Ana içeriğe geç
Sözlük

şefkat ile cümle

şefkat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Corky, stary!" I powiedział, masując go czule.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Corky, starý muž," povedala som mu nežne masírovať.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Corky, starý muž," řekla jsem mu něžně masírovat.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Corky, vanha mies!" Sanoin, hierovat häntä hellästi.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Corky, vecchio!" Dissi, massaggiando teneramente.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."코키, 노인은"나는 부드럽게 사람을 마사지했다.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Omul Corky, vechi!" I-am spus, masaj-l tandru.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Τον Kόρκι, γέρος!", Είπα, μασάζ τον τρυφερά.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Корки, старий!" Я сказав, масажуючи його ніжно.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Корки, старик!" Я сказал, массируя его нежно.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."Корки, старче!" Казах, го масажирате нежно.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj."فليني ، رجل يبلغ من العمر!" قلت له بحنان تدليك.
"Corky, yaşlı bir adam!" Dedi şefkatle ona masaj.私は貧しい嫌な人ヒステリックwas恐れた。
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,A keďže Boh samotný povedal, že jeho základnou vlastnosťou je súcit, v skutočnosti Korán vraví, že:
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,E poiché Dio stesso disse che il primo tra suoi attributi è la compassione, nel Corano si dice che:
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,Gott selbst sagte, seine wichtigste Eigenschaft sei sein Mitgefühl, im Koran steht wörtlich:
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,"Kleed jezelf met de kleding van God."
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,Och eftersom Gud själv har sagt att hans främsta kännetecken är medkänsla,
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,Porque Dios dijo que su principal atributo es la compasión, de hecho, el Corán dice:
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,Và bởi vì chính Chúa nói rằng, đức tính cơ bản của ngài là từ bi,
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,А так как сам Бог сказал, что его главное качество - это сострадание, фактически, Коран говорит:
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,וכיוון שאלוהים עצמו אמר שסגולתו העיקרית היא החמלה,
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,ولأن الله نفسه قال إن السمة الأساسية له هو الرحمة ،
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,コーランには「アラーは慈悲を御自分の動となされる」
Çünkü Allah, kendi şefkati için Kur'an'da buyurur ki,하느님 스스로 제일(第壹)의 속성은 자비라고 말씀하시기 때문입니다.
Daha ilginç bir soru ise: Şefkatli İnsanın kıssasını düşünmek birşey fark ettirdi mi? Cevap:E soprattutto: fece qualche differenza il fatto che contemplassero la parabola del Buon Samaritano?
Daha ilginç bir soru ise: Şefkatli İnsanın kıssasını düşünmek birşey fark ettirdi mi? Cevap:Nog interessanter is: maakte het wat uit of ze nadachten over het verhaal van de Barmhartige Samaritaan?
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Dalai Lama, care a spus, "Dacă vrei ca ceilalți să fie fericiți, practică compasiunea.
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Dalai Lama, yang mengatakan, "Jika Anda ingin orang lain bahagia, jalankanlah belas kasih.
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Dalai Lamę, który powiedział:
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Dalajlámu, který řekl, "Když chceš, aby ostatní byli šťastní, praktikuj soucit.
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Ngài Dalai Lama, người đã nói "Nếu bạn muốn người khác hạnh phúc, hãy thực tập lòng từ bi.
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Далай Лама, който казва:
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Далай Ламу, который сказал:
Dalai Lama, "Başkalarının mutlu olmasını istiyorsanız şefkatli olun.Далай Ламу, котрий сказав, "Якщо хочете, щоб інші були щасливі, співчувайте.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Autrement dit, au moment d'acheter, nous pourrions faire un choix empreint de compassion.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Cu alte cuvinte, in momentul achizitiei, putem sa facem o alegere bazata pe compasiune.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Dengan kata lain, pada saat pembelian, kita mungkin dapat membuat sebuah pilihan yang berbelas-kasih.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.En otras palabras, al momento de comprar, quizás podamos hacer una elección compasiva.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.In altre parole, al momento dell'acquisto, potremmo essere in grado di fare una scelta compassionevole.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Innymi słowy, być może w momencie kupowania będziemy w stanie dokonać odpowiedzialnego wyboru.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Jinými slovy, ve chvíli nákupu, možná budeme schopni učinit soucitnou volbu.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.다른 말로 하면, 구매자의 관점에서, 우리는 좀 더 동정심에 기반한 선택을 할 수 있다는 것이지요.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Más szavakkal, a vásárlás helyén képesek lehetünk együttérző döntést hozni!
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Med andra ord, när vi köper något, skulle vi kunna göra ett medkännande val.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Med andre ord, på købstidspunktet, kunne vi være i stand til at tage det medfølende valg.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Mit anderen Worten könnten wir zum Zeitpunkt des Kaufs eine aus Mitgefühl motivierte Wahl treffen.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Nói cách khác, ngay lúc mua hàng, ta đã có thể có một lựa chọn hợp lí.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Oftewel: bij de aankoop zouden we een keuze kunnen maken vanuit medeleven.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Ou seja, em qualquer ponto de venda, é possível fazer uma escolha com base na compaixão.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Другими словами, в момент покупки у нас будет возможность проявить сострадание.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.Іншими словами, у точці покупки ми можемо робити доброчинний вибір.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.С други думи - при покупка може да сме в състояние да правим състрадателен избор.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.במלים אחרות, בנקודת הרכישה, נוכל לבחור מתוך חמלה.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.بمعنى آخر. عند الشراء يمكننا أن نقوم باختيار متعاطف.
Diğer bir deyişle, satınalma noktasında şefkatli kararımızı verebilecek durumda oluruz.思いやりのある選択をすることができるということです 情報科学でよく知られた言葉があります
Doğaçlama şefkat kesinlikle planlanamaz, beklenmedik ve tahmin edilemezdi.A spontán együttérzés, amit nem lehetett megtervezni, ami váratlan és kiszámíthatatlan volt.
Doğaçlama şefkat kesinlikle planlanamaz, beklenmedik ve tahmin edilemezdi.Compaixão espontânea que não podia ter sido planeada, que foi inesperada e imprevisível.
Doğaçlama şefkat kesinlikle planlanamaz, beklenmedik ve tahmin edilemezdi.Compasiune spontană care nu poate fi planificată, neaşteptată şi imprevizibilă.
Doğaçlama şefkat kesinlikle planlanamaz, beklenmedik ve tahmin edilemezdi.그것은 전혀 계획되지 않은 자발적인 동정심이었습니다. 뜻 밖이었고, 예측할 수도 없는 상황이었죠.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod