szerető személy volt az Alzheimer előtt, és most is az.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Isäni oli kiltti ja rakastava ennen, ja hän on kiltti ja rakastava nytkin.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.제 아버지는 알츠하이머에 걸리기 전 친절하고 다정한 분이었고, 지금도 친절하고 다정하십니다.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Mein Vater war vorher nett und liebevoll - das ist er noch.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Mijn vader was aardig en liefdevol voordat hij Alzheimer had en dat is hij nog steeds.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Min pappa var snäll och kärleksfull innan han hade Alzheimers och han är snäll och kärleksfull nu.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Mio padre era gentile e affettuoso prima dell'Alzheimer e lo è tuttora.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Mi padre era amable y cariñoso antes de tener Alzheimer, y es amable y cariñoso ahora también.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Mon père était gentil et affectueux avant d'avoir Alzheimer, et il est gentil et affectueux aujourd'hui.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.O meu pai era amável e afectuoso antes de ter Alzheimer e agora também é amável e afectuoso.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Pred Alzheimerom bol môj otec láskavým a milujúcim človekom - a takým je aj teraz.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Táta byl hodný a milující i před Alzheimerem; a je hodný a milující stále.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Tata era bun şi iubitor înainte de Alzheimer şi mai e şi acuma într-un fel.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Tata zawsze był uprzejmy i kochający, teraz też taki jest.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Ο μπαμπάς μου ήταν ευγενικός και στοργικός πριν από το Αλτσχάιμερ και εξακολουθεί να είναι.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Баща ми беше мил и обичлив, преди да се разболее от Алцхаймер, и той е мил и обичлив и сега.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.До того, как мой отец заболел Альцгеймером, он был любящим и заботливым. Таким он остаётся и сейчас.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.Мій батько був доброю та люблячою людиною до того, як захворів. Таким він і залишається зараз.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.אבי היה טוב ואוהב לפני שהיה לו אלצהיימר, והוא טוב ואוהב עכשיו.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.والدي كان طيبا ومحبا قبل إصابته بالزهايمر وهو طيب ومحب الآن.
Babam Alzheimer'dan önce kibar ve şefkatli biriydi, ve şimdi de öyle.私は父が知性 ユーモア 言語能力を失うのを 見てきましたが同時に -
Bana sarılacak birini istiyordum. Birazcık şefkate ihtiyacım vardı.Ich brauchte jemanden, der mich in die Arme nimmt, etwas Zärtlichkeit.
Bana sarılacak birini istiyordum. Birazcık şefkate ihtiyacım vardı.Мне хотелось, чтобы кто-нибудь обнял меня.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.바꿔 말하면, 동정심은 레벨5의 리더들을 만드는 방법입니다.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Cu alte cuvinte, compasiunea e calea prin care se formează un lider de nivelul 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Dengan kata lain, belas kasih adalah jalan untuk menumbuhkan pemimpin tingkat lima.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.En d'autres termes, la compassion est le moyen de faire croître le niveau 5 leaders.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.En otras palabras: la compasión es la manera de crear líderes de nivel 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Hay nói cách khác, lòng từ bi là cách để nuôi dưỡng nhà lãnh đạo cấp độ 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.In altre parole, la compassione è la strada per raggiungere il livello 5 dei leader.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Innymi słowy, współczucie jest sposobem stania się "liderem piątego stopnia"
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Jinými slovy, soucit je způsob, jak pěstovat vůdce na páté úrovni.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Más szavakkal az együttérzés által válhatunk ötödik szintű vezetővé.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Met andere woorden: mededogen is de weg om leiders van niveau 5 te kweken.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Mit anderen Worten ist Mitgefühl der beste Weg "Level 5 Führungspersonen" zu schaffen.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Por outras palavras, a compaixão é a forma de produzir líderes de nível 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Με άλλες λέξεις, η συμπόνια είναι ο τρόπος για να δημιουργήσεις ηγέτες πέμπτου επιπέδου.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Другими словами, сопереживание способствует культивированию лидеров пятого уровня.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.Іншими словами, співчуття - це шлях до виховання лідерів 5-го рівня.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.С други думи, състраданието е начин за отглеждане на пето ниво лидери.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.במילים אחרות, חמלה היא הדרך לגדל מנהיגים ברמה 5.
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.بعبارة أخرى، التعاطف والتراحم هي الطريق للنمو نحو قادة المستوى الخامس
Başka bir deyişle, şefkat beşinci aşama liderler yaratmanın anahtarı.思いやりはレベル5のリーダーを育てるための方法です そしてこれは最初の説得力のあるビジネス利益です
"Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun."Als je wil dat anderen gelukkig zijn, oefen je in mededogen.
"Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.그가 말하길, "다른 사람이 행복하기를 바란다면, 동정심을 실천하세요.
"Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun."Se queres que os outros sejam felizes, pratica a compaixão.
"Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun."Se volete che gli altri siano felici, praticate la compassione.
"Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun."Si quieres que otros sean felices practica la compasión.
"Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun."Si vous voulez que les autres soient heureux, pratiquez la compassion.