Ana içeriğe geç
Sözlük

şayet ile cümle

şayet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Başbakan şayet meclis desteğini yitirirse istifa eder veya meclisi sona erdirerek yeniden seçime gider.إذا فقدت الحكومة ثقة مجلس النواب، فمن المتوقع أن تدعو إلى انتخابات جديدة أو الاستقالة.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.Vós igualmente não podeis dar fruto por vós mesmos, se não permanecerdes unidos a Mim.
Şayetet 13, İsrail donanmasının özel kuvvet birimine verilen ad."Frota 13") é uma unidade de forças especiais da Marinha de Israel.
Şayet öyleyse, olay ufkunun yarıçapı yaklaşık olarak 44 km olmalıdır.Se for este o caso, o raio do seu horizonte de eventos provavelmente tem 26 km.
Şayet düzenli bir şekilde yürütülürse krizin ilerlemesini azaltabilir.Se ela for muito baixa pode comprometer o desenvolvimento da planta.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.Vergeet deze les in geen geval. gij zult krijgen wat gij verdient.”
Şayet birinci ortam boşluk veya hava ise n1=1'dir.Indien de bol zich in lucht bevindt geldt bij benadering n1=1.
Şayet ışın B noktasından çıksaydı, A noktasına ulaşmak için aynı yolu izleyecekti.Op de B-kant verscheen I'll hold your hand.
Şayet akım ölçülüyorsa (ampermetre), ölçü aleti devreye seri olarak girmelidir.Ook wanneer de troon onbezet is (geen opvolger), stellen de kamers een regent aan.
Şayet salmastradan kaçak olursa daha fazla sıkılır.Na de opheffing van de veerdienst kwam Heijplaat nog meer geïsoleerd te liggen.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.I nie wolno wam się dzielić, wróżąc za pomocą strzał, bo to jest bezbożnością.
Şayet zulüm ve fenalık kesinleşirse aslında onu görevden almakla yetinilmesi doğru değildir.Złem i grzechem było jedynie korzystanie z niego w niewłaściwy sposób.
Şayet başarısız olursam, hikâyemi nakşet ki bunca çaba boşa gitti sanılmasın.Kiedy nie jestem z tobą, ciągle rozmyślam czy coś ci się nie stało.
Şayet başarısız olursam, hikâyemi nakşet ki bunca çaba boşa gitti sanılmasın.Men svarade man fel så förlorade man alla sina pengar.
Şayet yakalansaydı Sovyet Ordusu tarafından infaz edilmesi kaçınılmazdı.Після придушення повстання він був заарештований радянськими військами.
Şayet onaya sahip değilse, güvenilir olması nereden gelir?А коли не бреше, то чого вона варта?
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.Nevěřící nepřestanou proti vám bojovat, dokud vás neodvrátí od náboženství vašeho, budou-li toho schopni.
Şayet yakalansaydı Sovyet Ordusu tarafından infaz edilmesi kaçınılmazdı.Po osvobození byl obsazen sovětskou armádou.
Şayet başarısız olursam, hikâyemi nakşet ki bunca çaba boşa gitti sanılmasın.Kdyby vám uhasla, vzpomeňte na náš žal, že jsme tu padli zbytečně.
Şayet birinci ortam boşluk veya hava ise n1=1'dir.Prostor pod vaničkou, pokud existuje, je také zóna 1.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.Nu le căutați însă gâlceavă, dacă vă dau apoi ascultare.
Şayet akım ölçülüyorsa (ampermetre), ölçü aleti devreye seri olarak girmelidir.Atunci când se împrimăvărează, însă, odată cu zăpada, dispare și magia.”
Şayet 8 ya da daha az yarışmacı varsa 3 denemeden sonra, 3 deneme daha yapılabilir.Jos heittojen summa on kahdeksan tai alle, pelaajan täytyy yrittää uudelleen.
Şayet mide onikiparmak bağırsağına yeniden eklenemiyorsa Billroth II işlemi uygulanır.Οι όγκοι στο κάτω μέρος του στομάχου μπορεί να απαιτούν μια Billroth I ή II Billroth διαδικασία.
Şayet böyle olmasaydı, yani ışınlar gözden sürekli olarak çıkmasaydı, nesneler bütün olarak görülemezlerdi.For hvis alle løj, ville sandheden aldrig se lyset, og det ville skabe et totalt kaos.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.Ikke sy eller strikke når dere får litt ledig tid - tenk.»
Şayet ışın B noktasından çıksaydı, A noktasına ulaşmak için aynı yolu izleyecekti.Hadde lyset gått den motsatte veien fra B til A, ville det opplagt ha fulgt den samme veien.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.Janganlah pula apabila kamu melakukan kekhilafan, berputus asa dengan kekhilafan yang telah dilakukan itu.
Şayet salmastradan kaçak olursa daha fazla sıkılır.Perekonomian orang Tionghoa di Lasem pun semakin mengalami ketidakpastian.
Şayet iletişim yakın iki nokta arasında olacaksa, sistem iki istasyondan oluşur.Nếu 2 đường tròn tiếp xúc trong, đoạn nối tâm của 2 đường tròn đó bằng hiệu 2 bán kính của 2 đường tròn đó.
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.またかれはあなたがたの養子を、あなたがたの実子ともなされない。
Şayet karış açmışsa (kendi karışıyla bir karış mesafeye yaklaşmışsa) 1 misket alır.拾おうとすると先制攻撃を仕掛ける(たまに先制されないこともある)。
Şayet onaya sahip değilse, güvenilir olması nereden gelir?もし判断が一貫しないのであればそれは何故だろうか。
Şayet akım ölçülüyorsa (ampermetre), ölçü aleti devreye seri olarak girmelidir.また、不機嫌になると何故か手近な物を頭に載せる癖がある(アニメでは割愛された)。
Şayetet 13, İsrail donanmasının özel kuvvet birimine verilen ad.シャイェテット・13 - イスラエル海軍の特殊部隊。
Şayet salmastradan kaçak olursa daha fazla sıkılır.サブルーチンに引数があればさらに便利になる。
Şayet yayın sürekli ise sabah 06.00'da ve gece yarısında çalınır.朝6時の開館時および正午、午後6時に鳴らされる。
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.您,或恁,并不表尊稱,而是在不同語境中有“你們/你(們)的/你(們)”之義。
Şayet öyleyse, olay ufkunun yarıçapı yaklaşık olarak 44 km olmalıdır.如果如此,它的事件視界半徑約為26公里。
Hazansız bir zemîn isterse, şâyet rûh-ı serbâzın, Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-ı pervâzın.如果他意欲,他就使你們消逝,而以他所意欲的人繼承你們,猶如從別的民族的後裔中使你們興起一樣。
Şayet karış açmışsa (kendi karışıyla bir karış mesafeye yaklaşmışsa) 1 misket alır.若敗其前鋒,則彼已奪氣,可遂破也。
Eğer cezalandırılmayacak iseniz, onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz."너희가 굳게 믿지 아니하면 결코 굳건히 서지 못하리라."(이사야 7:9).
Şayet karış açmışsa (kendi karışıyla bir karış mesafeye yaklaşmışsa) 1 misket alır.그 외 부분은 자동으로 이루어지며, 한 행이 완성이 될 때 시작된다.
Şayet önlem alınmamışsa, kaynak kısa süre içinde arızalanır.אם לא תיעשה פעולת הצלה דחופה, המבנים יתפוררו בזמן הקרוב או הרחוק.
Şayet köpek B şahsı tarafından bulunursa A şahsı vaadedilen miktarı B'ye ödemek zorundadır.אם הילדים מתגוררים אצל הורה ב', יחויב הורה א' לשלם לו סך 3,000 ש"ח.
Şayet düzenli bir şekilde yürütülürse krizin ilerlemesini azaltabilir.אם ניתן לזה להמשיך, המצב רק יתדרדר.
Oyuncu şayet Anlaşma'ya varmak isterse, Niko, Phil Bell ile takas yapmak için limanda buluşur.אם השחקן בוחר באפשרות העסקה, בל ישתתף במשימה יחד עם ניקו.
Şayet onaya sahip değilse, güvenilir olması nereden gelir?А ако е не, от какво зависи.
Şâyet, bizde bir kötü niyet görürseniz hemen bizi süngülerinizin ucuna takınız...”И ако след като разбереш грешките си, решиш да се поправиш, ще те упрекнат в скъперничество."
Şayet akım ölçülüyorsa (ampermetre), ölçü aleti devreye seri olarak girmelidir.A kad posve zadovolji ispitnu probu i pretpostavljene, pojavit će se tzv. viša sila.
Şayet öyleyse, olay ufkunun yarıçapı yaklaşık olarak 44 km olmalıdır.Prosječni promjer mu iznosi oko 44 km.
Şayet ışın B noktasından çıksaydı, A noktasına ulaşmak için aynı yolu izleyecekti.Podľa neho, svetlo sa šíri z bodu A do bodu B po takej trajektórii, aby do bodu B prišlo za čo najkratší čas.
Şayet düzenli bir şekilde yürütülürse krizin ilerlemesini azaltabilir.Jei per dažnai tai darysite, galite sugadinti poplaukį.
Şayet salmastradan kaçak olursa daha fazla sıkılır.Sallustiuse identifitseerimine on mõnevõrra raskendatud.
Biliyorsunuz cahildi, şayet yüzden kodların okunması mümkün olsa bile okuma-yazma bilmiyordu.Era ignorante, non sapeva leggere e scrivere anche se fosse stato possibile leggere i codici sulla faccia.
Biliyorsunuz cahildi, şayet yüzden kodların okunması mümkün olsa bile okuma-yazma bilmiyordu.설사 얼굴만 보고도 구별이 가능했다고 하더라도 그 코드를 읽거나 쓰는 법을 몰랐죠.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin a dit, "Je n'ai jamais été athée au sens de nier l'existence d'un Dieu.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin a spus, "N-am fost niciodată un ateu în sensul de a nega existența lui Dumnezeu.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin řekl, "Nikdy jsem nebyl ateista v tom smyslu, že bych popíral existenci Boha.
Darwin, "Ben, hiçbir zaman ateist olmadım; "şayet bu bir tanrının varlığını inkâr etmek anlamına geliyorsa."Darwin sagde, "Jeg har aldrig været en ateist i forstanden at benægte Guds eksistens.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod