şarap ile cümle

şarap kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ayrıca, şaraplar içindeki şeker miktarına göre de sınıflandırılabilir.Då kan en bestämd mängd socker tillsättas för att inordna vinet i en viss torrhetsklass.
Hırvatistan'da iki farklı şarap üretim bölgesi bulunur.En av Kroatiens två vinregioner.
Bu şarap kalitesini gösterir.Detta tillföll Wijnkoop.
Enoloji (ya da önoloji), şarapları ve şarap yapımını inceleyen dal.Oenologi (œnologi, även enologi och önologi), är läran om vin och dess tillverkning.
Bir büyük yudum şarap ağza alınır.En stor flaska av tenn att ha vin i.
Et yemek, şarap içmek ve yağ kullanmak kesinlikle yasaktır.Tugga tuggummi, äta eller dricka i dojon är förbjudet.
Şarkının adını da o şaraptan sonra koydular.Efter honom skall därför drycken fått sitt namn.
Örneğin; o dönemde şarap içmezler ve saçlarını kestirmezlerdi.På själva den nionde dagen fastar man genom att varken äta eller dricka.
Hem kırmızı şarap üretiminde hem de sofralık üzüm olarak kullanılır.Den används även som inblandningsdruva i röda viner.
Arnavut ailelerin geleneksel şarap ve rakı üretmek için kendi bahçelerinde üzüm yetiştirdiği bilinmektedir.Klings menar att de vinnlägger sig om att använda lokala och traditionella råvaror i sina glassar.
Bileşiğin aroması taze şaraplarda daha keskindir.Doften är i unga viner mycket fruktig.
Kuvvetli kırmızı şarap ile tüketilmesi tavsiye edilir.(Skall vi välja ett rödvin? )
Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir.Rätt hanterad kan den dock ge ett fylligt vin med god tannin-halt.
Şarap içmeyi tercih ettiler.(Kanske vi hellre skulle välja ett rödvin? )
Ama finalde Mariya Şarapova engeline takıldı.Samtidigt tillkom gårdshuset mot Maria trappgränd.
Bağcılıktan şarap ve grappa likoru elde edilir.Där tillverkas spritdrycken grappa.
Bölge şarapçılık ve üzüm yetiştiriciliği ile de ünlüdür.Idag är ön även känd för sin grönsaksodling och vinproduktion.
20. yüzyılın sonlarında şarapçılık endüstrisi kuzey ülkelerinde de yayılmaya başladı.Och i slutet av 1900-talet lyckades man åter med vinodlingen i England.
Yetiştirilen üzümler pazarlarda satılmakla birlikte evlerde pekmez ve şarap yapımında da kullanılmaktadır.Utbildade sommelierer arbetar, förutom på restauranger, även med inköp och marknadsföring av viner.
San Marino şarabı, San Marino'daki küçük ama kârlı şarap endüstrisini anlatır.Вина Сан-Марино — вино у Сан-Марино є невеликою, але прибутковою виноробною промисловістю.
Arnavutluk 2009 yılında yaklaşık 17.500 ton şarap üretmiştir.Албанія виробила близько 17 500 вина у 2009 році.
Şarap içmezler, domuz eti yemezler.Як мусульмани, не їдять свинини, і не п'ють спиртного.
Şarap tanrısıdır.Божий виноградник.
Ne yazık ki şarap üretilmemektedir.Столові вина не декантують.
Ayrıca üzümden de şarap yaparlardı.Із зерна робили вино.
Kuvvetli kırmızı şarap ile tüketilmesi tavsiye edilir.Бажано вживати його з насиченими, червоними винами.
Şarapova Amerika Açık'ın ardından Asya'ya geçmiştir.В Європу агави завезені після відкриття Америки.
Şarap ve konyaklarıyla meşhurdur.Молдавія славиться своїми винами і коньяками.
Kadın bunu bir şarap şişesine boşaltır.Пляшку вкидає в болото.
Tanrı sana göklerin çiyinden ve yerin verimli topraklarından bol buğday ve şarap versin.І хай Бог тобі дасть з роси Неба, і з ситости землі, і збіжжя багато й вина молодого!
Şarap içmeyi tercih ettiler.Жінкам не дозволяли пити вино.
Tedavi amaçlı tüketim dışında Antik Yunanistan'da kadınların şarap içmesi hoş karşılanmazdı.Поза цих терапевтичних цілей греки не схвалювали вживання вина жінками.
Öküzgözüyle birleştiğinde harika bir şarap olmaktadır.Гарно поєднується з молодим вином.
Ülkede 8500 hektardan fazla şaraplık üzüm bağı vardır.У світі налічується понад 8000 сортів винограду.
Şarap genelde sulandırılarak içilirdi.Чашечка зазвичай опукла.
Doğu Avrupa'da şarap ihtiyacının büyük bir kısmı burada üretilir.У багатьох населених пунктах округу виробляється вино.
Anlatım esnasında, dört bardak şarap tüketilir.Я бачила всього два рази, як тато пригубив келих вина.
Şaraplarıyla ünlüdür.Схиблені на вині.
Şaraplar koku açısından iki adımda incelenir.Зазвичай корчага вина рівнялася двом відрам.
Bu şarap kalitesini gösterir.Після цього вина класифікують.
Ayrıca Yahudilerin kurtuluşu şarap yoluyla gerçekleşmiştir.Від єгиптян пивоваріння переймають євреї.
Yanında ona eşlik edecek bir de şarap varsa, bu basit yemek bir ziyafete dönüşür.Якщо йде в гості з пляшкою вина, то обов'язково відпиває з неї.
Genellikle Beyaz şarap rengindedir. %18-20 oranında alkol içerir.Рисове вино зазвичай містить 18-25 % алкоголю.
Bölgede şarap üretimi yapılmaktadır.Зараз тут проводиться дегустація місцевих вин.
Şaraplık Üzüm asmaları ve Zeytin ağaçları kısmen bakımlıdır.Виноградники й оливкові дерева культивувалися в невеликих масштабах.
Ayrıca mahallede şarap mahzenleri ve küpleri de bulunmaktadır.Також у районі займались виноробством та шиттям килимів.
Yunanların pembe şarap ve beyaz şarabın yanı sıra kırmızı şarap yapmayı da bildikleri düşünülmektedir.Греки вміли робити червоне, рожеве і біле вино.
Antik Yunan tiyatrosu şarap tanrısı Dionysus'u onurlandırmak için yapılan devlet festivallerinden doğdu.Виникнення давньогрецького театру пов'язане зі святами на честь бога виноградарства Діоніса — Діонісіями.
Onların başka şarapları yok.У них не лишилося вина.
Bana bir şişe şarap ver.Дай мені пляшку вина.
Şarap üzümden yapılır.Вино роблять з винограду.
Ne tür şarap tavsiye edersiniz?Яке вино порадите?
Bu şarap Arjantin'den mi?Це вино з Аргентини?
Tom şarap sever.Том любить вино.
Bana şarap ver.Дай мені вино.
Şarap getir.Принеси вино.
Bira, votka, şarap ya da soda mı tercih edersin?Ти надаєш перевагу пиву, горілці, вину, чи газованій воді?
Şarap ya da bira içelim.Давайте вип'ємо вина або пива.
Bir şişe şarap getirdim.Я приніс пляшку вина.
Bir şişe şarap getirdim.Я принесла пляшку вина.
İlgili Sayfalar