şaskınlık ile cümle
şaskınlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tahmin edilebilirlik ver, şaşkınlık da ver.Give me predictability, give me surprise.
Hatta hatırlıyorum, beni bundan haberdar edenler öğrencilerimdi ve şaşkınlık içindeydik.And I remember my students were the ones who told me about it, and we would -- we were just amazed.
Ve bu gerçekten şaşkınlık verici!And this is truly astonishing.
Hayat şaşkınlık karşısında hareket edebilmektir, ve hayat, insanları gerçekten sevmektir.It's about acting in the face of overwhelm. And it's about loving people really well.
RAB sizi delilikle, körlükle, şaşkınlıkla cezalandıracak.Yahweh will strike you with madness, and with blindness, and with astonishment of heart;
Şaşkınlık içinde, ‹‹Bütün insanlar yalancı›› dedim.I said in my haste, "All men are liars."
Hepsi hayret ve şaşkınlık içinde birbirlerine, ‹‹Bunun anlamı ne?›› diye sordular.They were all amazed, and were perplexed, saying one to another, "What does this mean?"
Sen de o zalimlere şaşkınlıktan başka bir şey artırma.So do not give the evil-doers increase but in error.
Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."Our father is surely in the wrong.
Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz."You are only in palpable error.
Şu da kuşkusuz ki, bizim babamız, inkâr edilemez bir şaşkınlık içindedir."Our father is surely in the wrong.
Kuşkusuz, suçlular, şaşkınlık ve çılgınlık içindedir.Surely the sinners are misguided and insane.
Sen de o zalimler için şaşkınlıktan başka bir şeyi artırma."So do not give the evil-doers increase but in error.
(Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Haşa Rabbimiz! Bu bir beşer değil...He is no mortal but an honourable angel."
(Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını arttır!So do not give the evil-doers increase but in error.
Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.So do not give the evil-doers increase but in error.
Mücrimler tam bir şaşkınlık ve çılgınlık içindedirler.Surely the sinners are misguided and insane.
Belli bir süreye kadar onları şaşkınlıkları içinde bırak.So leave them to their ignorance for a time.
Ki şaşkınlıkları içinde umursamıyorlar.Who are lost in deception.
Gerçeği pek güzel anlayacaklar o gün. Ama zalimler o gün tam bir şaşkınlık içindedirler.But the evildoers even today are in error manifest.
Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyüttüler ve (şaşkınlıkla) ellerini kestiler.And she said: come forth to them.
Ama zalimler o gün tam bir şaşkınlık içindedirler.But to-day the wrong doers are in error manifest.
(Şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve dediler ki: Haşa Rabbimiz!They said: "How perfect is Allah (or Allah forbid)!
Doğrusu şu ki, o onlara ansızın gelecek de onları şaşkınlıktan donduracak.In fact, it will come upon them suddenly, and bewilder them.
"Çoklarını saptırdılar. Sen de o zalimler için şaşkınlıktan başka bir şeyi artırma."They have misled many, so do not increase the wrongdoers except in confusion.”
Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.They have misled many, so do not increase the wrongdoers except in confusion.”
Bakanın bu değerlendirmesi AB tarafından "şaşkınlık ve endişeyle" karşılandı.His assessment has been greeted with "surprise and concern" in the EU.
Bir çocuğa kanser teşhisi konduğunda, ebeveynleri şaşkınlık ve korku içine düşüyor.When a child is diagnosed with cancer, shock and fear set in for the parents.
ABD'li ve İngiliz diplomatlar şaşkınlıklarını gizlemediler ve açıklama istediler.US and UK diplomats did not hide their amazement and sought clarification.
Türk liderler şaşkınlık ve endişelerini dile getirdiler.Turkish leaders expressed their shock and concern.
DUI Kostov'un kararını şaşkınlıkla karşıladı.DUI expressed surprise at Kostov's decision.
Bunun yerine, şaşkınlıkları artık bu hareketi görmelerine izin veren beyinlerinden gelecekti. [1]Instead, their surprise would come from their brain now allowing them to see this motion.[23]
Herkes şaşkınlık içindeydi.Alle waren total verblüfft.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Alle lernten sie auswendig.
Ve yine: "Şaşkınlık içerisinde kendimizi modern bilimin eşiğinde buluyoruz.Zudem stehe das Analogisieren „im fundamentalen Widerspruch zur Methode der heutigen Wissenschaft“.
Ne var ki, evinde misafir ettiği "kadın"ın aslında bir erkek olduğunu anlayınca büyük bir şaşkınlık geçirir.Daß sie hier von Frau zu Frau geht, ist das eigentliche Skandalon.
Bu şaşkınlık daireden daireye geçtikçe arttı.Diese ist in dem Raum sichtlich gealtert.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Tout le monde fut stupéfait.
Dönen felek şaşkınlık içine düştü.L'élément de surprise est donc perdu.
Otho yeis ve şaşkınlık içinde yalnız kalmıştır.Alakay reste alors enfermé dans la boîte seul et triste.
Tebboun'un atanması şaşkınlık yaratmıştır.El nombramiento de Tebboune se consideró sorprendente.
Aslında bu şaşkınlık yaratmamalı, çünkü kimse ona karşı çıkmamıştır.No hay intención de engañar porque nadie se lo toma en serio.
Polisler kapıları kapattı ve etrafı şaşkınlık kapladı.La policía bloqueó las puertas y la confusión aumentó.
18 Mart'ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı.Los resultados electorales del 20 de marzo trajeron algunas sorpresas.
Danny farkında olmadan adamı oğlunun önünde öldürür, sonra bu şaşkınlıkla ordan kaçarken yaralanır.Danny le dispara en presencia de su hijo pequeño, y luego es herido de bala en el hombro durante la huida.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.Susan y el Doctor, mientras tanto, se ven envueltos en líos casamenteros.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Todo el mundo se sorprendió con esto.
Ona şaşkınlıkla baktı.Lo guardò con stupore.
Bu duyuru test yapanlarda ve kullanıcılarda "şaşkınlık ve öfke"ye yol açmıştır.Questo annuncio ha portato a "stupore e indignazione" da parte di utenti e tester.
Saldırı devrimci İran tarafından tamamen şaşkınlıkla karşılandı.L'attacco colse i rivoluzionari dell'Iran completamente di sorpresa.
Hazırlanan taslak 13 Şubat 1946 günü şaşkınlık içerisindeki Japon yetkililerine sunulur.La bozza della costituzione fu presentata il 13 febbraio 1946 per la sorpresa degli ufficiali giapponesi.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.Il Dottore e i suoi compagni ne rimangono coinvolti.
Onun sözlerinden şaşkınlıkla dedim ki, benim adım Çimnaz değil, Sonadır.Rivela, verso la fine, che il suo vero nome è Lucy e non Wildstyle.
Gorem sahaya girdiğinde Cycloid'in 3 katı uzunluktadır, Juile ve Billy şaşkınlık içindedir.Nelle primissime strisce, quando Sally è ancora molto piccola, lei e Snoopy giocano insieme.
Saldırı devrimci İran tarafından tamamen şaşkınlıkla karşılandı.Вторжение застало Иранское государство врасплох.
Herkes şaşkınlık içindeydi.Все были в замешательстве.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.Все воспринимают выступление с недоумением.
II. Ömer'in ölümü ile Medineli âlimler epeyce bir şaşkınlık içerisine düşmüşlerdi.Да и со смертью самого Иэхару связано немало загадок.
Andrea ise tüm bu olanları şaşkınlıkla izlemektedir.Потому что Маргарет оказалась полна сюрпризов.
Dönen felek şaşkınlık içine düştü.الأمر الذي نفاه الفريق ضاحي خلفان.