Sevdiklerinden sevgiyi ve sefkati esirgemeyen bir tiptir.Yang disoroti adalah kepribadian dan kepenuhan rahmatnya.
Çok hareketli olup, atlamayı severler, ilgi ve şefkat beklerler.Wataknya periang, senang tersenyum, bersemangat, dan suka keceriaan.
Allah’ ın insana şefkat ve merhameti, rahman ve rahim olan Allah’ ın insana şefkati, merhameti.大学の略称は慈恵医大(じけいいだい)、慈恵(じけい)、慈大(じだい)。
İçinizde en hayırlınız eşlerine karşı en şefkatli, muhabbetli olanınızdır.舟木家にもっとふさわしい嫁を」と舟木家を去る。
Oberus: Altı askerin en şefkatlisidir.六天魔軍の中では最古参の武将。
"Kureyş kadınlarının iyisi, çocuğa küçüklüğünde en şefkatli olanlardır."「女の子はちっちゃいほうがかわいい」と思っている。
Çocuklarına hep şefkatle yaklaşır.徐々に子供たちとも親しくなる。
Allah’ ın insana şefkat ve merhameti, rahman ve rahim olan Allah’ ın insana şefkati, merhameti.為人重情重義,義薄雲天,恩怨分明,英氣逼人,豪氣勃發,亦心存慈悲仁心。
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.心與慈俱。
Allah’ ın insana şefkat ve merhameti, rahman ve rahim olan Allah’ ın insana şefkati, merhameti.‘크게 자비하신 분’이라 한 것은 미륵(彌勒)의 범어인 Maitreya가 자씨(慈氏)로 번역되기 때문이다.
Horton, diğer hayvanlara ve insanlara değer veren şefkatli, iyi huylu bir fildir.수인(獸人)은 전승이나 픽션에 등장하는 인간형과 다른 동물의 외관을 겸비한 인물을 가리킨다.
Çiftin üç erkek çocuğunun en büyüğüdür (diğerleri Mustafa Şefkati, İsmail Kâzım).두레에는 여성들의 길쌈을 위해 조직된 ‘길쌈두레’와 남성들의 삼(대마) 농사를 위한 ‘삼 두레’가 있다.
Tom Mary'yi şefkatle dudaklarından öptü.톰은 메리의 입술을 부드럽게 키스했다.
Çoğunlukla şefkatsiz ve maganda insanlarla ilişkilendirilir.Срещайте се по-често с други оптимисти и положително настроени хора.
Bu bakımdan "Şefkatle merhamet eden Allah'ın adıyla" şeklinde anlaşılır.Този кораб е преименуван на „Божията милост“.
Serena ise sevgi ve şefkatin sesidir.Simone Weil räägib hüvest ja armastusest.
Acı ve ŞefkatDolor & Conmiseración
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Aber wenn die Leute erfuhren, wofür ihr Sohn angeklagt war, bekam sie diese Sympathie nicht.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Ale gdy dowiedzą się, o co był oskarżony jej syn, to już nie ma tego współczucia.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Ale když se lidé dozvěděli, z čeho byl její syn obviněn, té sympatie se jí nedostalo.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Dar când oamenii au aflat de ceea ce era acuzat fiul ei ea nu primea acea simpatie.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.De amikor meghallották, mivel vádolják az ő fiát, ő nem kapott vigaszt.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.기소당했다는 것을 알았을 때, 그녀는 그런 동정을 얻지 못했습니다.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.les accusations contre son fils, Ils ne faisaient preuve d'aucune sympathie à son égard.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Maar toen mensen hoorden waarvan haar zoon werd beschuldigd, kreeg zij die sympathie niet.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Namun saat orang-orang tahu bahwa putranya sedang dituntut, dia tidak mendapat simpati itu.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Nhưng khi mọi người biết được những gì con trai cô ấy bị buộc tội cô ấy không hề được cảm thông.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Pero cuando supieron de lo que se acusaba a su hijo ella no tuvo esa solidaridad.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Quando però venivano a sapere quello di cui suo figlio era accusato, lei non ne riceveva affatto.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Αλλά όταν οι άνθρωποι μάθαιναν για τι κατηγορούσαν το γιο της, δεν λάμβανε αυτή τη συμπόνοια.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Когда же же люди узнавали, в чем обвиняют ее сына, она этого сочувствия не получала.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.Но когато хората научаваха за какво беше обвинен нейния син, тя не получаваше никакво съчувствие.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.במה בנה מואשם, היא לא קיבלה אהדה כלל.
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.ما اتهم به ابنها لم تتلق ذلك التعاطف
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.彼女は同情されませんでした でも 私たちは同じくらい苦しんでいるのです
Aicha'nın oğlunun neden suçlandığını duyduğunda aynı şefkati göstermiyorlardı.距噶仔被指控果阵, 距唔受到同情。
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Denk eens aan boodschappen doen en aan de mogelijkheden van consumeren met mededogen.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Denken Sie mal übers Einkaufen nach und die Möglichkeiten von Konsumverhalten mit Mitgefühl.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Ganditi-va la fenomenul cumparaturilor si la posibilitatea unui consumerism milos.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Gondoljunk csak egy bevásárlásra, és azon belül is az együttérző fogyasztóiságra!
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Hãy nghĩ về việc mua sắm và những khả năng của một người tiêu dùng có tình thương.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.쇼핑을 할때도 동정심에 기반한 소비 행태가 가능할수 있지 않을까요?
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Pensate a quando facciamo la spesa, e pensate alle possibilità di un "consumismo compassionevole".
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Pensem em ir às compras e pensem nas possibilidades de um consumismo com compaixão.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Piensen en ir de compras y piensen en las posibilidades de un consumismo compasivo.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Pikir tentang pergi berbelanja dan pikir tentang kemungkinan-kemungkinan dari sebuah konsumerisme belas-kasih.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Pomyślcie o pójściu na zakupy i o możliwościach pełnego konsumpcjonizmu empatycznego.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Představte si, že jdete nakupovat a představte si ty možnosti soucitného konzumu.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Prenons : faire les courses. Pensons à ce que pourrait être un consumérisme compatissant.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Tænk over det at tage ud og shoppe og tænk på mulighederne af en medfølende forbrugerisme.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Tänk på att shoppa och tänk på möjligheterna till en medkännande konsumism.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Замисліться про шопінг і про можливості доброчинного споживання.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Помислете за пазаруването и за възможностите на един състрадателен консумизъм.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.Только подумайте о шоппинге, и о разных возможностях сопереживательного консьюмеризма.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.חישבו על קניות, חישבו על האפשרויות הטמונות בצרכנות מתוך חמלה.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.انظروا إلى الذهاب للتسوق وانظروا لإمكانيات للنزعة الاستهلاكية الشرهة.
Alışverişe çıkmayı ve şefkatli bir tüketiciliğin imkanlarını düşünün.可能性を考えてみてください 先ほど マクドノー氏が指摘したように
Ama çoğunlukla içinizde bir sevgi ve şefkat hissi uyandırıyorlar.Aber vor allem rufen sie Mitgefühl hervor.
Ama çoğunlukla içinizde bir sevgi ve şefkat hissi uyandırıyorlar.Ale wywołują poczucie troski.
Ama çoğunlukla içinizde bir sevgi ve şefkat hissi uyandırıyorlar.Dar în principiu evocă un sentiment de grijă.