şaskınlık ile cümle

şaskınlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Şaşkınlık beni konuşmamdan mahrum etti.Astonishment deprived me of speech.
Şaşkınlıkla gözleri büyüdü.Her eyes become round in surprise.
Mary şaşkınlıkla ona baktı.Mary stared back at him in surprise.
Şaşkınlıktan dona kalmıştık.We were struck dumb with astonishment.
Ben New York'a ilk gittiğimde, bir şaşkınlık içindeydim.When I first got to New York, I was in a daze.
Bunu duyduğumda şaşkınlıktan dilim tutulmuştu.When I heard it, I was dumbfounded.
Depremin ardından, insanlar şaşkınlıkla yerdeki derin çukura baktılar.After the earthquake, people stared into the deep hole in the ground in surprise.
Ona şaşkınlıkla baktı.He stared at her in astonishment.
O, şaşkınlıkla bana baktı.He looked at me in surprise.
O şaşkınlıkla etrafına bakındı.She looked around in wonder.
Tamamen şaşkınlıktan dilim tutuldu.I was totally dumbfounded.
El yazısı kullanabilen genç insanların sayısının gitgide azaldığını şaşkınlıkla öğrendim.I was amazed to learn that fewer and fewer young people can write in cursive.
"Burada ne yapıyorsun?" diye şaşkınlıkla bana sordu."What are you doing here?" he asked me in surprise.
O şaşkınlık içinde ona baktı.She stared at him in astonishment.
Bu gerçekten şaşkınlık verici.It's truly amazing.
O şaşkınlıkla durakladı.She paused in surprise.
Tom'un gözleri şaşkınlıkla açıldı.Tom's eyes widened in surprise.
Tom şaşkınlıktan yakalandı.Tom was caught by surprise.
Tom, Mary'nin yüzünde bir şaşkınlık bakışı gördü.Tom saw a look of confusion on Mary's face.
Tom hiç şaşkınlık göstermedi.Tom showed no surprise.
Tom şaşkınlıkla etrafına bakındı.Tom glanced around in astonishment.
Tom hâlâ şaşkınlık içinde.Tom is still in a daze.
Şaşkınlıktan dilimiz tutuldu.We were dumbfounded.
Şaşkınlıktan dilim tutulmuştu.I was dumbfounded.
Elektrik kesildiğinde herkes şaşkınlık içinde koşuşturuyordu.When the electricity went off everyone was rushing about in a state of confusion.
Tom gömleğindeki lekeye şaşkınlık içinde baktı.Tom looked in consternation at the stain on his shirt.
Sadece bir şaşkınlık şimdi bize yardımcı olabilir.Only a wonder can help us now.
O şaşkınlık içinde baktı.She looked in amazement.
Tom tatil planları üzerinde gerçek bir şaşkınlık içindeydi.Tom was in a real muddle over his holiday plans.
Tom şaşkınlıkla baktı.Tom stared in astonishment.
Mary şaşkınlıkla baktı.Mary stared in astonishment.
Tom şaşkınlıkla Mary'ye baktı.Tom looked at Mary in astonishment.
Tom şaşkınlık içinde olabilir.Tom may have been disorientated.
İkimiz de şaşkınlık içinde gülümsedik.We both smiled in amazement.
Sadece şaşkınlıktan dilim tutuldu.I was just dumfounded.
Tom şaşkınlık içinde izledi.Tom watched in amazement.
Saldırı devrimci İran tarafından tamamen şaşkınlıkla karşılandı.The attack took revolutionary Iran completely by surprise.
Ancak şaşkınlık içinde olan Van Bosse, 68 yaşında Koloni İşleri Bakanı olarak atandı.However, to his surprise, Van Bosse was appointed Minister of Colonial Affairs at the age of 68.
Bu duyuru test yapanlarda ve kullanıcılarda "şaşkınlık ve öfke"ye yol açmıştır.This announcement has led to "astonishment and outrage" from testers and users.
Tebboun'un atanması şaşkınlık yaratmıştır.The appointment of Tebboune was considered surprising.
Dönen felek şaşkınlık içine düştü.The troops fell back in confusion.
Her türlü sese şaşkınlıkla tepki vermektedirler.I shall deliver you from all sinful reactions.
Demeter şaşkınlıkla çocuğu elinden ateşe düşürür.Rudra brings him out of the fire miraculously.
Aslında bu şaşkınlık yaratmamalı, çünkü kimse ona karşı çıkmamıştır.There is no intent to deceive because no one takes it seriously.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.The Doctor and his companions become heavily involved.
Herkes onu şaşkınlıkla dinlemiştir.The decision took everyone by surprise.
Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu.There was enormous upheaval.
Kral şaşkınlıkla ona baktı.The King stared at him in amazement.
Açılmasını sağlayan o bilek güreşi değil, ona yaşattığım küçük şaşkınlık oldu.It wasn't this arm-wrestle, but it was a little surprising for the person involved.
Marvel yüzüne şaşkınlık oldu.Marvel's face was astonishment.
O sonsuz bir şaşkınlık içinde baktı.He stared at it in infinite perplexity.
"Neden bana, sevgili, oldukça içi boş geliyor!" Diye şaşkınlıkla bakarak belirtti.lined the floor. "Why, dear me, it sounds quite hollow!" he remarked, looking up in surprise.
Ve sonra şaşkınlık ümide dönüşüyor.And then the surprise turns into hope.
Bu bana şaşkınlık verdi. Ve bunlar Bilim Öğrencileri.That's very surprising to me." And those are science graduates.
Her ikisi de çiftçi olan annesi ve babası şaşkınlıktan dicek söz bulamadılar.Her parents, who are both farmers, looked on, speechless.
Ve şaşkınlıkla karşıladım ki, bana yüzde 100 destek verdiler.And to my astonishment, they backed me 100 percent.
En büyük silahımız şaşkınlıktır..Surprise and fear, fear and surprise... our two weapons are fear and surprise.
- Şaşkınlık.. -Şaşkınlık ve..- Surprise... - Surprise and...
En büyük silahlarımız şaşkınlık, falan,filan,falan,filanOur chief weapon is surprise, blah, blah, blah, blah.
Korku, şaşkınlık ve en acımasız..Fear, surprise, and a most ruthless...

İlgili Sayfalar